Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4969 E. 2026/3031 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4969
Karar No
2026/3031
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/üçüncü kişi ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın, davalı borçludan olan alacaklarının tahsil ve takibi için Kayseri Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2021/2939 Esas, 2021/2853 Esas, 2021/399 Esas, 2021/2940 Esas ve 2021/2850 Esas sayılı dosyaları ile kambiyo takibi başlattığını, icra takibinin kesinleştiğini, borçlu ...'in aciz haline düştükten sonra ve aleyhine icra takipleri başlatılmadan kısa bir süre önce, muvazaalı işlemlerle mallarını kaçırdığını, davalı borçlu tarafından, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 176 Ada, 16 Parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 176 Ada, 41 Parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 183 Ada, 76 Parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 184 Ada, 103 Parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 183 Ada, 82 Parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 84... parsel sayılı dava konusu toplam altı adet taşınmaza yönelik tasarruf işlemlerinin İİK'nın 277 ve devamı maddeleri gereğince, davacı banka yönünden iptalini, dava konusu taşınmazlar yönünden, Kayseri Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2021/2939 Esas, 2021/2853 Esas, 2021/399 Esas, 2021/2940 Esas ve 2021/2850 Esas sayılı dosyalarından cebri icra ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı üçüncü kişi ... vekili cevap dilekçesinde; davalının Nevşehir'de kardeşi ile birlikte çiftçilik ve ticaret işi ile meşgul olup hali vakti yerinde olan bir tüccar olduğunu, diğer davalı ...'in davalıya gelerek taşınmazları olduğunu belirtip kendisine satmak istediğini söylediğini, bunun üzerine davalının da 1 76... parsel, 1 76... parsel, 1 83... parsel, 1 84... parsel, 1 83... parsel, 1 84... parsel, 2 08... parsel, 2 03... parsel, 2 02... parsel, 1 92... parsel sayılı taşınmazları (toplam 10 adet) diğer davalı ...'den satın aldığını, taşınmazlar arasında hem dava konusu olan hem de dava konusu olmayan taşınmazların mevcut olduğunu, bu taşınmazları şahitler huzurunda 299.500,00 TL'ye satın aldığını, 37.500,00 TL'sinin peşin olarak davalının kardeşinin ... hesap numaralı hesabından eft yapıldığını, 27.000,00 TL'sinin 30/03/2020 tarihinde davalının kardeşinin ... hesap numaralı hesabından eft yapıldığını, 88.000 TL'sinin 10/04/2020 tarihinde davalıya ait ... hesabından 09/04/2020 tarihinde diğer davalı

hesabına eft yapıldığını, 10/01/2021 tarihli 49.000 TL'lik çek, 20/01/2021 tarihli 49.000 TL'lik çek ve 31/01/2021 tarihli 49.000 TL'lik çeklerin davalının kardeşinin ... hesap numaralı hesabından belirtilen tarihlerde ödendiğini, gayrimenkullerin satın alındığını, devrin ise 06/10/2020 tarihinde yapıldığını, tapu kayıtlarına güvenerek taşınmazları satın aldığını, davalının, davalı/borçlunun aciz içinde olduğunu ve hakkında icra takibi başlatılacağının bilmesinin imkanı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasının reddine dair karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/232 Esas, 2022/484 Karar sayılı kararının yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına; davanın yeniden esasıyla ilgili olarak; davanın kabulü ile; Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 76... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 76... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 83... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 84... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 83... