Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2765 E. 2026/4076 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/2765
Karar No
2026/4076
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/8161 E., 2020/16 K. SUÇLAR : Sahte belge düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, beraat KARAR: Temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın katılan vekili ve ek kararın ise sanık tarafından temyizi üzerine yapılan incelemede;

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62, 58... maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, 2017 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62, 58... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde sahte belge düzenleme düzenleme suçundan kurulan hüküm yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan ise 5271 sayılı CMK'nın 303/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, sahte belge düzenleme suçundan kurulan hükme yönelik sanığın temyiz isteminin 05.02.2020 tarihli ek kararı ile reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile ek kararın onanmasına, katılan vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; faturalar üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığı bilirkişi raporu ile sabit olması karşısında hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine yöneliktir. Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın atılı suçu işlediği sabit olmasına karşın hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, TC Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı (....... Başkanlığının) 22/11/2018 tarih, 2018-A-3635/31 sayılı vergi suçu raporu, 22/11/2018 tarih, 2018-A-3635/30 sayılı vergi tekniği raporu ve 04.12.2018 tarihli, "Vergi Usul Kanununun 359. maddesinde yer alan kaçakçılık suçları için rapor değerlendirme komisyonu mütalaasında" ayrıntıları belirtildiği şekilde; "deri giyim eşyası imalatı" alanında iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettiren ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 6...3 vergi kimlik numaralı mükellefi olan sanık ...'ün, 2017 yılında gerçek bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, sanığın 2017 yılında düzenlediği faturaların gerçek bir ticari işleme dayanmayan, komisyon karşılığı düzenlenen sahte belgeler olduğu, sanığın ayrıca 2017 ticari yılına ait yasal defter ve belgelerini usulüne uygun olarak yapılan 2018 tarihli tebligata rağmen incelenmek üzere ibraz etmediği, böylelikle sahte belge düzenlemek ve yasal defter ve belgelerini süresi içerisinde ibraz etmeyerek gizlemek suretiyle üzerine atılı suçları işlediği kabulü ile hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan incelemede; sahte belge düzenleme suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan ise; Dosyada defter ve belge isteme yazısının tebliği konusunda sanığın ikametgah adresine tebligat pusulası bırakıldığına dair tebliğ alındısının bulunduğu, 213 sayılı VUK'nun 102/3-4.fıkralarında, "...tebliğ edilemeyen evrak çıkaran merciye iade olunur. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğ ilan yolu ile yapılır." hükmü bulunduğundan, inceleme konusu dosyada VUK'nun 102. maddesindeki usullere uyulmadığı, yapılmaya çalışılan tebliğ usulsüz olduğu halde yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi şeklindeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiş, sanığın sahte belge düzenleme suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteminin de kararın temyiz edilemez olduğu gerekçesi ile ek karar ile reddine dair hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE VE KARAR A. Sanığın Ek Karara Yönelik Temyiz İstemi Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde düzenlenen, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin olması nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, hükmedilen cezanın türü ve miktarı itibariyle sanığın temyiz isteminin reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 05.02.2020 tarihli ve 2019/8161 Esas, 2020/16 Karar sayılı ek kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 296/2 maddesi gereğince, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,

B.Katılan Vekilinin Defter, Kayıt ve Belgeleri Gizleme Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İstemi Yönünden 1. Sanığın 2017 yılına ait defter ve belgelerini ibraz etmediği ve üzerine atılı suçu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, Bölge Adliye Mahkemesince; 213 sayılı VUK'nun 102/3-4. fıkralarında, "...tebliğ edilemeyen evrak çıkaran merciye iade olunur. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğ ilan yolu ile yapılır." hükmünün yer aldığı, inceleme konusu dosyada VUK'nun 102. maddesindeki usullere uyulmadığı, yapılmaya çalışılan tebliğin usulsüz olduğu gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı verilmiş ise de; 28.11.2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile VUK 102. maddesinde yapılan değişiklik ile "Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır." düzenlemesinin getirildiği, söz konusu düzenlemenin 7061 sayılı Kanun'un 123. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde, suç tarihinin 08.03.2018 olduğu, bu nedenle suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan yasa maddesine göre tebliğ işlemlerinin yapıldığı, ancak dosya arasında bulunan belgelerin incelenmesinde; kapıya yapıştırılan pusulada, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhinin olmadığı anlaşılmış ise de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.11.1999 tarihli ve 1999/11- 273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu ya da bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde usulüne uygun tebligat aranmayacağı; somut olayda, sanığın 17.05.2019 tarihli savunmasında; ".. Tebligat almış olsaydım da defter ve belgeleri getiremezdim çünkü defter ve belgeler muhasebecimdeydi, bana herhangi bir evrak gelmedi" şeklindeki beyanı da gözetilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile beraatine karar verilmesi,

2.Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5 inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6 ncı fıkraları uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/2765, K. 2026/4076, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-2765-e-2026-4076-k-cfc919c6ac61