Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/18653 E. 2026/9983 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/18653
- Karar No
- 2026/9983
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3663 E., 2022/3883 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, ''Sanığın samimi beyanlarda bulunarak bazı malları hukuka aykırı olarak alsalar da sonrasında sahibine tekrar teslim ettiklerini ve bu hukuka aykırı durumdan son derece pişman olduğunu ifade ettiğine, alınan malların maddi değerinin düşük olduğuna, sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığına, kişinin işlemiş olduğu suçtan ötürü ortalama ıslah süresi gözetilerek gerekli ceza ve indirimlerin uygulanması gerektiğine, hükmün bozulmasına, yeniden hüküm kurularak sanığın beraatine karar verilmesine, aksi halde takdiri tüm indirimlerin uygulanmasına karar verilmesine '' sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, ''Sanığın içerisinde bulunduğu zor durumun ve samimi ikrarının karar aşamasında değerlendirmediğine, verilen cezada yapılan indirim miktarının az olduğuna, verilen cezanın sanığın geleceği üzerinde olumsuz ve telafisi imkânsız zararlara yol açacağına, sanığın şikâyetçiye ait mallardan kendisinin almış olduklarını samimi bir şekilde kabul ederek iade ettiğine, çalındığını iddia ettiği mallara ilişkin zararı da karşılayacağını beyan ettiğine, ancak uzlaşma aşamasında katılana bir miktar ödeme yapmak istemesine rağmen katılanın bu ödemeyi kabul etmediğine, şikâyetçi tek seferde alacağın hepsinin ödemesini isteyerek sanığı zor durumda bırakmak istediğine, istinaf aşamasında da şikâyetçinin beyanının hükme esas alınmadığına, gerekli araştırma ve incelemeler yapılmadan sanığın işlemediği bir suçtan dolayı suçlu bulunduğuna, verilen hükmün bozulmasına, aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanmasına'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2021 tarihli ve 2021/338 Esas, 2021/1295 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2022/347 Esas, 2022/626 Karar sayılı kararı ile “Sanıkların çaldıkları inşaat malzemelerinden 5 adet kova ile demir kesme makasını soruşturma aşamasında iade etmeleri, 6 adet kabloyu da sattıkları yeri söyleyerek iadesini sağlamaları, kabloyu sattıkları ...'un tazmin talebinin bulunmadığını beyan etmesi ile müdahilin duruşmada teslim edilen mallar dışında 1.500,00 TL maddi zararının bulunduğunu ve tazminini istediğini beyan etmesi karşısında; müdahile kısmi iadeye muvafakati olup olmadığı sorulduktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulduğundan” bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 16.02.2022 tarihli ve 2022/347 Esas, 2022/626 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2022 tarihli ve 2022/396 Esas, 2022/171 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.