Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/4192 E. 2025/23326 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/4192
Karar No
2025/23326
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/123 E., 2016/126 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, Nitelikli mala zarar verme, Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet etme HÜKÜMLER : 1. Her iki sanık hakkında; a) TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 62, 53/1, 58/9 maddeleri uyarınca mahkumiyet; b) TCK'nın 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 62, 53/1, 58/9 maddeleri uyarınca her bir mağdura karşı ayrı ayrı olmak üzere 4'er kez mahkumiyet; c) 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan, 6352 sayılı Kanunun Geçici 1.maddesinin (b) bendi gereğince kovuşturmanın ertelenmesi; 2. Sanık ... hakkında; TCK'nın 170/1-c, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 31/3, 62, 50/3, 52/4, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet; TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçundan iade, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve nitelikli mala zarar verme suçları yönünden onama, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu yönünden bozma

İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. Sanıklar hakkında 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etme suçundan kurulan kovuşturmanın ertelenmesine dair hükümlere ilişkin temyiz talepleri yönünden; Sanıklar hakkında 2911 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçundan 6352 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesinin (b) bendi uyarınca verilen kovuşturmanın ertelenmesi dair kararların, anılan maddenin 4 üncü fıkrası ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi gereği durma kararı niteliğinde olup itiraz yasa yoluna tabi olduğundan temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, Diğer temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; II. Sanıklar hakkında nitelikli mala zarar verme suçlarından her bir mağdur yönünden ayrı ayrı hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, III. Sanık ... hakkında genel güvenliği kasten tehlikeye sokulması suçundan hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz talebi yönünden; Genel güvenliği kasten tehlikeye sokulması suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, TCK'nın 66/1-e, 66/2 ve 67/1-3. maddelerinde belirlenen olağan dava zamanaşımının 8 yıl, olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu, sanığın suçu işlediği tarihte 15-18 yaş aralığında olduğu, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suç yönünden zamanaşımı sürelerinin 2/3 oranına göre hesaplanması gerektiği, buna göre olağan dava zamanaşımı süresinin 5 yıl 4 ay, olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 7 yıl 12 ay olacağı, somut olayda suç tarihi olan 19.12.2010 tarihinde itibaren 19.12.2018 tarihinde olağanüstü zamanaşımı süresinin; zamanaşımını son kesen işlem olan 12.04.2016 tarihli mahkumiyet kararından itibaren 12.08.2021 tarihinde ise olağan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, bu sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a ve 223/8. maddeleri gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, IV. Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanıkların TCK'nın 314/3 üncü ve 220/6 ıncı maddeleri delaletiyle 314/2 inci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas, 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6 ıncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile TCK'nın 220/6 ıncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3 üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve yasa koyucu tarafından iptal edilen Kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5 inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2 nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38 inci maddesi ile TCK'nın 7 nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu açıklamlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işledikleri kabul edilerek TCK'nın 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddeleri delaletiyle 314/2 maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verildiği, TCK'nın 314/3 üncü ve 220/6 ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas, 2024/189 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bununla birlikte yasa koyucu tarafından iptal edilen kanun hükümleri bakımından yeni bir yasal düzenleme ihdas edilmediği, Anayasa'nın 38 inci maddesi ile TCK'nın 2 nci ve 7 nci maddelerinde yer alan düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38 inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu nedeniyle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/4192, K. 2025/23326, T. 07.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-4192-e-2025-23326-k-2910c6077f1a