Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/5984 E. 2026/9703 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/5984
- Karar No
- 2026/9703
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2126 E., 2025/1676 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2023 tarihli ve 2022/295 Esas, 2023/14 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 22.05.2024 tarihli ve 2023/629 Esas, 2024/1415 Karar sayılı kararı ile “...Dosya kapsamı ve olayın gelişimi itibariyle sanığın hırsızlık eyleminin teşebbüs aşamasında kalmış olduğu göz önüne alınarak TCK'nun 35. maddesi uygulanırken icrai hareketlerin geldiği aşama, suçta katedilen mesafe nazara alındığında cezasından üst sınıra yakın bir indirim yapılması gerekirken 1/4 oranında indirim yapılarak fazla ceza tayini, Olay tutanağında mala zarar verme suçuna ilişkin pencerenin zorlanarak tahrip edilip açıldığının belirtilmesi, mağdurun ilk beyanında işyerinin camının kırık olduğunu gördüğüne dair beyanda bulunması ve kovuşturmadaki ifadesinde ise buna ilişkin bir beyanının bulunmaması değerlendirildiğinde tutanak ile beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile mala zarar verme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması, Sanık hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlali suçundan kurulan hükümde birden fazla kişi tarafından suçun işlenmesi nedeniyle TCK'nun 119/1-c maddesi uyarınca cezada artırım yapılıp, soruşturma safhasında tanık olarak dinlenilen Umut ile birlikte eylemin gerçekleştirildiği kabul edilmişse de, tanık Umut ile ilgili açılmış bir davanın veya devam eden bir soruşturma yada kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar bulunup bulunulmadığı araştırılmadan eksik kovuşturma ile hüküm kurulması, Sanık hakkında mükerrirliğe ilişkin TCK'nın 58. Maddesi ile uygulama yapılırken sanığın adli sicilinde görülen Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/128 E. 2021/35 K. sayılı ilamı incelendiğinde; bu ilamda sanık 1.kez mükerrir olduğu belirtilirken tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmediği, sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde de 2.kez tekerrür hükümlerinin uygulandığı ilamda tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas herhangi bir ilamın olmadığı görülmekle sanık hakkında 2.kez tekerrür hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığının gözetilmemesi,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 22.05.2024 tarihli ve 2023/629 Esas, 2024/1415 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2025 tarihli ve 2024/467 Esas, 2025/57 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.