Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/9566 E. 2026/11025 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2024/9566
Karar No
2026/11025
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1548 E., 2024/1696 K. SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

Yapılan ön incelemede sanık hakkında; Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu, Hakaret suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince hakaret suçundan istinaf başvurusunun esastan reddine, görevi yaptırmamak için direnme suçundan hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi özetle; eksik incelemeyle, yeterli inceleme yapılmadan, hafifletici nedenler ve tahrik hükümleri gözetilmeden karar verildiğine, resen gözetilecek nedenlerle hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması, ayrıca sanığın, suça konu sözlerinden dolayı cezalandırılmasının demokratik toplum düzeninin icaplarından olması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; suça konu ifadenin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp ağır eleştiri, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A.Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu ve temyiz incelemesine tabi bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B.Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Dosya kapsamına göre özetle, sanığın belediye başkan yardımcısı olan müştekinin telefonuna mesaj atarak "çakal" diyerek kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek Yerel Mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ve istinaf talebi Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince esastan reddedilmiştir. Sanığın eksik incelemeyle karar verildiğini ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek süresinde hükmü etmesi etmesi üzerine Dairemizce değerlendirilmiş, sayın çoğunluk tarafın " suça konu iadenin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp kaba ve nezaket dışı hitap tarzı ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı " gerekçesiyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Olayın oluş şeklinin kabulü konusunda sayın çoğunlukla aramızda görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Ancak, kanaatimizce sanığın müştekiye söylediği söz hakaret suçunu oluşturdundan anılan bozma nedeni yerinde değildir. Şöyle ki; Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" başlıklı 125. maddesinde; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına göre her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Ancak demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Bu nedenle eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu olduğu için hakaret suçuna vücut vermez ise de, eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadelerin kullanılmaması, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınması gerekmektedir. Somut olayımızda sanığın polis memurlarına yönelik olarak "Çakallar" dediği sabittir. Türk Dil Kurumu'nun Güncel Türkçe Sözlüğüne göre "Çakal" kelimesi hayvan biliminde "etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvan" ve argo olarak ise "Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık, zorba, külhanbeyi tipli kimse" anlamlarına da gelmektedir. Söylenen sözün bu içeriği dikkate alındığından ağır eleştiri veya nezaket dışı kaba söz olarak kabulü mümkün değildir. Yargılamaya konu sözün içeriği, söylendiği yer, söylenme nedeni, zaman ve ortam dikkate alındığında kamu görevlisinin görevini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemek ve saygınlığına zarar verme amacıyla söylendiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025/178 Esas sayılı kararının da bu yönde olduğu, dolayısıyla eylem sonucu müştekinin onur, şeref ve saygınlığı rencide edilerek hakaret suçunun unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir. Sonuç olarak; sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün bu gerekçeyle bozulmasına dair düşüncesine iştirak etmek mümkün olmamıştır.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2024/9566, K. 2026/11025, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2024-9566-e-2026-11025-k-5e72716666a3