Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/12175 E. 2024/21607 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/12175
- Karar No
- 2024/21607
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/429 E., 2021/875 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi, beraat sanık ... müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İade, ret, onama, bozma Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, sanık ... hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede; I. Sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2021 tarihli ve 2021/429 Esas, 2021/875 Karar sayılı kararının, sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272/3-a maddesine göre istinaf yoluna başvurulamayacak olan kesin nitelikteki 2.000,00 TL adli para cezası ile ilgili olarak, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi tarafından sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca reddine karar verildiği, bahse konu kararın aynı Kanun’un 279/1-son maddesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, dava dosyasının itirazın merciince incelenmesi için incelenmeksizin mahalline İADESİNE, II. Sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2021 tarihli ve 2021/429 Esas, 2021/875 Karar sayılı kararının, sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, III. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile ilgili temyiz isteminin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın zararı gidermek istediğine, katılanın beyan ettiği zararın, gerçek zararın üstünde olduğuna, katılanın beyanlarına itibar edilerek üst sınırdan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede, Sanık hakkında katılana yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, IV. Sanık Halil Özmen hakkında hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin incelenmesinde; İlk derece mahkemesince, sanığın hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143, 116/2-4 ve 62. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve erteli 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf talebi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine hükmedildiği, hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanunun 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, duruşma açmadan beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen aynı Kanun'un 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve sanığa yüklenen iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirildiği nazara alınarak; savunmanın bölünmezliği ilkesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması ve savunmasının müdafii huzurunda alınması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Alanya 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.