Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/4885 E. 2026/1937 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4885
Karar No
2026/1937
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :...Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılardan ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlunun mal varlığını kısa bir süre önce 3. kişilere devir ettiğini devir işleminin İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca iptali gerektiğini belirterek tasarrufun İİK 277 vd maddeleri uyarınca iptaline, takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesini talep ve dava etmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verildiği görülmüş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına ve davanın kabulüne, tasarrufun davacı yönünden iptali ile,...13. İcra Müdürlüğünün 2019/8562 E. sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere davacı banka vekiline cebri icra yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar sonrasında davacı vekili tarafından tavzih talep dilekçesi verilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince Ek Karar başlığı altında yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne ve davacı lehine tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. Dava, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277 md.) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise, İİK'nun 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle, İİK'nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza, İİK'nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Somut olayda; ilk derece mahkemesi taşınmazın devir bedeli ile rayiç değeri arasında misli farkın olmadığı ve taraflar arasında tanışıklık olmadığından bahisle ret kararı vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; davalılar arasında 2000 yılında ticari ortaklık olup Volkan ortaklıktaki payını borçlunun eşine devrettiği anlaşıldığından İİK'nın 280. maddesindeki tanışıklığa dair emare mevcut olduğundan gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne tasarrufun iptaline ve davacı vekiline cebri icra yetkisi verilmesine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesince Ek Karar başlığı altında yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne ve davacı lehine tazminata hükmedildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Hükmün Tashihi” başlıklı 304. maddesi “(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir." şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un "Hükmün Tavzihi" başlıklı 305. maddesinde ise "(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." düzenlenmesi yer almaktadır. HMK’nın 304. maddesine göre hükmün tashihi müessesesi ile yalnızca hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar düzeltilebilir. Anılan Kanun’un 305. maddesinde ise hükmün tavzihinin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağı açıkça belirlenmiştir. Buna göre, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Tavzih yolu ile hükmün değiştirilmesi değil yalnızca açıklanması imkânı vardır. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Hâkim hükmü verdikten ve davadan elini çektikten sonra temyiz edilerek hüküm bozulmadıkça o davaya yeniden bakamayacak ve verilen hükmü değiştiremeyecektir. Tavzih kural olarak yalnızca hüküm fıkrasında olacak; hükmün gerekçesinin açıklanması için tavzih yoluna başvurulamayacaktır. Hâkim; tashih veya tavzih yolu ile kısa kararında hükmettiği miktarı sınırlandıramaz, genişletemez ve değiştiremez. Somut olayda davacının talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hüküm tamamen değiştirilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere tashih ya da tavzih yoluyla bir tarafa tanınan hakların genişletilemeyeceği, değiştirilemeyeceği gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davanın kabulü ile tazminata hükmedilmesine dair...Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 05.10.2022 tarihli 2022/26 02... /2712 Karar sayılı ek kararının kaldırılmasına oy birliğiyle karar verildikten sonra,...Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 03.10.2022 tarih ve aynı sayılı asıl kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi: Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince verilen esas kararda davanın kabul gerekçesinin dayanağı davalılarından Volkan ile borçlunun eşinin 2000 yılına ait hisse devri nedeniyle davalılar arasında tanışıklık olgusunun ispatlandığı olsa da; sadece bu durumun davacının ekonomik durumunu ve amacını bilebilecek durumda olabilecek kişiler arasında olduğunun kabulünü gerektirmeyeceğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca,...Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve 2022/2602 E.-20222712 K. sayılı ek kararının (KALDIRILMASINA), İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2022/2602 E. 2022/2712 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/4885, K. 2026/1937, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2025-4885-e-2026-1937-k-d5070b70923b