Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/10812 E. 2025/19049 K. – Hırsızlık

Konu: Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2023/10812
Karar No
2025/19049
Karar Tarihi
Konu
Hırsızlık

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2812 E., 2021/1880 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nu 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin, katılanın hakkı olmayan parayı kendisinden istediğine, verilen cezayı fazla bulduğuna, cezanın indirilip ertelenmesi talebine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış zamanlarını gösteren çizelgeye göre, suç tarihinde sürekli devam eden yaz saati uygulaması da dikkate alınarak, 30.12.2017 tarihinde güneşin batış saatinin 17.49 olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 6/1-e. maddesine göre gecenin saat 18.49'da başladığı, dosya içerisindeki 09.01.2017 tarihli Görüntü İnceleme Tutanağına göre, sanığın 30.12.2017 günü saat 18.09 sıralarında katılanın işyerine girip çeşitli malzemeleri alarak saat 18.17'de valizi sürükleyerek işyerinden ayrıldığı, sanığın aynı gün saat 18.19'da tekrar işyerine girip market aracını alıp işyerinden ayrıldığı ve devamında saat 19.00 sıralarında gece vakti tekrar işyerine gelerek çeşitli malzemeleri market aracına doldurup saat 19.09'da dolu market arabasıyla işyerinden ayrıldığı, sanığın 31.12.2017 günü saat 09.00 sıralarında katılanın işyerinden yeniden çeşitli malzemeleri çaldığının anlaşıldığı olayda; iş yeri güvenlik kamera görüntülerine göre, 30.12.2017 tarihli ilk eylemin saat 19.00-19.09 sıralarında gece vakti işlendiğinin belirlenmesi karşısında, sanık hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan cezanın 5237 sayılı Kanun'un 143/1. maddesi uyarınca artırılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması, sanığın savunmasının zorunlu müdafi ile birlikte alınması ve kısa kararın müdafiinin hazır bulunduğu duruşmada açıklanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 3. Dosya içerisindeki kolluk görevlilerince düzenlenen 09.01.2018 tarihli Yakalama ve Muhafaza Altına Alma Tutanağına göre, sanığın yakalandıktan sonra katılanın işyerinden çaldığı bir kısım eşyayı 3. kişilere sattığını bildirdiği ve bu eşyaların 3. kişilerden rızaen teslim alındığı ancak bu eşyalara ilişkin 3. kişilerin zararının giderilmediği, anılan tutanak içeriğine göre sanığın, define makinesi olarak adlandırılan yeraltı su tarama cihazını ise arkadaşı ... isimli kişiye emaneten bıraktığını bildirmesi üzerine ... isimli kişiden yeraltı su tarama cihazının rızaen teslim alınarak katılana iade edildiğinin anlaşılması karşısında, sanık tarafından soruşturma aşamasında gerçekleştirilen yeraltı su tarama cihazının iadesinin kısmî iade niteliğinde olduğu, soruşturma aşamasında gerçekleştirilen kısmî iade nedeniyle katılandan, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunup bulunmadığı sorularak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168/1-4. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde ceza miktarı yönünden 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesinin gözetilmesine, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca, dava dosyasının, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/10812, K. 2025/19049, T. 27.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2023-10812-e-2025-19049-k-c6375941e8d4