Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/6340 E. 2026/8702 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/6340
- Karar No
- 2026/8702
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/3151 E., 2026/52 K. SUÇLAR : Hırsızlık, kamu malına zarar verme HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve kamu malına zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "beraate ve lehe hükümlerin uygulanmasına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2021/367 Esas, 2022/113 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 17.01.2024 tarihli ve 2022/1620 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararı ile “Türk Ceza Kanunu'nun 142/5 ve 152/3. maddelerinin uygulanması gerektiğinden" bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği;bu bozma kararı üzerine Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2024 tarihli ve 2024/124 Esas, 2024/610 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık, müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.02.2025 tarihli ve 2025/135 Esas, 2025/281 Karar sayılı kararı ile “fazla ceza tayin edildiği ve etkin pişmanlığın değerlendirilmesi gerektiğinden" bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği; ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 17.01.2024 tarihli ve 2022/1620 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararı ve 05.02.2025 tarihli, 2025/135 Esas, 2025/281 Karar sayılı bozma kararları ile bozma üzerine verilen Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.12.2024 tarihli ve 2024/124 Esas, 2024/610 Karar sayılı kararı ve 02.10.2025 tarihli,2025/84 Esas, 2025/501 Karar sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.