Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/2098 E. 2026/7500 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2098
Karar No
2026/7500
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3142 E., 2023/2544 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "müvekkilinin Türk vatandaşı olmayıp Türkçeyi bilmediğine, bu sebeple üzerine atılı suçun niteliğini, cezasını, yargılamayı anlayabilecek niteliğe haiz olmadığına, AİHS’nin 6. maddesinin 3. fıkrasının “e” bendi ile CMK'nın 202. maddesinde düzenlenen tercüman yardımından yararlanma hakkı hilafına yasaya ve hukuka aykırı eksiklik tamamlanmaksızın yerel mahkeme tarafından müvekkili aleyhine hüküm tesis edildiğine, yabancı vatandaş olması nedeni ile meramını gereği gibi izah edemeyen müvekkilinin, kolluk kuvvetlerine ve savcılık makamına kendi motosikletine benzer motosikleti çalıştırmaya çalıştığını bildirmişse de müvekkili sanığın istikrarlı ve şüpheye mahal vermeyecek beyanlarına rağmen hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğuna, hırsızlık suçunun kasten işlenen suç olması ve somut olayda müvekkilinin hırsızlık kastının bulunmaması ve buna mukabil suçun manevi unsurunun oluşmaması nedeni ile hükmün bozulması gerektiğine, müvekkilinin hırsızlık suçunun nitelikli halinden değil basit halinden yargılanması gerektiğine, müvekkili tarafından aşamalarda katılanın zararının hesaplanmasının talep edildiğine ve zararı gidermek istediğine, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğine, yerel mahkeme tarafından müvekkiline zararı giderme ve etkin pişmanlıktan faydalanma imkanı tanınmadığına, verilen kararın usule ve hukuka aykırı olduğuna" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2022/259 Esas, 2022/289 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2022/2238 Esas, 2022/3350 Karar sayılı kararı ile "Adalet Bakanlığı'nın 69/2 sayılı genelgesi doğrultusunda usulüne uygun olarak yabancı uyruklu sanığın nüfus ve adli sicil kaydı denetime olanaklı şekilde getirtilmeden hükümlülüğe karar verilmesi suretiyle CMK’nın 209. maddesine aykırı davranılması usul ve yasaya aykırı olduğundan ve Kabule göre; suç tarihi 13.04.2022 olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında 12.04.2022 olarak yazıldığı"ndan bahisle sanık hakkında kurulan hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 17.11.2022 tarihli ve 2022/2238 Esas, 2022/3350 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.07.2023 tarihli ve 2022/793 Esas, 2023/482 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2024/2098, K. 2026/7500, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2024-2098-e-2026-7500-k-5ce73305f30f