Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/13966 E. 2023/916 K. – Silahlı Terör
Konu: Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/13966
- Karar No
- 2023/916
- Karar Tarihi
- Konu
- Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/685 - 2020/569 SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafii ...'ın duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen cezanın süresine göre yasal şartları bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince, reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2018 tarihli ve 2018/378 Esas, 2018/593 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2019/685 Esas ve 2020/569 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. C. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; yerel mahkemece alelacele, usul ve yasaya uyulmadan karar verildiğine, İstinaf Mahkemesinin matbu ifadelere yer vererek, gerekçe belirtmeden ret kararı verdiğine, deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın yapı ile bağlantısı bulunmadığına, yerel mahkemenin iddianameyi iade etmediğine ve suçlamadaki hususların her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle desteklenmediğine, suç ile sanık hakkında bağlantı kurulmadan verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, kesin yargı kararı olan bir konuda iade-i muhakeme kararı verilmeden yeniden soruşturma açılmasının hukuka aykırı olduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, savunmalarının dikkate alınmadığına, lehe deliller toplanmayarak ve dosyadaki iddiaların dayanağı belgeler verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığına, sanığın HTS kayıtlarının, çalışma bilgilerinin hukuka aykırı ele geçirildiğine, hukuka aykırı elde edilen delillere göre karar verildiğine, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğine, örgütün hangi tarihte silahlı terör örgütü olduğunun yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi tarafından tespit edilmediğine, sanığın hangi tarihte örgüte dahil olduğunun ortaya konulması gerektiğine, suç tarihinin yakalama ve gözaltı tarihi olarak kabul edildiğine, sanığın devam eden suça konu eylemi olmadığından suç tarihinin kabul edilemez olduğuna, terör örgütü kabul edilmeyen bir oluşumdan dolayı geriye yürütülerek suç isnat edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, 15 Temmuz 2016 öncesi yapılan eylem ya da işlemlerin suç teşkil etmeyeceğine, sanığın kastının bulunmadığından örgüt üyesi olmasının mümkün olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, hakkındaki tek iddianın ardışık aranma iddiası olduğuna, sanığın hiç tanımadığı kişilerce aranması eyleminin örgüt üyesi olduğunun kesin delili sayılamayacağına, ardışık aramadan bahsedilmesinin hukuken mümkün olmadığına, HTS kayıtlarının tek başına mahkumiyete yeterli ve kesin delil niteliğinde olmadığına, ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşılmasının hukuka aykırı olduğuna, alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin yeterli ve hukuki olmadığına ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince "0352 ... 96 22 numaralı sabit hattan askeri personel oldukları anlaşılan sanık ...'nın (...) (...) 81 20 numaralı GSM hattından 14.08.2014 günü 12.06'da (0 saniye) ve aynı tarihte 12.08'de (72 saniye), Ö. Ç.'ın (...) (...) 40 65 numaralı GSM hattından 12.01'de (12 saniye) ve 12.04'de (61 saniye) aynı ... ardışık olarak arandıklarının tespit edildiği, Fetullahçı Terör Örgütünün mahrem askeri yapılanması içerisinde asker olan örgüt üyelerinin mahrem sorumlular tarafından ankesörlü telefon veya büfe telefonlarından özellikle ilk tayin zamanlarında ilk buluşmanın gerçekleştirilmesi amacıyla arandığı, yine önemli durumlarda ve randevularının gerçekleştirilememesi halinde mahrem sorumluların aynı yöntem ile aramaları gerçekleştirdikleri, ayrıca aynı evde kalan askerler ile aynı sohbet grubunda olan askerlerin birinin aranarak irtibatın kurulduğu, asker şahıslardan birine ulaşılamaması halinde ise gruptaki diğer kişinin aynı yöntem ile arandığı tespit edilmiş olup, bu hususlar dikkate alındığında yukarda belirtilen sanığa ait iletişimin tespiti kayıtlarındaki arama ve görüşmelerin örgütsel gizli bir iletişim içerisinde gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, sanık her ne kadar üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş