Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/1478 E. 2025/10455 K.
Konu: Karşılıksız Yararlanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1478
- Karar No
- 2025/10455
- Karar Tarihi
- Konu
- Karşılıksız Yararlanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/699 E. 2023/1985 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Katılan sıfatını alabilecek surette karşılıksız yararlanma suçundan zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı CMK'nun 260/1. madde ve fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenen ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin 19.09.2021 tarihli katılma talebi içerir dilekçesi bulunmasına rağmen katılma hususunda bir karar verilmemiş olması karşısında CMK'nın 237/2. maddesi gereğince suçtan zarar gören olarak ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin davaya katılmasına ve kararı temyiz eden vekilin katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekilinin temyiz talebinin suç vasfının değişmesi durumu varsa dahi bu hususta kararı veren Bölge Adliye mahkemesi Ceza Dairesi tarafından bu duruma ilişkin değerlendirme yapmak suretiyle yeniden yargılama yapılabileceği hâlde bu durumun göz ardı edilerek beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede; 1)Sanığın sözleşmesiz enerji kullanımı nedeniyle 17.04.2018 tarihinde usûlsüz elektrik tutanağının düzenlendiği, sanığın suça konu yerde kaçak elektrik kullandığı süre tespit edilip, bu süreye göre, sayaçtaki tüketimin kurulu güçle ve eski dönemdeki tüketimlerle uyumlu olup olmadığı, tutanak tarihinden sonra bariz bir artışın olup olmadığı bilirkişi raporuyla belirlenip, sanığın sayaca müdahale edip etmediği ve dolayısıyla karşılıksız yararlanma kastı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği, karşılıksız yararlanma kastının bulunmaması hâlinde sanığın beraatine karar verilmesi, sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket ettiğinin tespit edilmesi hâlinde ise; 6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı TCK'nın 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan TCK'nın 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, somut olayda da bu açıklamalar ışığında sanığa soruşturma ve kovuşturma aşamasında ödeme ihtarı yapılmamış olması nazara alınarak belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, 2)Gerekçeli kararda suç tarihinin 17.04.2018 yerine 11.06.2019 olarak yazılması, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.