Yargıtay · 3. Ceza Dairesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/11974 E. 2025/9835 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Ceza Dairesi
Esas No
2021/11974
Karar No
2025/9835
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/621 E., 2020/1285 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/26 E., 2018/384 K. Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Katılan vekilinin temyiz talebinin sadece sanıklar ... ve ... yönünden kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçu hakkında olduğu tespit edilerek, yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Müsnet suç için 5237 sayılı TCK’nın 158/1-e, 2 maddelerinde öngörülen cezanın miktar ve türü ile sanıkların ihraç tarihlerinin TCK'nın 158. maddesinde 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce olması gözetildiğinde 5271 sayılı CMK'nın 286/2-g maddesi uyarınca 10 yıl veya daha az hapis cezasına veya adli para cezasını gerektiren suçlarla ilgili ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup, temyizi mümkün bulunmadığından katılan vekilinin temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1) Sanıklar ..., ... ve ... yönünden; Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 2) Sanıklar ..., ... yönünden; A) Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduklarına dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanıkların, dosya kapsamına yansıyan eylemleri de göz önünde bulundurulduğunda; aşamalardaki savunmalarının aksine, terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiklerine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek atılı suçtan sanıkların ayrı ayrı beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, B) Kabul ve uygulamaya göre; a) Sanıklar hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan temel ceza tayin edilirken atıf maddesi olarak TCK'nın 314/3. maddesinin gösterilmemesi, b) Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hüküm kurulurken TCK'nun 62. maddesi gereği 1/6 oranında indirim sonucu ''1yıl 13 ay'' hapis cezasına hükmedilmesi gerekirken ''2 yıl 1 ay'' şeklinde fazla ceza tayini, 3) Sanık ... yönünden; Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı Kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, ByLock kullanıcısı olmayan ve kod adı kullanmayan sanığın, dosya kapsamında yer alan tanık beyanları ve savunmasına göre de örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına katılması dışında örgütle organik ilişki içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan mevcut deliller göz önünde bulundurulduğunda sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde olduğu gözetilmeden atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraati yerine, yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 4) Sanık ... yönünden; ByLock'un suçun sübutu açısından belirleyici delil olması karşısında; ByLock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın örgütsel konumunun ve örgütsel faaliyetlerinin tespiti bakımından istinaf kararından sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan ... ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının duruşmada sanık ve müdafiine okunması, ekleyen, eklenen ve aynı grupta yer alan kişilerin, sanık ile irtibatlı olup olmadığı, bu kişiler hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve ekli kişilerin tanık olarak ifadelerine başvurulması, ayrıca UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında başkaca bir beyan yahut ifade bulunup bulunmadığı da araştırılıp, varsa bu beyan yahut ifadelerin aslı veya onaylı suretlerinin dosyaya getirtilmesi ve mümkünse beyan sahiplerinin tanık sıfatıyla duruşmada dinlenmesi sağlandıktan sonra tüm bu delillerin 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılık şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık ... ile sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2021/11974, K. 2025/9835, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-ceza-dairesi-2021-11974-e-2025-9835-k-048191e52794