Yargıtay · 21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2010/9431 E. 2011/13093 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/9431
- Karar No
- 2011/13093
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, 01.05.2004-12.12.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa kapsamında tarım ... sigortalılığının iptaliyle, bu tarihler arasında 2925 sayılı Yasa kapsamında tarım sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Dava, davacının 01.11.1994-12.12.2008 tarihleri arasında sigortalı olduğu süreler dışında tarım ... sigortalısı olduğunun tespit istemine ilişkin olup davacı 13.11.2005 tarihli dilekçe ile davayı tümüyle ıslah ederek 01.01.2004-12.12.2008 tarihleri arasındaki tarım ... sigortalılığının iptalini istemiştir. Mahkemece davacının 01.01.2004-12.12.2008 tarihleri arasındaki tarım ... sigortalılığının iptali ile bu tarihler arasında 2925 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 22.04.1997 tarihli bildirge üzerine 01.05.1997 tarihi itibariyle 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak tescil edildiği, 01.06.1994-12.12.2008 tarihleri arasında kooperatif kaydının bulunduğu, 05.09.1994 tarihinde sattığı ürün bedelinden prim kesintisi yapıldığı, davalı Kurumca prim kesintisi dikkate alınarak tescil tarihinin 01.11.1994 tarihine çekildiği ve 01.11.1994-12.12.2008 tarihleri arasında sigortalı sayıldığı, davacının 02.09.1997-12.11.2003 tarihleri arasında prim ödemelerinin ve 2009 yılı itibariyle 11.524.72 TL prim borcunun bulunduğu, 01.01.1994-31.12.1997 tarihleri arasında toplam 620 gün, 01.01.2004-31.12.2009 tarihleri arasında toplam 1080 gün, 2925 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğu anlaşılmaktadır. Sosyal sigortalılık, kişinin Anayasa’da ifadesini bulan temel sosyal haklardan olan sosyal güvenlik hakkına ilişkindir. Nitekim, Anayasa’nın 12. maddesine göre, herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Anayasa’nın 60. maddesinde ise, “herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, sosyal güvenlik hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı dokunulmaz ve feragat edilemez bir hak olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 5510 sayılı Yasanın 4/b-4 maddesinde bu ilke aynen benimsenerek tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı sayılacakları 5510 sayılı Yasanın 92. maddesinde kısa ve uzun vadeli sigorta kapsamındaki kişilerin sigortalı ve genel sağlık sigortalısı olması, genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin ise genel sağlık sigortalısı olmasının zorunlu olduğu, bu Kanunda yer alan sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümlerin geçersiz olduğu bildirilmiştir. Bu haliyle sigortalı olmak, kişi bakımından sadece bir hak olmayıp, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Bu nedenle, sigortalılık hakkından feragat edilemez. Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan sosyal güvenlik mevzuatımızda çifte sigortalılığa cevaz verilmemiş olup çakışan sigortalılık olarak adlandırılan bu sonuç zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde önceden başlayan sigortalılığa, zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılığın çakışması halinde aslolan zorunlu sigortalılık olduğundan zorunlu sigortalılığa değer verilerek çözüme kavuşturulmuştur. 5510 Sayılı Yasa'nın 6/1-ı maddesinde; Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin 4 üncü maddeye göre sigortalı sayılmayacağı ve 5510 Sayılı Yasanın 6/2. maddesinde; birinci fıkranın (ı) bendinin uygulanmasında, Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin görüşünün alınacağı bildirilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan, 6111 sayılı Yasa'nın 39.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasa'nın 82.maddesine göre ise, “Bu Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı, sigortalıların yaşlarına uygun asgarî ücretin otuzda biri, üst sınırı ise 16 yaşından büyük sigortalıların günlük kazanç alt sınırının 6,5 katıdır. Anılan yasanın Geçici 16. de ise "otuz" ibaresinin bu maddenin yürürlüğe girdiği yıl için "onbeş" olarak uygulanacağı ve prime esas günlük kazancın otuz katını geçmek üzere takep eden her yıl için "bir puan artırılacağı bildirilmiştir. Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 2926 sayılı Yasanın 4/c maddesinde de yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düştükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının 16 yaşından büyükler için tespit edilen asgari ücret tutarından az olduğunu beyan eden veya belgeleyenlerin sigortalı sayılmayacakları bildirilmiştir. 30.04.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa'nın geçici 17. maddesinde; "Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır." Anılan Tebliğ 14.01.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Somut olayda davacının prim kesintileri, prim ödenekleri, kooperatif kaydı gözetildiğinde 01.01.2004-12.12.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılık şartlarını taşıdığı ve 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılık zorunlu, 2925 sayılı Yasaya tabi sigortalılık isteğe bağlı sigortalılık olduğundan davacının bu dönemde 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı sayılması gerekmektedir. Bu durumda yapılacak iş; davacının zirai gelirinin 2926 sayılı Yasanın 4/c, 5510 sayılı Yasanın 6/1-ı maddesi kapsamına girip girmediğini mevcut zirai gayrimenkullerinin miktarı belirlenerek Ziraat Odaları Birliğinden görüş almak suretiyle belirlemek, anılan yasal düzenlemelere göre zirai geliri düşük ise şimdiki gibi karar vermektir. Zirai gelirinin yüksek olması halinde ise davalı Kuruma müzekkere yazılarak davacının yaptığı prim ödemelerinin 01.11.1994 tarihinden itibaren hangi tarihe kadar olan prim borcunu karşıladığını sormak 30.04.2008 tarihine kadar 5 yıl veya daha fazla süreye ilişkin prim borcunun bulunduğunun anlaşılması halinde sigortalılığını o tarih itibariyle durdurup durdurulan tarihten 30.04.2008 tarihi arasındaki dönemdeki isteğe bağlı 2925 sayılı Yasaya tabi sigortalılığın geçerli olduğunun 01.05.2008-12.12.2008 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi, 12.12.2008-31.12.2009 tarihleri arasındaki dönemde isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine karar vermektir. Mahkemenin kabul şekli bakımından da davacının yaptığı yargılama gideri 21.50 TL'sından daha fazla olduğu halde 21.50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.