Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/2503 E. 2026/4337 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2026/2503
Karar No
2026/4337
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/4999 E., 2026/6 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında ayrı ayrı taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 85/1, 22/3, 63/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında aynı konuda açılmış olan davaların birleştirilerek birden fazla kişinin ölümüne neden olmak suçundan tek bir hüküm kurulması gerektiğine, eksik inceleme ile yeterli delil olmadan hüküm kurulduğuna, sanığın savunma hakkının kısıtlandığına, tayin olunan cezanın teşdiden belirlendiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının hatalı olduğuna, dosya kapsamı itibariyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sahte alkolün sanıkların işlettiği market içerisinde bulunmadığına, sanık hakkında dava açılmasına ilişkin tek delilin ölenin eşinin beyanları olduğuna, olayın sanıklarla bir ilgisinin bulunmadığına, ölenin alkolü sanıkların işlettiği marketten aldığına ilişkin delil olmadığına, sanık hakkında açılan davaların birleştirilerek karara bağlanması gerektiğine, sanığın eyleminin zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, atılı suçu kabul etmemekle birlikte tayin olunan cezanın fazla olduğuna, bilinçli taksir sebebiyle uygulanan artırım oranının fazla olduğuna ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının yerinde olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanıkların işletme ve idaresinde bulunan ...isimli yerden, ucuz olması sebebiyle devamlı olarak sahte alkol alarak tükettiği dosya kapsamından anlaşılan ... uyruklu ...'un, olay günü çalıştığı otelden ev taşımak için izin istediği, akşam saatlerinde geri döndüğü, çalıştığı süre içerisinde kendini iyi hissetmediği, otelin spasında bir süre yattığı, sonrasında lobi katında bulunan tuvalete gittiği, uzun süre çıkmayınca kontrol için içeri giren diğer otel çalışanlarının, ölenin ağzında köpükler bulunduğunun ve yerde yatar vaziyette görüldüğünün anlaşılması üzerine kaldırıldığı hastanede öldüğü, otopsi işlemi sonrasında düzenlenen rapora göre, ölümünün metil alkol (...) zehirlenmesi sonucu meydana gelmiş olduğunun tespit edildiği, ...isimli iş yerinde yapılan izleme çalışmaları sonucunda sahte alkolün, işyerinin yanında girişi bulunan siyah kapılı binada bulunan dairede muhafaza edildiğinin anlaşılması üzerine burada yapılan aramada ele geçirilen pet şişelerin Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi ... Şubesi tarafından yapılan incelemesinde etanol ve ... bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, sanıkların kaçak içkiyi imal ettiklerinin, üretim sürecini ve imalinde kullanılan maddeleri bildiklerinin sabit olmadığı ancak kaçak olduğunu bilerek alıp satan kişi oldukları, sattıkları içkileri yasal tedarikçisinden temin etmeyerek, özen yükümlülüğüne aykırı davrandıklarının bilincinde oldukları, kaçak olduğunu bildiklerinden insan sağlığına zararlı maddelerden imal edilmiş olabileceğini öngörebildikleri halde, öngördükleri neticeyi istememelerine rağmen nasıl olsa bir şey olmaz düşüncesiyle bu içkilerin ticaretini yapmak şeklindeki eylemlerinin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı kabul edilmiş, ayrıca sanık müdafilerinin aşamalarda sanıkların eylemlerinin zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilerek sanıklar hakkında yürütülen diğer davalar ile birleştirme kararı verilmesi yönündeki talepleri bakımından yapılan değerlendirmede, söz konusu dosyalara ait iddia edilen suç tarihleri ile ölen ve şikâyetçilerin farklı olduğu, sanıkların tek bir satış eylemi ile birden fazla kişi yönünden atılı suça sebebiyet verdiğine bir delil bulunmadığı, bu haliyle 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesindeki değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesi gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi yine anılan Kanun'un 43/2. maddesinde yer alan şekilde suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi gibi bir durumun da söz konusu olamayacağı, her bir satış iddiasının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve delillendirilmesi gerektiği kabul edilerek, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1-Temel cezaların belirlenmesi esnasında, uygulama koşulları olmayan 5237 sayılı TCK'nın 37/1. maddesinin yazılması sûretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine uyulmaması, 2-Yargılama giderlerinin sanıklardan "sebebiyet verdikleri oranda" tahsili yerine "eşit olarak tahsili" şeklinde karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-f maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde yer alan "TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle" ibarelerinin hükümden çıkarılması ve hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin 9. paragrafında yer alan "eşit olarak tahsili" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "sebebiyet verdikleri oranda" yazılması sûretiyle, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/2503, K. 2026/4337, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2026-2503-e-2026-4337-k-1c6c449632c9