Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2023/19617 E. 2025/5301 K. – Hukuki Alacağın

Konu: Hukuki Alacağın Tahsili Amacıyla Yağma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2023/19617
Karar No
2025/5301
Karar Tarihi
Konu
Hukuki Alacağın Tahsili Amacıyla Yağma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1343 E., 2023/1194 K. SUÇ : Hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanunu’nun 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttiği sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede; Oluş ve dosya içeriğine göre, sanığın olay tarihinde, daha önce satışına aracılık ettiği katılana ait bir taşınmazın satışından kaynaklandığını iddia ettiği 40.000,00 TL komisyon bedeli alacağını istemek için katılanın evinin önüne gelerek dışarıya çağırdığı katılan ile bu hususu görüştüğü anlaşılan somut olayda; katılanın aşamalardaki ifadelerinde; sanığın kendisine hitaben "senin yüzünden mahkemeyi kaybettim, tüm tarlalarının yerini biliyorum, senin kafana sıkar, seni öldürürüm, bana 40.000,00 TL vermezsen sonun kötü olur, seni öldürürüm" diye tehditte bulunarak ve bu sırada elini beline doğru atıp silah çıkartıyormuş gibi yaparak kendisinden para istediğini ileri sürdüğü, buna karşın sanığın savunmalarında; olay sırasında evinin önünde yüzyüze görüştüğü katılandan alacağı olan 40.000,00 TL'yi istediğini kabul etmekle beraber katılana karşı herhangi bir tehdit içerikli söz söylemediğini, üzerinde silah bulunmadığı için tehdit amaçlı elini beline doğru götürmediğini söyleyerek üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, o sırada katılanın evinde misafir olan tanık ...'ün kolluk ifadesinde, sanığın seslenerek çağırması üzerine kendi isteğiyle dışarı çıkan katılanın 15 dakika süreyle geri gelmeyince merak edip yanına gittiklerinde sanığın "senin evini, yurdunu, tarlalarını, herşeyini biliyorum ona göre, bu parayı senden alacağım" diye söyleyerek bir şey çıkartıyormuş gibi elini beline attığını, ancak silah çıkarttığını görmediğini, duruşmada ise katılanı "evini, yurdunu biliyorum, bu parayı bir şekilde senden almasını bilirim, vururum öldürürüm yine alırım" diye tehdit ettiğini beyan ettiği, diğer tanıklar ... ve ...'ın ise ifadelerinde sanığın tehdit ve hakaret içerikli söz söylediğini duymadıklarını beyan ettikleri hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın "senin evini, yurdunu, tarlalarını biliyorum, ona göre bu parayı senden alacağım" şeklindeki sözlerinin, tanık ... tarafından kolluk beyanı ile doğrulandığı, ancak bu sözlerin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun kapsamında tehdit suçunu oluşturmadığı, her ne kadar tanık ... duruşmada alınan beyanında farklı ve çelişkili beyanda bulunmuş olsa da, kollukta sıcağı sıcağına alınan beyanına itibar edilmesi gerektiği, bunun dışında katılanın iddiasını destekleyen tanık beyanı bulunmadığı gibi, sanığın mahkumiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanık hakkında beraat hükmü yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2023/19617, K. 2025/5301, T. 14.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2023-19617-e-2025-5301-k-9c8ad970cc3f