Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/2221 E. 2025/24907 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2221
- Karar No
- 2025/24907
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/308 E., 2019/433 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/43 E., 2017/131 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : 1. Sanık ... hakkında, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9-6 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi 2. Sanık ... hakkında, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan TCK'nun 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının kaldırılarak; TCK’nın 220/7. maddesi delaletiyle TCK’nın 314/2, 220/7-2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkûmiyet 3. Sanık ... hakkında, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan CMK'nın 223/3-d maddesi uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, ret, onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, 1. Katılan T.C. ... vekilinin, sanıklar .., ... ve ... haklarında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmeye teşebbüs suçundan kurulan beraat kararlarına yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde; Bölge adliye mahkemesince, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmeye teşebbüs suçundan T.C. ..nın istinaf başvurusunun suçun niteliği itibariyle doğrudan doğruya zarar görmemesi ve bu nedenle de davaya katılma hakkının bulunmaması sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun’un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmakla temyiz incelemesine yer olmadığına, dava dosyasının bu talepler yönünden İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, 2. Katılan T.C. ... vekilinin, silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından ve katılan TBMM Başkanlığı vekilinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarından, sanıklar ... ve ... haklarında kurulan kararlara yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde; Yargılama konusu silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarının niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan T.C. ..nın ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütüne yardım etme suçlarının niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan TBMM Başkanlığı'nın, davaya katılmalarına ilişkin verilen kararların hukuki değerden yoksun olup 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı dikkate alındığında anılan Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz taleplerinin REDDİNE, 3. TBMM Başkanlığı ve T.C. ... vekillerinin, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarına yönelik, sanık ... hakkında verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer verilen; “Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar”ın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme dikkate alındığında, TBMM Başkanlığı ve T.C. ... vekillerinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE, 4. TBMM Başkanlığı vekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarına yönelik, T.C. ... vekilinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarına yönelik sanık ... hakkında verilen beraat kararına ilişkin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçların sanık ... tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; TBMM Başkanlığı vekilinin ve T.C. ... vekilinin temyiz istemlerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle, hükmün ONANMASINA, 5. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları, Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasa'yı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasa'yı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla, sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde, yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasası'nın 137/2. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak, amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). Somut olay değerlendirildiğinde; Dosya kapsamında yer alan sanık ikrarı ve tanık beyanları göre, 15.07.2016 günü sanığın nöbetçi astsubay olarak görev yapmakta olduğu, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik eylemlerin başlaması üzerine, .. İl Jandarma Komutanlığı tarafından .. İlçe Jandarma Komutanlığının Jemus adlı sistemine "Harekat Yıldırım" koduyla sıkıyönetim direktifi konulu mesajların gönderildiği, son gelen mesajın ise, önceden gönderilen tüm mesajların bağlı birliklere gönderilmesine ilişkin olduğu anlaşılmakla, dosya kapsamı itibariyle önceki mesaj içeriklerinin sanık tarafından okunduğuna dair herhangi bir bilgi, belge veya anlatım bulunmayan, mesajların içeriğini bildiği tespit edilemeyen sanığın, son gelen mesajın diğer sanık er .. .. tarafından sanığa iletilmesi üzerine, mesajların sanığın talimatıyla bağlı alt birlik olan .. Jandarma Karakoluna gönderilmesi şeklindeki eyleminin, .. ilçe sınırları içerisinde amaç suçu meydana getirmeye elverişli cebir ve şiddet içeren bir eylem gerçekleşmemesi, sanığın mesajın çekilmesinden sonra ulaşıp ulaşmadığı konusunu takip etmemiş olması, mesajın darbe kalkışması bastırıldıktan sonra gönderilen yere ulaşması, ayrıca sanık ... tarafından .. İlçe Jandarma Komutanlığında görevli Uzman Çavuş .. .. aranarak gönderilen mesajın silinmesinin istenmesi, sanığın mesaj çekilmeden önceki ve sonraki tüm faaliyetlerinin darbe teşebbüsünün önlenmesine yönelik olması nedenleriyle, örgütün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen anayasayı ihlal suçuna ilişkin olarak; olay günü ortaya koyduğu davranışlar itibariyle suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkıları ve fiil üzerinde ortak hakimiyeti bulunmayan sanığın eylemlerinin TCK'nın 309. maddesindeki Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu oluşturmayacağı gibi, örgütün operasyonel eylemlerinden önce ve örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonra da herhangi bir örgütsel faaliyetinin tespit edilememesi, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan başkaca bir delil bulunmaması gözetildiğinde, eyleminin TCK'nın 314/3 yollamasıyla 220/7. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmamakla birlikte bu örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçuna da vucut vermeyeceği anlaşılmakla, beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 6. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; a) Sanığın ByLock iletişim sistemi kullanıcısı olduğunun belirtilmesi karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında roster kayıtlarında ismi geçen şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, bu suçtan sanık olup olmadıklarının, dosya sanığı ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması ve var ise dosyalarının celp edilip incelenmesi ile tanık olarak duruşmaya çağrılıp dinlenilmeleri sağlanarak 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca sanık ve müdafiine diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, b) Sanığın kullanımında bulunan GSM hattına ilişkin HTS kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca sanığın görev yaptığı yerlerin tespiti ile ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle, görev yaptıkları yerler itibariyle haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen diğer şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, keza UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında araştırma yapılarak sanık ile ilgili herhangi bir beyan olup olmadığının tespiti ile varsa ifade sahiplerinin tanık sıfatıyla dinlenmeleri suretiyle tüm delillerin 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılması lüzumu, c) Terör örgütü üyesi olma suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında doğrudan ve yalnızca TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, uygulama maddesi olarak aynı Kanun'un 58/6. maddesinin de gösterilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin ve ... müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.