Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/12942 E. 2025/4924 K. – Hırsızlık
Konu: Hırsızlık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/12942
- Karar No
- 2025/4924
- Karar Tarihi
- Konu
- Hırsızlık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/775 E. 2021/1078 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin "eksik soruşturma ile hüküm kurulduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesinden uygulama yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğuna" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.10.2018 tarihli celsesinde, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b maddesinin uygulanması ihtimaline binaen sanığa ek savunma hakkı verildiği belirlenerek yapılan incelemede, tebliğnamedeki "sanığa ek savunma hakkı tanınması gerektiği yönündeki" bozma istemine dair görüşe iştirak edilmemiştir. 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında ilk olarak hükmedilen 03.10.2018 tarihli ve 2018/222 Esas ve 2018/491 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince duruşma açılmaksızın, 29.03.2019 tarihli ve 2018/3416 Esas, 2019/796 Karar sayılı karar ile "sanığın tüm aşamalarda cep telefonunu uyumakta olan mağdurun kolunun yanında, yastığın yanında bulunduğunu ve oradan aldığını söylemesine karşın katılanı, cep telefonunun uyurken pantolon cebinden çalındığını beyan ettiği anlaşılmakla öncelikle belirtilen çelişki giderilerek TCK'nın 141/1 ve TCK'nın 142/2-b maddelerinden hangisinin uygulama olanağı bulunduğunun tespiti gerektiğinin gözetilmemesi; belirlenecek uygulama maddesinin TCK'nın 141/1.maddesi olması hâlinde, soruşturma aşamasında yapılan uzlaştırma işleminin usule uygun olmadığı nazara alınarak yeniden, bu kez usulüne uygun olarak uzlaştırma işlemi yaptırılması gerektiğinin gözetilmemesi; sanığın soruşturma sırasında olaydan henüz haberi olmayan katılana telefon ve kılıfının iadesini sağladığı, sadece sim kartın bulunamadığı bu sebeple TCK'nın 168/4.maddesi uyarınca soruşturma aşamasındaki kısmî iadeye muvafakatı bulunup bulunmadığı hususu katılana sorularak TCK'nın 168/1. maddesinin uygulama olanağı bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinin gözetilmemesi; TCK'nın 168/1. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığının anlaşılması hâlinde sanığın uzlaşma iradesi zararı giderme isteği olarak kabul edilerek sanığa sim karttan kaynaklanan zararı giderme imkanı tanınarak TCK'nın 168/2.maddesinin uygulama olanağı bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinin gözetilmemesi; sanığın 27.08.2017-27.08.2017 tarihleri arasında gözaltında geçirdiği sürenin CMK'nun 232/2-d maddesi gereği gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi ve TCK'nın 63/1. maddesi gereğince mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" gerekçeleriyle sanık hakkındaki hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının aynı Kanun’un 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda anılan hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesince sonradan hükmedilen 12.11.2019 tarihli ve 2019/282 Esas, 2019/690 Karar sayılı karar ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 29.03.2019 tarihli ve 2018/3416 Esas, 2019/796 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu belirlenmekle;
5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda sanık hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği değişik gerekçeyle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.