Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/1811 E. 2026/4079 K.
Konu: Sahte Belge Düzenleme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1811
- Karar No
- 2026/4079
- Karar Tarihi
- Konu
- Sahte Belge Düzenleme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/2802 E., 2025/3438 K. SUÇ : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 2017/111 Esas, 2020/440 Karar sayılı kararı ile verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 11.01.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/18 Karar sayılı kararı ile "Sanığın şahsi mükellef olduğu, firma adına düzenlenen faturaların gerçek mal ve hizmet teslimine dayanmadığına dair bilirkişi raporunun bulunduğu, sanığın fatura bastırmadığını savunduğu dikkate alınarak, Vergi Tekniği Raporu 2.sayfada belirtildiği üzere mükellefin faturalarının basımını yapan ..... Ltd. Şirketi (... .. Sitesi, C Blok 1 BC .../İstanbul, Telefon ...) yetkilisi tanık olarak çağrılarak, belge basım formu aslının istenmesi, belge tesliminin kime yapıldığı konusunda beyanının alınması, Karşıt inceleme yapılan ...Ticaret... Ltd. Şirketi tarafından ...'na yapılan ödemelerle ilgili 4 adet çekin kim tarafından tahsil edildiğinin ...(işlem tarihi 03.06.20 14... 72... .000 TL. meblağlı) ve ... Bankası'ndan (işlem tarihi ...... .858,39 TL; İşlem tarihi 04.12.20 14... 78... .400 TL. İşlem tarihi 15.12.20 16... 25... .065,50 TL meblağlı) sorulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi" şeklindeki gerekçeler ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/... sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 11.01.2021 tarihli ve 2021/163 Esas, 2021/18 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2025 tarihli ve 2021/95 Esas, 2025/77 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde karar verildi.