Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/3233 E. 2026/4824 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/3233
- Karar No
- 2026/4824
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/414 Esas, 2026/33 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında bozma kararı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-b. maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5271 sayılı CMK'nın sayılı 223/2-c. maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sübuta, eksik araştırma ve inceleme neticesinde karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 02.05.2015 tarihinde saat 22.40 sıralarında, açık havada, gece vakti, azami hız sınırının 80 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, platform genişliği 10,5 metre olan bölünmüş, tek yönlü, üç şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, cadde sınıfı yolda, sürücü ....'nin yönetimindeki otomobil ile Acıpayam yolu üzeri kalp merkezi kavşağı istikametinden Pekdemir kavşağı yönüne sol şeritte seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde, istikametine göre sağ ilerisinde seyir halinde olan sanık sürücü ...'un yönetimindeki otomobilin sola manevra yapması sebebiyle önünde seyreden sanığa ait otomobile çarpmamak için sol tarafa direksiyon tedbirinde bulunduğu sırada hakimiyetini kaybederek aracın sol ön tekerinin orta ayırıcı bordür taşlarına çarpıp orta ayırıcı üzerine çıkarak önce ağaca akabinde demir aydınlatma direğine çarpması sonucu araçta yolcu olarak bulunan ...'un öldüğü, yolcu olarak bulunan katılan ...'un hayat fonksiyonlarını (1.) derecede etkileyecek kemik kırığı oluşacak, yaşamını tehlikeye sokmayacak şekilde yaralandığı, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen kazanın meydana gelmesinde kusur durumunun tespitine yönelik gerek soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 27.08.2015 tarihli raporunda gerek kovuşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 10.02.2025 tarihli raporu ile Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunun 16.09.2025 tarihli raporunda alternatifli şekilde kusur dağılımının yapıldığı, katılan sürücü .... ile aynı araçta olup yaralanan katılan ...'un aşamalarda değişmeyen, tutarlı ve olayın oluş şekli ile aynı mahiyette olan beyanlarına üstünlük tanınarak, sanığın asli kusurlu olduğu kabul edilerek, bir kişinin ölümü ile bir kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1. 5271 sayılı CMK'nın ''Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar'' başlıklı 230/1-d. maddesinde; cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gerekçede gösterilmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiş; yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2018 tarihli ve 2015/4-1163 Esas-2018/382 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; hüküm bölümünde 5271 sayılı CMK'nın 230. ve 232. maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezası veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ya da bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanakların açıkça gösterilmesi zorunluluğu bulunmakta olup; dosya içeriğine göre, yapılan yargılama aşamasında lehe hükümlerin uygulanması talebi bulunan, adli sicil kaydı temiz olan ve duruşmalara yansıyan olumsuz davranışı bulunmayan sanık hakkında, tayin edilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışılırken "Sonuç cezanın süresi dikkate alınarak şartları oluşmadığından" şeklindeki yetersiz gerekçe ile 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi suretiyle CMK'nın 230/1-d maddesine uyulmaması,
2. 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle öldürme suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluklarına hükmedilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2026 tarihinde karar verildi.