Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/1671 E. 2026/8666 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1671
- Karar No
- 2026/8666
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2047 E., 2023/3495 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin ''sanığın eyleminin hırsızlık değil uzlaşmaya tabi olan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun unsurlarını oluşturduğuna, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna,suça konu eylemde hırsızlık suçunun ne maddi ve ne manevi unsurları oluşmadığına, suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, zincirleme işlendiğine dair müşteki beyanından başka hiçbir somut delil de bulunmadığına, olaya ilişkin dinlenen tek delil olan tanığın katılan şirket ile hizmet ilişkisinin devam ettiğine, tanığın beyanına itibar edilmemesi gerektiğine, mükerrir olan sanık hakkında verilen cezanın 5237 sayılı TCK'nın 58/7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair kararı usul ve yasaya aykırı olduğuna, lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine, beraat etmesi gerektiğine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1.Sanık ...'in suç tarihinde, katılan ...marketlere ait ...kolilerini market yetkililerinden habersiz bir şekilde aracına koyduğu sırada yakalandığı, bu şekilde eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, yakalanması sonrasında mağaza yetkililerinin mağaza deposunda yaptıkları sayım sonucunda, 59 90... litre ve 23 36... ,5 litre ...içeceğinin bulunmadığı tespit edilip, sanığın hırsızlık yapmadığı yolundaki savunması birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin kabulünü gerektirir herhangi bir delilin bulunmadığı, sanığın yakalandığı tarihten önce de hırsızlık eylemlerini gerçekleştirdiğine ilişkin şikâyetçinin ve tanığın soyut iddialar dışında herhangi bir delil bulunmadığından, sanığın yalnızca yakalandığı tarihteki teşebbüs aşamasında kalan hırsızlık eylemi nedeniyle cezalandırılması gerekirken, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi gereği artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini, 2. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanması sırasında tekerrüre esas alınan ilâmda ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanması gerekirken birinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, dava dosyasının bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara (Gölbaşı) 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.