Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/6605 E. 2026/5180 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/6605
- Karar No
- 2026/5180
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/1732 E., 2025/247 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5237 sayılıTCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınmasına ve mahsuba ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine dair kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan ... vekilinin temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanığa verilen temel cezada teşdit yapılarak, bilinçli taksir oranı üst hadden uygulanarak, takdiri indirim yapılmaması gerektiğine ilişkindir.
Katılanlar ..., ..., ... (...) ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri; sanığa verilen temel cezada teşdit yapılarak ve re'sen göz önüne alınacak nedenlerle katılanlar lehine verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; keşif yapılarak ve sanığın lehine olan deliller değerlendirilerek hakkında beraat kararı verilmesine veya verilen cezanın indirilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 30.10.2016 tarihinde gece vakti, saat 21.10 sıralarında, açık havada, çift yönlü, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, kazaya etken yol sorununun bulunmadığı, azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlenen meskun mahalde, içinde ..., ... ve ...'ın da bulunduğu, sanık ...'in idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağındaki önce su kanalına, daha sonra bir konuta çarparak durması neticesinde meydana gelen trafik kazasında, ... ve ...'ın öldüğü; ...'in ise yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralandığı ve sanıktan şikâyetçi olduğu olayda, 08.06.2017 tarihli ... İhtisas Dairesinin raporu ile 10.10.2017 tarihli üç kişilik bilirkişi heyet raporu doğrultusunda sanığın asli kusurlu olduğu; ayrıca kazadan yaklaşık 95 dakika sonra yapılan ölçümde 1,05 promil alkollü olduğu belirlenen ve kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 1,29 promil olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip yönetimindeki otomobili sürmeye devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, iki kişinin ölümü ile birlikte bir kişinin yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Sürücü Belgelerinin Sınıfları" başlıklı 75. maddesi uyarınca sanığın yargılamaya konu kazayı idaresindeki otomobil ile yaptığı göz önüne alındığında (B) sınıfı sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden ilgili madde hükmünün amacına aykırı şekilde geri alınmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hüküm fıkrasında sürücü belgesinin geri alınmasına dair paragraftaki ''Sanığa ait ehliyetin ... Müdürlüğü tarafından verilme ... numaralı ehliyetin'' ibareleri çıkarılarak yerine ''... Müdürlüğü tarafından verilen ... numaralı (B) sınıfı sürücü belgesinin'' ibareleri yazılmak suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca Bodrum 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2026 tarihinde karar verildi.