Yargıtay · 2. Ceza Dairesi

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/4171 E. 2025/5142 K.

Konu: Karşılıksız Yararlanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2022/4171
Karar No
2025/5142
Karar Tarihi
Konu
Karşılıksız Yararlanma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2375 E., 2019/1598 K. SUÇ : Karşılıksız Yararlanma HÜKÜM : Beraat kararının kaldırılarak kamu davasının düşmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında beraat kararı verildiği, katılan vekilinin istinaf talebi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince duruşma açılarak ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verildiği anlaşılmakla, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekilinin temyiz isteminin, verilen kararın usûl yasaya aykırı olduğuna, soruşturma aşamasında sanığa imkan tanındığı hâlde ödeme yapmadığından kovuşturma aşamasındaki ödemenin ancak cezada indirim sebebi olabileceğine ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 05.07.2012 tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından, 6352 sayılı Kanun'un 84. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesine eklenen 5. fıkra uyarınca, zararın soruşturma tamamlanmadan önce tazmin edilmesi hâlinde kamu davası açılamayacağı, başka bir anlatımla zararın giderilmemesinin dava şartı olduğu dikkate alındığında, soruşturma aşamasında şüpheliye, belirlenen vergili ve cezasız zarar miktarını kamu davası açılmadan önce tamamen tazmin etmesi hâlinde hakkında dava açılmayacağı da hatırlatılarak usûlünce bildirimde bulunulup, mâkul bir süre tanınması ve soruşturma aşamasında zararın tamamen tazmini hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, tamamen tazmin edilmemesi hâlinde ise dava açılması gerekmektedir. Ancak anılan şekilde soruşturma aşamasında kurum zararı bilirkişiye tespit ettirilmeden ve tespit ettirilse dahi usûlünce bildirimde bulunulmadan sanık hakkında dava açılması hâlinde sanık kovuşturma aşamasında zararı tamamen giderirse, zarar soruşturma aşamasında giderilmiş gibi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi, ayrıca sanığın 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin 5. fıkrası hükmünden kaç kez yararlandığının denetimi açısından verilecek kararın 6352 sayılı Kanun'un 103. maddesi ile 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun 6. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca adlî sicilde bunlara mahsus sisteme kaydının sağlanması gerekir. Somut olayda; soruşturma aşamasında tarafsız bir bilirkişiye eylemden dolayı katılan kurum zararı hesaplattırılıp sanığa ödemesi için usûlüne uygun bildirimde bulunulmaması ve kovuşturma aşamasında yapılan ihtar sonrası sanığın katılan kurumun zararını ödemesi karşısında, sanık hakkında, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 168/5 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesi ile birlikte karar kesinleştiğinde bir suretinin Adlî Sicil Kanunu'nun 6/2. maddesi uyarınca mahsus siciline kaydı için Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 30.10.2019 tarihli ve 2018/2375 Esas, 2019/1598 Karar sayılı ilk derece mahkemesince verilen beraat kararının kaldırılarak kamu davasının düşmesine yönelik hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 303/1. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 30.10.2019 tarihli ve 2018/2375 Esas, 2019/1598 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasına "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/5. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlıktan birinci kez yararlanan sanık hakkında verilen kararın kesinleşmesinden sonra bir suretinin 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 6/2. maddesi uyarınca mahsus siciline kaydı için Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne gönderilmesine" şeklinde bir bent daha eklenmesine karar verilmek suretiyle, diğer yönleri usûl ve yasaya uygun olan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİ ile hükmün ONANMASINA, dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereğince Eğil Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/4171, K. 2025/5142, T. 24.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-2-ceza-dairesi-2022-4171-e-2025-5142-k-a4d50dd0d931