Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/6399 E. 2026/9851 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/6399
- Karar No
- 2026/9851
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/499 E., 2025/893 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3.maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1.maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, olay anında müştekinin cebinden telefonu aldığını beyan etmişse de kolluk görevlilerinden kaçmadığına, telefonu saklamadığına aksine kendi rızasıyla telefonu kolluk görevlilerine teslim ettiğine, sanığın kendi çabasıyla suçun ve neticelerinin oluşmasını engelleyici davranışlarının bulunduğuna, sanığın kaçma imkanı varken kolluk görevlilerinden kaçmadığına, hiçbir zorluk çıkarmadan gönüllü olarak telefonu kolluk görevlilerine teslim ettiğine, pişman olduğunu beyan ettiğine, müştekinin telefonunu hasarsız şekilde teslim aldığına, ve herhangi bir zararı da bulunmadığına, İlk Derece Mahkemesince sanık lehine TCK'nın 36. maddesinin uygulanması gerekirken gerekçeli kararda bu husus hiçbir şekilde değerlendirilmediğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.04.2015 tarihli ve 2014/10-623 Esas, 2015/117 Karar sayılı kararında "Yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 91. maddesinde geçici koruma “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.” şeklinde hüküm altına alınmış, bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülüklerinin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun’un 91. maddesi uyarınca çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliği’nin (Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: ... no: 2014/6883 Dayandığı Kanunun Tarihi: ... no: 6458 Yayımlandığı Resmî Gazete’nin Tarihi: ... no: 29153) 21. maddesinde; "Bu Yönetmelik kapsamındaki yabancıların kayıtları sırasında kimliğine ilişkin belge sunamayan yabancının, aksi ispat edilinceye kadar beyanının esas alınacağı, fotoğraf, parmak izi ya da kimlik tespitine elverişli diğer biometrik verilerin esas alınıp merkezi veri tabanına kaydedileceği, mevcut biometrik verilerle eşleştirileceği, kayıt altına alınan yabancıların bilgilerinin derhal Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bildirileceği, yabancıların kayıt bilgilerinin doğum, ölüm, evlilik, boşanma, gönüllü geri dönüş gibi hallerde güncelleneceği, adres kayıt sistemine kaydedilecekleri" düzenlemeleri getirilmiş, 22. maddesinde ise; "Kayıt işlemleri tamamlananlara, valilikler tarafından geçici koruma kimlik belgesi düzenleneceği, geçici koruma kimlik belgesi verilenlere, 25.04.2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarası verileceği" belirtilmiştir. 6458 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarak çıkartılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik 17... tarihli ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Dairemiz 22.05.2025 tarihli ilamıyla, 'yabancı uyruklu sanığa ait nüfus kaydı ya da pasaportunun onaylı bir suretinin ve adli sicil kaydının Interpol Daire Başkanlığı aracılığı ile getirtilip bu kimlik bilgileri ve adli sicil kaydına göre hüküm kurulması' gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verildiği, ancak Interpol aracılığıyla sanığa yönelik bir tespitin yapılamadığı anlaşılmakla; soruşturma makamınca tespit edilen kimlik bilgileri ile dosya içerisine celp edilecek fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliğinin 21... . maddeleri uyarınca sanığın Türkiye’ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numarası ile adres kayıt sistemindeki kayıtların tespit edilmesi, şayet kimliğinin bu şekilde belirlenmesinin mümkün olmaması hâlinde ise bu kez sanığın fotoğrafının karara yapıştırılması ve alınan parmak izlerinin de karara eklenmesi suretiyle hükümlüğüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 191/3-a ve 209/1. maddelerine aykırı olarak dosya içerisine sanığın kimliğine ilişkin herhangi bir belge getirtilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.