Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/9747 E. 2026/6580 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2025/9747
Karar No
2026/6580
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/5281 E., 2025/1489 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, “mahkûmiyete yeterli delillerin bulunmadığına, eksik inceleme neticesinde karar verildiğine” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli, 2018/723 Esas, 2019/313 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.10.2020 tarihli ve 2019/2601 Esas, 2020/1784 Karar sayılı kararı ile " sanığın akıl ve ruh sağlığı açısından TCK 32/1-2 maddesinin uygulanmasını gerektirecek bir durumda olup olmadığının tespiti için ... ve Hastalıkları Hastanelerine veya ... Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek sebebi de gösterilmek suretiyle hükme elverişli olacak biçimde raporunun aldırılması hususunun mahkeme açısından yargılamaya devam olunması bakımından ön mesele niteliği taşıdığı ve bu konuda usulünce işlem yapılıp rapor aldırıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği halde hangi nedenle sanık hakkında TCK 32/2 maddesinin uygulanması gerektiği hususunu açıklamayan yetersiz raporla hüküm kurulduğu" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli, 2020/691 Esas, 2021/41 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 21.01.2022 tarihli ve 2021/550 Esas, 2022/65 Karar sayılı kararı ile bu defa "eksik soruşturma ve kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulduğu" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararlarında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.10.2020 tarihli ve 2019/2601 Esas, 2020/1784 Karar sayılı kararının; bozma üzerine İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli, 2020/691 Esas, 2021/41 Karar sayılı kararının; bu karara ilişkin yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 21.01.2022 tarihli ve 2021/550 Esas, 2022/65 Karar sayılı bozma kararının ve bu ikinci bozma kararı üzerine verilen İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2024 tarihli ve 2022/112 Esas, 2024/776 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2025/9747, K. 2026/6580, T. 20.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2025-9747-e-2026-6580-k-49d874544baa