Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2566 E. 2025/7606 K.

Konu: Sahte Belge Düzenleme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2025/2566
Karar No
2025/7606
Karar Tarihi
Konu
Sahte Belge Düzenleme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/6292 E., 2019/6246 K. SUÇ : Sahte belge düzenleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 2014 takvim yılında sahte belge düzenleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/b, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62, ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi; sanığın belirtilen suçu işlediği ve bu hususun dosyadaki belgelerle sabit olduğuna, beraat kararının bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların 2014 takvim yılı içerisinde suça konu şirket aracılığıyla gerçek bir ticari faaliyetleri olmaksızın komisyon karşılığı sahte fatura düzenlemek ve ticaretini yapmak sureti ile vergi ziyasına sebep olmak şeklindeki fiillerinin 213 sayılı VUKun 359/b madde ve fıkrasında belirtilen suçu oluşturduğu, sanıkların suçu aynı takvim yılı fakat farklı vergilendirme dönemleri içerisinde gerçekleştirmiş oldukları anlaşılmakla sanıkların üzerine atılı olan suçu zincirleme şekilde işledikleri kabulü ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; dosyadaki mevcut delil durumuna göre sanığın şirkette sadece hisse sahibi olduğu ve temsil yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın savunmaları, yoklama fişlerinde sanığın imzasının bulunmaması da göz önünde bulundurularak Ceza Genel Kurulu’nun 17.12.1990 gün ve 312/340 sayılı kararında açıklandığı üzere, suç ve suçlu arasındaki illiyet bağı ile temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar araştırılıp, suçun ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan sanık/sanıkların sorumluluklarının belirlenmesi gerektiği bu bağlamda temsil yetkisi olmayan ve hisse oranına göre sanığın eylemi gerçekleştiren kişilerden olduğunun kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde tesbit edilemediği gözetilmeksizin yasaya aykırı değerlendirme ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararının kaldırılması ile sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR 1.Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince 2014 takvim yılında sahte belge düzenlemek suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a. maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,

2.Sanığın savunmasında; atılı suçları kabul etmediğini beyan etmesi ve sahte belge düzenleme suçunun failinin herkes olabileceği, bu suçun işlenebilmesi için şirket temsilcisi olmanın şart olmadığının anlaşılması karşısında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından;

a) Fatura asıllarının sanığa gösterilerek üzerindeki imzaların kendisine ait olup olmadığının sorulması, ait olmadığını söylemesi halinde belgeler üzerindeki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığına ilişkin bilirkişi raporu aldırılması,

b)Söz konusu faturaları kullanan mükelleflerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağırılarak 5271 sayılı Kanun'un 48'inci maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatıldıktan sonra beyanlarına başvurulması, faturaları kimden, hangi ticari ilişki karşılığında aldıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,

Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanlış gerekçe ile hüküm kurulması,

3.Suçun sübutu halinde ise; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4. ve 5'inci maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359'uncu maddesinin 3, 4, 5 ve 6'ncı fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2'nci maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.11.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/2566, K. 2025/7606, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2025-2566-e-2025-7606-k-946ca7c13b73