Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4318 E. 2026/8641 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4318
- Karar No
- 2026/8641
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3712 E., 2023/3527 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2023/850 Esas, 2023/1988 Karar sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin yasal dayanağı bulunmadığı böylece sanıklar hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümlerin de temyizi kabil olduğu anlaşılmakla, Tebliğname'deki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir. 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ...'un temyiz isteminin "hırsızlık eylemini gerçekleştirmediğine, daha önce hırsızlık olan bir yerde bulunmalarının suçu işledikleri anlamına gelmediğine, suçun üstlerine kaldığına, olay yeri kamera ve parmak izinin suçu işlemediklerini gösterdiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "olay yerinden alınan parmak izinin sanıklardan alınan numune ile uyum sağlamadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, tanığın daha önce alınma ihtimali olan malı kontrol etmediğine ilişkin beyanının dikkate alınmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması taleplerinin karşılanmadığına"; sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin ise "olay yerinden alınan parmak izinin sanıklardan alınan numune ile uyum sağlamadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, tanığın daha önce alınma ihtimali olan malı kontrol etmediğine ilişkin beyanının dikkate alınmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması taleplerinin karşılanmadığına" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2023 tarihli ve 2021/1171 Esas, 2023/92 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafiinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2023/850 Esas, 2023/1988 Karar sayılı kararı ile "... Sanıkların savunmalarında isnat edilen suçları işlemediklerini savunmaları, müsnet suçların işlendiği ana ilişkin kamera görüntü kaydı veya görgüye dayalı tanık beyanı bulunmaması, dosyada mevcut CD çözümleme tutanağında sanıkların sevkindeki aracın suç tarihinde katılanın ikametgahının bulunduğu bölgeye doğru hareket ettiği, daha sonra geri dönerek mezarlık yanına park ettiği, daha sonra sanıkların araçtan inerek yaya olarak müştekinin ikametgahının bulunduğu bölgeye gittikleri daha sonra yaya olarak park ettikleri aracın bulunduğu yere geri dönerek araçla Antalya ili istikametine hareket ettiklerine dair görüntülerin olması, katılanın beyanlarında suç tarihinden bir gün sonraki tarih olan 31.08.2021 günü saat 15.00 sıralarında annesinin kendisini telefonla arayarak ikametgahlarının altındaki depo olarak kullandıkları yerde bulunan suça konu eşyaların yerinde olmadığını söylemesi birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların isnat edilen suçları işleyip işlemedikleri hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve buna göre hukuki durumlarının değerlendirilmesi için; -Katılanın annesi K.K.'nin suça konu eşyaları en son ne zaman gördüğü hususunda tanık olarak beyanının tespiti gerektiği düşünülmeden CMK.'nın 210/1. maddesine aykırı olarak karar verilmesi, yine; -Sanık ...'nın kovuşturma aşamasındaki savunmalarında, cezaevinden arkadaşı olan... isimli kişinin annesinden diğer sanık ...'un para aldığını savunması karşısında, savunmasının doğru olup olmadığı hususunda... isimli kişinin annesinin tanık olarak beyanının tespitine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi ..." gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 04.07.2023 tarihli ve 2023/850 Esas, 2023/1988 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2023/623 Esas, 2023/992 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.