Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/5676 E. 2026/4256 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5676
- Karar No
- 2026/4256
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil ile dava dışı ...'ın Ankara 17. Aile Mahkemesinin 2022/17 Esas sayılı dosyasında anlaşmalı olarak boşanmış olduğunu ve bu boşanma kararı kesinleştiğini, kesinleşen kararın boşanma protokolü (4.) maddesinde dava konusu .. İli .. Mahallesi 150 24... Parseldeki .. .. .. .. Sitesi No: ... numaralı bağımsız bölümün ... üzerine kayıtlı kalacağını, taşınmazın satışı halinde taşınmaza ilişkin borç ve ipotek masrafları düşüldükten sonra kalan meblağın %60'ı ... ..'a, %40'ı ...'a kalması konusunda anlaşıldığını, taşınmaz satılana kadar ... .. ve ..'a kalması konusunda mutabık olunduğunu, şayet satış işlemi yapılırsa müşterek çocuk .. adına hesap açılacağını taraflardan ... 150.000,00 TL, ... .. 100.000,00 TL'yi bu hesaba gönderecekleri konusunda anlaşıldığı, kararın kesinleşmesinin ardından ...'ın taşınmazı gerçek değerinin altında bir bedel ile davalıya sattığını,bu satışta mal kaçırmak niyeti olduğunu müvekkilinin zarara uğratıldığını rayiç değeri 1.600.000,00 TL olduğu halde taşınmazı 1.420.000,00 TL'ye satıldığını dava dışı şahıs ile davalı aralarında anlaşmak suretiyle söz konusu taşınmazı rayiç bedelin altında satılmasına iştirak ederek müvekkili zarara uğratıldığını TBK gereğinde bu işlemin muvazaa ile kesin hükümsüz olduğunu bu sebeple davalı adına olan Tapu Kayıtlarının 1/2 oranında iptali ile müvekkili adına tescilini, mahkeme aksi görüşte ise de taşınmazın ... adına tescilini ve taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine " karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar ilamı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dava BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davasına ilişkindir.
Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1, 2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Bu madde sadece davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin kıyasen uygulanması olup üçüncü kişinin tazminatla sorumlu olacağı anlamına da gelmemelidir. Dosya içerisindeki belgelere göre, davacı ile dava dışı ... arasında anlaşmazlık bulunduğu, dava konusu gayrımenkulün dava dışı ... adına kayıtlı iken davalı ...'a tapuda satış yolu ile devredildiği anlaşıldığından dava dışı ...'ın da da hukuku da etkileneceğinden adı geçenin davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanıp, toplanan ve toplanacak deliller birlikte dosyanın değerlendirilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararının re'sen BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın HMK’nın 373/1. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.