Yargıtay · 3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/1724 E. 2026/10382 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/1724
- Karar No
- 2026/10382
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/682 E., 2017/655 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/362 E., 2017/107 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, görevi yaptırmamak için direnme, terör örgütü propagandası yapmak (3713 sayılı Kanun 7/3) HÜKÜM: 1. 5237 sayılı TCK'nın 314/3 ve 220/6 maddeleri yollamasıyla 314/2, 220/6, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri, 2. 2911 sayılı Kanun'un 32/1, TCK'nın 62, 53, 63, 58/9. maddeleri, 3. 5237 sayılı TCK'nın 265/1,3 ve 4, 43/1, 3713 saylı Kanun'un 5/1, TCK'nın 62, 53, 63, 58/9, 63. maddeleri, 4. 3713 sayılı Kanun'un 7/3 maddesi 2. cümlesi, TCK'nın 62, 53, 63, 58/9, 63. maddeleri gereğince mahkûmiyete ilişkin hükümlere dair istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - onama
Bölge adliye mahkemesince kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanun'a eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz edilmekle,
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
A. Terör örgütü propagandası yapmak (3713 sayılı Kanun 7/3) suçu yönünden;
Anılan suça ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının, hükmolunan cezanın türü ve süresi itibarıyla 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca temyize kapalı olduğu, ayrıca 7188 sayılı Kanun kapsamında temyizi mümkün suçlar arasında da yer almadığı anlaşılmakla; mahkûmiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine dair karara yönelik temyiz talebinin, CMK’nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,
Temyiz taleplerinin başkaca reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
B. Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümler yönünden;
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun, 2911 sayılı Kanun'un 32/2 nci maddesi delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265 inci maddesi kapsamında uygulaması karşısında; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale geldiği anlaşılmakla; görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından da kararın temyizinin kabulü ile yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
C. Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanığın TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, 08.12.2023 tarih ve 32393 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/132 esas - 2023/183 sayılı kararı ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline ve Resmi Gazete'de yayımlanmasından 4 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, bu hükmün iptal edilmesi üzerine iptal hükmünün yürürlüğe gireceği 08.04.2024 tarihinden önce yasa koyucu tarafından 02.03.2024 tarihinde çıkartılan 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile TCK'nın 220/6'ncı maddesinde düzenlemeye gidildiği, buna göre, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca iki yıl altı aydan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” şeklinde düzenleme yapıldığı, ayrıca TCK'nın 314/3'üncü maddesine ise “(3) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.” şeklindeki fıkranın eklendiği ve diğer fıkranın buna göre teselsül ettirildiği; söz konusu yasal düzenlemelerin de somut norm denetimine konu edilmeleri üzerine 7499 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi ile değiştirilen TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas - 2024/189 sayılı kararı ile ikinci kez iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği ve yasa koyucu tarafından iptal edilen kanun hükümlerinin yerine yeni bir düzenleme ihdas edilmediği; Anayasa'nın 153/5'inci maddesinde Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğinin belirtildiği, bununla birlikte Anayasa'nın 38'inci maddesine göre kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağı ve ceza normlarının ancak kanunla konulabileceğinin belirtildiği, Anayasa normuna paralel şekilde suç ve cezada kanunilik ilkesini düzenleyen TCK'nın 2'nci maddesinde kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlemesinin bulunduğu, yine ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen TCK'nın 7'nci maddesinde de, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, ayrıca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli, 2023/1-345 esas ve 2023/579 sayılı kararı ile 14.06.2023 tarihli, 2021/1-427 esas ve 2023/344 karar sayılı somut olaya benzerlik gösteren emsal nitelikteki kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararları sonrasında ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler yapılmış, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 7'nci maddeleri gereğince iptal kararı sonrasında sanıklar lehine olarak ortaya çıkan durum dolayısıyla sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi maksadıyla hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçunu işlediği kabul edilerek TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddeleri delaletiyle 314/2'nci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği, TCK'nın 314/3'üncü ve 220/6'ncı maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli ve 2024/81 esas - 2024/189 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, söz konusu kararın 09.01.2025 tarih ve 32777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren 6 ay sonra 09.07.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bununla birlikte yasa koyucu tarafından iptal edilen kanun hükümleri bakımından yeni bir yasal düzenleme ihdas edilmediği, Anayasa'nın 38'inci maddesi ile TCK'nın 2'nci ve 7'nci maddelerinde yer alan düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği gözetilerek Anayasa'nın 38'inci ve CMK'nın 223/2-a maddeleri gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu nedeniyle sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2'nci maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2. maddesi (a) bendi uyarınca Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.