Yargıtay · 2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/11015 E. 2022/19785 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/11015
- Karar No
- 2022/19785
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ...’nın, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143/1, 35/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/02/2021 tarihli ve 2019/144 Esas - 2021/75 Karar sayılı kararı aleyhine kanun yararına bozma talebinde bulunulması üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda; “Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h ve 143/1. maddeleri uyarınca belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezasından aynı Kanun’un 35/1. maddesi uyarınca 3/4 oranında indirim yapılırken, 1 yıl 10 ay 15 gün yerine, hesap hatası sonucu 3 yıl 9 ay hapis cezasına ve devamında TCK’nın 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılması suretiyle sonuç ceza olarak 1 yıl 6 ay 22 gün yerine, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (BURSA) 18. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 25/02/2021 tarihli ve 2019/144 E., 2021/75 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine,” şeklinde verilen karara karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/10/2022 tarihli ve 2022/19673 sayılı ve “ İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 25/02/2021 tarihinde kurulan mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulması halinde, bozmanın 5271 sayılı CMK'nın "309/4-d" maddesine göre yapılıp yapılmayacağına ilişkindir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir. Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle "Karar" ve "Hüküm" ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür. Bozma nedenleri; 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca; kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir. Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır. Davanın esasını çözen mahkumiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise anılan fıkranın (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, "Tekriri muhakeme" yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir. 5271 sayılı CMK'nın 4. fıkrasının (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde ise cezanın kaldırılmasına karar verilecek, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi durumunda bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, bozma konusu yapılan kararın yerine verilmesi gereken karar, doğrudan ilgili daire tarafından verilecektir. Bozma nedeni, netice itibariyle hükümlüye daha az bir cezanın verilmesini ya da cezanın kaldırılması gerektiriyorsa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi gereğince yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, bu hafif cezaya veya cezanın kaldırılmasına doğrudan Özel Dairece karar verilmesi gerekmektedir. Özel Dairece, yeniden yargılama yasağı olduğu halde, daha az cezaya hükmedilmeyip ya da ceza kaldırılmayıp, hukuka aykırılığın giderilmesinin yerel mahkemeye bırakılması halinde, bu aşamada yerel mahkemenin vereceği karar yok hükmünde olacağından, hükümlü lehine sonuç doğuracak olan hukuka aykırılık da yasal olarak giderilmemiş olacaktır. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.06.2006 gün ve 151-157 , 13.02.2007 gün ve 349-35, 18.09.2007 gün ve 186-178, 13.05.2008 gün ve 84-111, 14.04.2009 gün ve 75-101, 27.12.2011 gün ve 205-291, 27.03.2012 gün 493-127, 05.06.2012 gün 6-215, 29.01.2013 gün 1324-27 ve 08.04.2018 gün 72-73 sayılı kararlarında da, mahkûmiyet hükümleri yönünden verilen kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi kapsamında kaldığı kabul edilerek, hukuka aykırılıkların bizzat Özel Dairelerce giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Somut olayda, sanık hakkında üzerine atılı nitelikli hırsızlık suçu nedeniyle, anılan Kanun'un 142/2-h ve 143/1. maddeleri uyarınca belirlenen 7 yıl 6 ay hapis cezasından, anılan Kanun'un 35/1. maddesi uyarınca 3/4 oranında indirim yapılırken hesap hatası yapılarak 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası yerine, 3 yıl 9 ay hapis cezası olarak hesaplanmasını müteakip, aynı Kanun'un 62. maddesinin uygulanması sonucunda 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası yerine, 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı olduğundan, Yüksek Dairece, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmesi yerindedir. Ancak buradaki bozma nedeni, netice itibariyle hükümlüye daha az bir cezanın verilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle bozma 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi kapsamında kalıp, yeniden yargılama yasağı bulunması nedeniyle belirlenen hukuki aykırılığın bizzat Özel Dairece giderilmesi gerektiği gözetilmeden, "... kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine" şeklinde karar verilmesinin isabetli olmadığı kanaatine varılarak 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle İTİRAZ KANUN yoluna başvurulması üzerine, dosya Dairemize gönderilmekle, 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin, 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13/02/2018 gün ve 2015/8-395 Esas - 2018/34 Karar, 20/11/2018 gün ve 2015/11-259 Esas - 2018/550 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, TCK’nın 51. maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi ve CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarının uygulanabilmesi için yasada aranan diğer koşulların yanında, erteleme için “kişinin suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması” ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması için “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” şeklinde hakimin takdir hakkını kullanmasını gerektiren durumlar bulunmaktadır. Buna göre somut olayda, her ne kadar sanığın adli sicil kaydında yer alan Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2017 tarihli ve 2016/134 Esas – 2017/67 Karar sayılı ilamına konu kasten yaralama suçundan aldığı mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, CMK’nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel mahiyette ise de, sanığın adli sicil kaydında ertelemeye engel bir mahkumiyetinin olmadığı ve kanun yararına bozma dışı olup sanığın üzerine atılı diğer suçlar olan konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen hapis cezalarının “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği yönünde Mahkememizce olumlu kanaat oluştuğundan” şeklindeki değerlendirme ile TCK’nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesine karşın, hırsızlık suçundan mahkemece hesap hatası yapılmak suretiyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis olarak belirlenen ceza için “Sanığın adli sicilinde yer alan mahkumiyetler dikkate alınarak kanunen şartları oluşmadığından ve sanığın tekrar suç işlemeyeceğine dair mahkememizde olumlu kanaat oluşmamış olduğundan sanık hakkında CMK m. 231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve TCK m. 51 uyarınca erteleme hükümlerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,” şeklindeki, hükmedilen ceza miktarı itibariyle yasal engel bulunduğu gözetilmeden ve diğer suçlardan verilen erteleme gerekçeleri ile çelişki de oluşturarak yapılan değerlendirme ile hırsızlık suçundan verilen hapis cezasının ertelenmemesine karar verildiği anlaşılmakla, Dairemizce sanık hakkında hesap hatası yapılarak fazla ceza tayin edildiği gerekçesiyle hükmün kanun yararına bozulması sonucunda sanık hakkında hükmedilebilecek cezanın iki yıl hapis cezasının altına düşecek olması göz önünde bulundurulduğunda, sanık hakkında TCK’nın 51. maddesinin uygulanma ihtimali gündeme gelecektir. Bu durumda, somut olayda hapis cezasının ertelenmesi yönünden “Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması” şartının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin değerlendirme yönünden davanın esası çözülmemiş olup CMK’nın 309/4-b maddesi kapsamında kanun yararına bozma nedenine göre hükmedilecek cezanın miktarı itibarıyla kişiselleştirme nedenlerinin uygulanması ihtimaline binaen gereğinin mahallinde yapılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, Dairemizin 20/06/2022 tarihli ve 2022/3010 Esas - 2022/12816 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden, CMK’nın 308/3. maddesi gereğince İTİRAZIN REDDİNE ve dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.