Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/6494 E. 2026/12073 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2026/6494
Karar No
2026/12073
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/195 E., 2023/812 K. YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2026 tarihli ve KYB-2026/40833 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararın suça sürüklenen çocuğa tebliğine ilişkin evrakın dosyasında bulunmadığı, bu haliyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamayacağı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suçun işlendiği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, 2-Kabule göre de; a-Kayden 10/10/1991 doğumlu olan ve suçun işlendiği 21/07/2007 tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b maddesinde öngürülen cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri uyarınca asli dava zamanaşımı süresinin 5 yıl 4 ay, olağanüstü zamanaşımı süresinin ise 7 yıl 12 ay olduğu, zamanaşımı süresini kesen son işlemin 27/02/2008 tarihli sorgu olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği 28/02/2017 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu ve düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, b-Suç tarihinde, 15-18 yaş gurubunda olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezalardan, 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, fazla cezalar tayin edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen adreste tebligat” başlıklı 10. maddesinde; “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. ” hükümleri yer almaktadır.

Bu düzenlemeye istinaden incelenen somut dosya kapsamına göre, hükümlünün yokluğunda verilen Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, dosya kapsamında hükümlünün 26.03.2015 tarihli talimat duruşmasında bildirmiş olduğu ve bilinen son adresi olan "... ... Mah. .... Sokak No:8 ... .../İzmir" adresine tebliğe çıkarılması gerektiği gözetilmeden "... ... Mah. .... Sokak No:8 ... .../İzmir" adresine tebliğe çıkarıldığı ve anılan tebligatın, ".... ... ... Mahallesinde .... Sokak yoktur." açıklamasıyla bila-tebliğ iade dönmesi üzerine, bu kez "... Mah. .... Sokak No:4 İç Kapı No:1 .../Antalya" adresine MERNİS şerhli olarak çıkarılan tebligat üzerine 25.04.2017 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca evrakın mahalle muhtarına tebliğ edilmesi suretiyle yapılan tebliğ işlemi sonrası anılan kararın itiraz edilmeden 03.05.2017 tarihinde kesinleştiğinden bahisle 05.05.2017 tarihli kesinleştirme şerhleri düzenlendiği anlaşılmış ise de; ilk yapılan tebligatın muhatabın bilinen son adresine tebliğe çıkarılmamış olmasından dolayı yapılan tebliğ işlemlerinin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; 28.02.2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlünce kesinleşmediği ve böylece denetim süresinin başlamadığı gözetilmeksizin, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahisle açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklandığı, bu doğrultuda verilen Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli hükmün açıklanmasına ilişkin kararının da hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, anılan 23.11.2023 tarihli kararın kanun yararına bozmaya konu yapılamayacak olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2026/6494, K. 2026/12073, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2026-6494-e-2026-12073-k-0eb61df63b4d