olsa da; örgütün genel işleyişinde üyelerine takdir hakkı tanımayıp askeri okullara girecek kişileri örgüte bağlılık seviyesi en yüksek üyeleri arasından kendisinin belirlediği, hatta silahlı kuvvetler mensuplarının örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullanmasına dahi sıcak bakmadığı ve haberleşmeleri ankesörlü veya kontörlü telefonlardan yapmak şeklinde üyelerinin deşifre olmaması için gizliliğe maksimum seviyede önem verildiği, sanığın kullanmış olduğu GSM hattının sabit hatlardan aranmış ve görüşme yapılmış olması, yine aynı aramada ard arda FETÖ/PDY kapsamında hakkında işlem yapılan başka asker şahsın da aranmış olması hususları dikkate alınarak sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği, sanığın örgütün askeri mahrem sorumluları ile sabit hat aramaları ile irtibat kurduğu, gizli sohbetler gerçekleştirdiği, silahlı terör örgütünün üyesi olduğu ve örgütün amaçları doğrultusunda eylemsel faaliyetler yürüttüğü kanaatine varıldığı, ardışık aramaya ilişkin bilirkişi tarafından dosyaya sunulan HTS raporu ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın FETÖ/PDY terör örgütü mahrem yapılanma içerisinde olduğu ve üzerine atılı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmakla sanığın tecziyesi cihetine gidildiği, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY terör örgütünün üye olmak suçunu işlediğinin sabit bulunması nedeniyle, TCK 61 inci maddesi uyarınca işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirlerken sanığın devletin askeri yapılanmasında görevli olması, silahlı kuvvetler mensubu olarak vatanına yüksek sadakat yükümlülüğünün bulunması, icra etmiş olduğu görevin önem ve hassasiyeti dikkate alındığında meydana gelen suç kastının yoğunluğu, suçun işlenme şekli ile sanığın amaç ve saiki nazara alınarak, TCK 3/1 inci maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olarak TCK 314/2. maddesi uyarınca, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle teşdiden cezalandırılmasına" karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın tahliye olduğu "18.10.2018" gününün 5271 sayılı Kanunun 232/2-d maddesi uyarınca gerekçeli karar başlığına mahallinde yazılması ve infaz sırasında gözetilmesi, hüküm gerekçesinin 5. sayfasında sanığın ücretli sabit hatlardan arandığı GSM numarasının "507 (...) 81 20" yerine "505 (...) 81 20" olarak yazılmasının mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, belirtilen eleştiri dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. B bendinde açıklanan nedenlerle, Tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir. B. Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 Esas, 2019/6842 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı", hususu nazara alınarak somut olay değerlendirildiğinde; Kardeşi adına kayıtlı ancak kendisi tarafında kullanıldığını beyan ettiği (...) (...) 81 20 numaralı GSM hattından 14.08.2014 günü askeri personel olan Ö. Ç. ile ardışık arandıkları tespit edilen sanığın eylemlerinin belirlenebilmesi bakımından; emniyet kayıtlarının yanı sıra BTK’dan alınan baz istasyonunu gösterir HTS kayıtlarının, “0” saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere getirilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun tanzim edilmesi, ayrıca sanığın, görev yaptığı yerlerin tespiti ile ilgili birimlere yazı yazılmak suretiyle, görev yaptığı yerler itibariyle sanık hakkında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramasının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi, yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmeleri, sanık ile ilgili herhangi bir beyanının olup olmadığının tespiti ile UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında başkaca bir beyan yahut ifade bulunup bulunmadığı araştırılıp, varsa bu beyan yahut ifadelerle birlikte hükümden sonra dosyaya geldiği anlaşılan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun 21.02.2020 tarihli yazısının ekleri ile yazı ekinde yer alan Analiz Raporunun CMK'nın 217 inci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafıine okunup değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması, isabetli bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2019/685 Esas, 2020/569 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2023 tarihinde karar verildi.