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 84... parsel sayılı dava konusu toplam 6 adet taşınmazdaki davalı ... payının, davalı ...'a satışına yönelik tasarruf işlemlerinin İİK'nın 277 ve vd. maddeleri gereğince iptaliyle, davacıya iptal edilen paylar üzerinde, Kayseri Banka Alacakları İc. Müd.'nün 2021/2939 E., 2021/2853 E., 2021/399 E.; 2021/2940 E., 2021/2850 E. sayılı dosyalarından cebri icra ve satış yetkisi verilmesine karar verilmiş, karar ilamı davalı üçüncü kişi ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı üçüncü kişi ... vekilinin temyiz dilekçesi incelenmiştir. Dava, İİK'nin 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. İİK'nın 278/III-2’deki edimler arasındaki aşırı oransızlığa ilişkin hüküm, borçlu ile borçludan tasarrufa konu malı satın alan 3. kişi arasındaki tasarruflarda iptal nedenidir. Tasarrufun bu bent uyarınca iptal edilebilmesi için, malın veya hakkın satış tarihindeki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında aşırı oransızlık bulunması gerekir. Yargıtay uygulamasına göre, edimler arasında aşırı bir oransızlıktan söz edebilmek için tasarruf konusu malın veya hakkın, satış sözleşmesinde (tapuda, noterde, vs.) gösterilen satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında en az bir misli veya daha fazla fark bulunması gerekir. Şu hâlde, edimler arasında aşırı bir oransızlık olup olmadığının saptanabilmesi için iki unsura ihtiyaç vardır. 1- Tasarrufa konu mal ve hakkın satış değerinin belirlenmesi 2- Bu mal veya hakkın satış tarihindeki gerçek değerinin belirlenmesi

Tasarruf konusu mal veya hakkın satış bedeli borçlu ile alıcı arasında yapılan satış sözleşmesinde gösterilen yazılı değerdir. Borçlu tarafından satılan iptal konusu taşınır (araç vs) veya taşınmaz (ev, arsa vs.) mal veya hak üzerinde ipotek ve haciz kayıtları varsa, ipotek ve haciz bedelinin alıcı 3. kişinin ödemesi koşulu ile satışın bu değerlerin tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilir. Bu durumda, edimler arasındaki oransızlığın belirlenmesinde, tapu, trafik kaydındaki ipotek ve haciz kayıtlarının da göz önünde tutulması gerekir. Bunun için, tapuda veya noterde yapılan resmî sözleşmede gösterilen satış bedeline, alıcı 3. kişi tarafından ödenen ipotek ve haciz tutarı eklenerek “satış değeri” bulunur. Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde ise; dava konusu edilen davalı borçlu ...'e ait Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 76... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 76... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 83... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 84... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 83... parsel, Nevşehir İli, ... İlçesi, ... Köyü, 1 84... parsel sayılı dava konusu toplam altı adet taşınmazın, davalı üçüncü kişi ...'a toplam 10.710,00 TL bedelle ve devir sırasında taşınmazların beşi üzerinde bulunan 100.000,00 TL bedelli ipoteklerle yüklü olarak satıldıkları ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda tüm taşınmazların devir tarihindeki toplam değerinin 173.920,48 TL olarak belirlendiği anlaşıldığından, mevcut bu durum karşısında, tapudaki satış bedellerine ipotek bedelleri de eklendiğinde, bedeller arasında misli aşan fark bulunmadığının anlaşıldığı, bunun yanı sıra; dava konusu taşınmazların davalı borçlunun, üçüncü kişiye olan borcundan dolayı devredildiğinin dosya kapsamındaki tanık beyanlarının içeriğinden anlaşılması karşısında, alacağa mahsuben yapılan tasarrufların İİK'nun 279. maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendi uyarınca mutat (olağan) ödeme vasıtası yerine geçemeyeceğinden ve alacağa mahsuben satışların iptaline karar verilmesi gerektiğinden, davanın açıklanan tüm bu gerekçeler uyarınca kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi hatalı olup bu husus bozmayı gerektirir ise de sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Davalı üçüncü kişi ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibari ile doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 11.880,51 TL onama harcı için peşin alınan harcı için 3.502,00 TL harcın mahsubu ile kalan 8.378,51 TL harcın temyiz eden davalı üçüncü kişiden tahsiline, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/4969, K. 2026/3031, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-4969-e-2026-3031-k-c5d59e12469b