Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/16279 E. 2023/1914 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16279
Karar No
2023/1914
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ...Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2018 tarihli ve 2017/298 Esas, 2018/752 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 28.12.2018 tarihli ve 2018/2350 Esas, 2018/807 sayılı Kararı ile; sanık hakkında ''Hükmün gerekçesindeki sanığın cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine ilişkin bölüm ile hüküm fıkrasındaki; sanık hakkında temel cezanın belirlendiği bölümde yer alan 've teşdiden ceza tayin edilerek' ifadesinin çıkartılması, aynı bölümdeki '6 Yıl' ibaresi çıkartılarak yerine '5 Yıl' ibaresinin, belirlenen temel cezada 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğince artırım yapılan bölümde yer alan '9 Yıl' ibaresi çıkartılarak yerine '7 Yıl 6 Ay' ibaresinin ve TCK'nın 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim nedenlerinin uygulandığı bölümde yer alan '7 Yıl 6 Ay' ibaresi çıkartılarak yerine '6 Yıl 3 Ay' ifadesinin yazılması'' suretiyle istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine ve sanığın tahliyesine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.10.2021 tarih ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1- Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2- Mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, 3- Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiğine, 4- Veri inceleme raporuna ilişkin delillerin fişleme mahiyetinde olduğuna ve eksik inceleme ile karar verildiğine, 5- Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve suç kastının bulunmadığına, 6- Lehe hükümlerin uygulanmadığına, 7- ByLock kullandığına ilişkin delil bulunmadığına, dosyada ID kaydına ilişkin verilerin bulunmadığına 8- Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, 2. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı'nın temyiz sebepleri özetle; 1- Hapis cezasının indirilerek düzeltilerek esastan redde ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2- Sanığın ByLock kullanımı ve veri inceleme raporuna göre sanığın emniyet mahrem yapılamasında ''A5'' kod ile nitelendirildiği, suç kastı ve örgüte bağlılığının üst düzeyde olduğunun anlaşıldığından alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğine, 3- Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü ''sanığın ByLock programı kullanıcısı olduğu, ele geçirilen ... SD kartta örgüt tarafından A5 yani "FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişi" olarak kodlandığı anlaşılmakla sanığın aksi yöndeki savunmasına suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak inandırıcı bulunmadığından itibar edilmemiştir ve sanığın silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile hiyerarşik bağ kurduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek isteyerek üye olduğu, bu suretle üzerine atılı suçu işlediği'' Şeklindeki gerekçelerle sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği ancak ceza süresi yönünden duruşma açılmaksızın indirim yapılarak hüküm fıkralarında düzeltme yapıldığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan istinaf incelemesi neticesinde CMK’nın 303/1-a ve 280/1-a maddeleri uyarınca sanığın cezasında indirime gidilerek düzeltilerek esastan reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. Olayla ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma: Madde 280 – (1) Bölge Adliye Mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; a) İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, …. g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, Karar verir. (2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar. Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse. …. Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, özü itibariyle uyuşmazlık hakkında maddi ve hukuki yönleri tekrar ele alınarak yeni bir karar verilmesi anlamına geldiğinden bir tür “ıslah”tır(Yenisey İstinaf ve tekrar Kabulü sh.189, Centel/Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku sh 359). Esas itibariyle istinaf kanun yolunda aslolan bozma yerine ıslahtır. Bu şekilde ıslah olunan karar, bir bütün olarak yeni bir karar olmayıp ilk derece mahkemesi kararında tespit olunan maddi ve/veya hukuki meseleye ilişkin hataların düzeltilmesi sonucunda ortaya çıkan ve ilk derece mahkemesi kararı üzerine bina edilen kısmi bir hükümdür(Birtek Fatih Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.235). Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, kural olarak İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine bina edilen, incelenen kararda kısmi değişiklik yapılarak veya yeni bir hüküm fıkrası eklenerek verilen bir karardır. Bu itibarla CMK'nın 280/1-a,b,c maddesi kapsamında duruşma açılmaksızın verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, maddi vakıanın belerlenmesi bakımından yeni delil ikamesini veya mevcut delillerin yeniden takdir edilmesini gerektirmeyen hallerle sınırlı olduğunun kabulü gerekmektedir. Doktrinde de, CMK'nın 280/1-a (CMK m. 303/1-a) hükmü uyarınca “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması” gerekçesiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, bu türden durumlarda duruşma açılması ve bir öğrenme yargılaması yapılması gerekeceği görüşü savunulmaktadır (Kaymaz Seydi Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.132, Balcı/Öztürk Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz sh 165). Yargıtayın CMK'nın 193/2 (ve CMK m. 223/9) hükmünün uygulanmasında derhal beraat kararı verilmesi) bakımından dahi “delil takdiri gereken hallerde” savunma alınmaksızın ve sanık sorguya çekilmeksizin beraat kararı verilemeyeceğini kabul ettiği nazara alındığında CMK'nın 280/1-a hükmü kapsamında duruşma açılmaksızın ve delil takdiri yapılmaksızın sadece dosya üzerinden inceleme yapılarak sanığın savunması alınmaksızın mahkumiyet kararı verilebileceğini kabul etmenin ceza muhakemesinin temel ilkelerine aykırı olacağı izahtan varestedir (Birtek Fatih Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.235). Şu hale göre istinaf mahkemesi, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte, mesela eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği ya da suç olmaktan çıkarıldığı kanaatinde ise incelenen hükmün bütünü kaldırılmaksızın sadece hukuki meselenin çözümüne ilişkin mahkumiyet yerine beraat kararı verebilecektir. Yerleşik Yargıtay uygulaması da böyledir. Bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı Kanun maddesinin 2 nci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açmaksızın evrak üzerinde ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarının istinaf edilmesi üzerine, ''delillerin hatalı değerlendirildiği ya da sanığın örgüt içindeki konumu, faaliyetlerinin niteliği ve örgüte katkı derecesi'' gerekçe gösterilerek duruşma açılmaksızın sanığın cezasında indirim yapması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 28.12.2018 tarihli ve 2018/2350 Esas, 2018/807 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/16279, K. 2023/1914, T. 05.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-16279-e-2023-1914-k-45defbee72d2