Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/3115 E. 2026/9957 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3115
- Karar No
- 2026/9957
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2023/3817 E., 2023/3361 K. SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin “suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Sinanpaşa Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2022 tarihli ve 2020/197 Esas, 2022/306 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2022/3276 Esas, 2023/560 Karar sayılı kararı ile “UYAP kayıtlarına göre hükmün verildiği 24/05/2022 tarihi itibariyle başka suçtan ... nolu T tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu anlaşılan sanık ...'ye duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, son celsede duruşmada hazır bulundurulmayıp sanığın yokluğunda, hazır olan müdafinin yüzüne karşı hükümlülüğüne karar verilmek suretiyle 5271 Sayılı CMK'nun 289/1 (e) maddesine aykırı davranılması, kabule göre de; a-01/06/2020 tarihinde geceleyin saat 01.30 civarında müşteki ... ve katılan ...'in ...'ün evinde oturdukları sırada dışarıdan sesler geldiğini duyup baktıklarında sanık ...'nin katılan ...'e ait park halinde duran, kapıları açık ve kontağı üzerinde olan 67 ... plakalı ... marka aracı çalıştırarak hızla uzaklaştığını gördükleri, birlikte sanığı tanıdıkları için çalınan aracı aramaya başladıkları, bir müddet sonra aracı ... Beldesindeki ... yakınlarında sanık içinde otururken gördükleri, aracın çalıştırılıp götürülmesi nedeniyle tartıştıkları, sanığın sarhoş olduğunu düşünüp tartışmayı uzatmayan müşteki ve katılanın fırsatını bulup aracı çalıştırarak tekrar katılanın evine getirdikleri, araca baktıklarında araç içerisinde bulunan müşteki ...'e ait telefona ve katılan ...'e ait araç teybine zarar verildiğini ayrıca aracın torpidosunda bulunan 700 TL nin de çalındığını gördükleri, aracın aynı gece saat 04.00 sıralarında evin önüne park ettikleri, ertesi sabah 67 ... plakalı aracın lastiklerine bıçak sokulmak suretiyle zarar verildiğini görerek her iki olay itibariyle şikayetçi oldukları olayda; Mahkemece aracın saat 01.30 da çalınması olayında; sözkonusu aracın katılanın evinin avlusunda park halinde olduğu kabul edilerek TCK'nın 142/2-h ve 116/4. maddesi uyarınca sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, ancak aracın ilk olayda park edildiği yere ilişkin kroki, olay yeri inceleme raporu veya evin eklentisi mahiyetinde avluda park halinde olduğunu gösteren ve denetime imkan veren beyan veya tutanağın dosyada bulunmadığı, buna göre olay yerinde usulüne uygun şekilde keşif yapılarak aracın çalınmadan önce park edildiği yerin katılandan sorulup yer göstermesi sağlanarak katılan ...'e ait evin eklentisi olup olmadığı şüpheye yer bırakmayacak biçimde tespit edildikten sonra(aracın kapılarının açık kontağı da üzerinde olduğu nazara alınarak) TCK'nın 142/2-h ve TCK'nın 116/4. maddesindeki unsurların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi, b-Sanık tarafından araç çalındıktan sonra araç içindeki müşteki ...'e ait telefona ve katılan ...'e ait araç teybine zarar verilmesi şeklindeki eyleminde hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında; ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı, eylemin bir bütün olarak hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanığın ayrıca mala zarar verme suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi, c- Sanığın çaldığı araç katılan tarafından geri alındıktan sonra aracın lastiklerini kestiği iddiasıyla mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;sanığın tüm aşamalarda bu yöndeki suçlamayı kabul etmediği,katılan ve müştekinin görgüye dayalı bilgisi olmayıp lastiklerin kesildiğini sabah gördüklerini belirttikleri,olaya dair tanık,kamera görüntüsü vb delilin de bulunmadığı,geceleyin taraflar arasında yaşanan olayın aracın lastiklerini kesen kişinin sanık olduğunu ispata yeterli olmadığı,şüpheden sanığın yararlanacağına dair evrensel hukuk prensibi uyarınca sanığın sözkonusu suçlardan beraatine karar verilmesi gerektiği halde mahkumiyetine hükmedilmesi, d-Sanığın adli sicil kaydında yer alan İstanbul Anadolu 8.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/353-667 esas ve karar sayılı erteli hapis cezasının denetim süresi içinde atılı suçun işlenmesi nedeniyle TCK'nın 51/7. maddesi uyarınca ihbarda bulunulmasına karar verilmemesi” gerekçeleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, sanığın son celsede duruşmada hazır bulundurulmayıp sanığın yokluğunda hüküm kurulduğuna ilişkin bozma nedeninin ise hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.02.2023 tarihli ve 2022/3276 Esas, 2023/560 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Sinanpaşa Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2023/99 Esas, 2023/294 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.