Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/37 E. 2026/4332 K.

Konu: Sahte Belge Düzenleme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2026/37
Karar No
2026/4332
Karar Tarihi
Konu
Sahte Belge Düzenleme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2484 E., 2025/1578 K. SUÇ : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık ... müdafii, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan, 213 sayılı Kanun'un 359/b, 359/3, 5237 sayılı Kanun'un 43/1, 62... sayılı Kanun'un 231/5. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan incelemede; 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a, 303/1-a. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılması ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraati ile düzeltilerek esastan reddine kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan sanık müdafii, katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; eksik vekalet ücretine hükmedilmesi nedeniyle vekalet ücretinin düzeltilmesi talebine ilişkindir. Katılan vekilinin temyiz isteği; eksik araştırma ve inceleme ile verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; dosya kapsamına göre sanık hakkında ilk derece mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararının doğru olduğuna, bu nedenle duruşma açılmaksızın dosya üzerinden beraatine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; temyiz dışı sanıklar ... ile onun işlerini vekaletle yürüten ...'ın eylemlerine sanık ... tarafından iştirak edildiği, her ne kadar sanıklar tarafından eylem inkar edilse de birbirlerini tanıdıkları, aynı suçtan çok sayıda kayıtlarının olduğu, bu dosyalar incelendiğinde mükellef şirketler aynı olmamakla beraber sanıkların iştirak halinde bu suçları işlediklerine yeterli kanaat uyandırdıkları, kaldı ki tanıkların da sanıklar arasındaki ortaklık durumunu bilmeseler bile tanışıklığa şahit oldukları, iştirak ilişkisinde ...'ın daha aktif olmasını veya diğerlerinin yönlendirmesinin sonuca etkili olmadığı, zira örgüt varlığına ilişkin başkaca bir delil bulunmadığı gözetilerek her üçünün de fikir ve irade birliği içerisinde hareket ettiği kanaatine varılarak sanıkların suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği, bu kapsamda sanık ...'ın da üzerine atılı sahte belge düzenleme suçunu işlediği kanaati ile hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan incelemede; sanık ... için düzenlenen vergi tekniği raporunda, bu sanık açısından yapılan yegane tespitin; mükellefin mal alış ve satış yaptığı firmaların çoğunluğunun muhasebecisinin sanık ... olduğu, sanığın tüm bu kişilerin sahte belge ticareti yaptığından şüphelendiğine dair beyanı bulunduğundan bahisle kendilerine muhasebe hizmeti vererek suça iştirak ettiğinden ibaret bulunduğu, dosya kapsamında alınan 17/11/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda sanık bakımından; mali müşavir olarak kendisine sunulan faturaları kayıtla görevli olup, ibraz olunan faturaların sahteliğini bilemeyeceği ve suça iştirak ettiğine dair veri bulunmadığı yolunda kanaat ifade olunduğu, sanık tarafından, kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle Ankara 7. (2019/1200, 2020/895 esas karar) ve 2. Vergi Mahkemelerinde (2019/801, 2019/1098 esas karar ve 2019/802, 2019/1101 esas karar) açılan davaların özetle, mali müşavirlik görevi gereği dışında faaliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle kabul olunduğu, yine sanık hakkında diğer sanık ... ile beraber yargılandığı Ankara Batı 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/9, 2021/793 esas karar sayılı dosyası üzerinden ve Ankara 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/79, 2024/198 esas karar sayılı dosyası üzerinden vergi usul kanununa muhalefet suçundan beraat kararları verildiği ve dinlenilen tanıkların bu sanığın suça iştirakine dair somut ve görgüye müstenit beyanlarının bulunmadığının (tanık ...'in, sanık ...'i sanık ...'in yanında görürdüm, ortak çalıştıklarını biliyorum şeklindeki beyanlarının soyut beyanlar olduğu) anlaşılması karşısında; sanığın atılı suçu işlediği ya da iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyete yeter, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve şüpheden yararlanan sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraati ile düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE VE KARAR Dairemizce de kabul edilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2022/8-393 Esas ve 2024/283 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk derece mahkemelerince kabul edilen maddi mesele değiştirilmeden ve yeni bir delil araştırmasına gidilmeden, duruşma açılmaksızın beraat kararı verilmek suretiyle istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine karar verilebileceği, ayrıca tüm dosya kapsamından sanığın sahte belge düzenleme suçuna iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından; Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddine, ancak; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/5. maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında kendisini müdafi ile temsil ettirip, beraatine karar verilen sanık lehine Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte olan tarife üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 303/1-h maddesi gereği hüküm fıkrasına; “sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık yararına 45.000,00 TL vekalet ücretinin Hazine'den alınıp sanığa verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2026/37, K. 2026/4332, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2026-37-e-2026-4332-k-7cd541bab910