Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2025/2449 E. 2026/5487 K. – Defter, Kayıt
Konu: Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2449
- Karar No
- 2026/5487
- Karar Tarihi
- Konu
- Defter, Kayıt Ve Belgeleri Gizleme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/5719 E., 2019/5203 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanunun 62, 53... . maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın süresinde defterleri ibraz etmediğine, bu nedenle cezalandırılması gerekirken hakkında verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik incelemeye dayanarak karar vermesinin hatalı olduğuna, kararın bozulmasına ilişkindir.
2.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; beraat kararının usul ve yasaya uygun olduğuna, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle karara avukatlık ücreti eklenmesi istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; suç tarihinde .. Vergi Dairesi mükellefi olan sanığın .. Mahallesi, .. Sokak, No: ./.. .. adresinde senaryo yazılımı, reklam tasarımı, reklam ürünlerinin gösterimi gibi alanlarda faaliyette bulunduğu iş yeri ile ilgili 2014 takvim yılına ait ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için sanığa 31/10/2017 tarihinde tebligat yapıldığı ancak sanık tarafından defter ve belgelerin 15 günlük yasal süre içerisinde teslim edilmediği, bu konuda geçerli bir mazeret de bildirmediği, bu suretle sanığın üzerine atılı suçu işlediği, vergi suç ve raporu defterdarlık mütaalası, iş yerinde yapılan yoklamalarda sanığın adreste bulunmadığına ilişkin yoklama tutanakları, sanığın iş yeri adresinin aynı zamanda ev adresi olduğuna ancak 2015 yılında boşanma davası nedeniyle evden ayrıldığına ilişkin mahkemedeki beyanları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesi ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede; her ne kadar İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/3 41... ... numaralı 28/05/2019 tarihli kararı ile sanık hakkında defter ve belgeleri usulüne uygun tebligat yapıldığı halde ibraz etmeme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan 359/a-2.maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; vergi suçu raporunda ve 27/02/2018 tarihli vergi inceleme raporunda iş yerinin açık olduğunun belirtildiği, sanığın da iş yerinin halen faaliyette olduğunu belirttiği, defter ve belgelerinin de bu adreste bulunduğu hususları yönünde savunma yaptığı bu nedenle defter ve belgeleri incelemenin zaruret olmadıkça iş yerinde yapılması gerektiği, bu hususun vergi denetmenlerince gözardı edildiği ve gerekçelendirilmediği sanığın eyleminin bu hali ile suç oluşturmayacağı dikkate alınarak, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve sanığın 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi gereğince beraatına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR 1.Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,
2. Sanığın tebliğ eline ulaştığında vergi dairesine gittiğini, mali müşavir defterleri kendisine vermediği için ibraz edemediğini savunması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.1999 tarihli, 1999/11-273 Esas ve 1999/288 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı, kaybolduğu, bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması hâlinde, 213 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinde yazılı durumların ve usulüne uygun tebligatın aranmayacağı, defter, kayıt ve belgeleri saklama sorumluluğunun mükellef sanığa ait olduğu, defter ve belgelerini ibraz etmeyen sanığın savunmasının doğrulanması amacıyla muhasebecisinin beyanı alındıktan sonra sanığın suç kastına yönelik değerlendirilme yapılması gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3.Suçun sübutu halinde, hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. 3, 4, 5 ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4.Kabule göre de 1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.06.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.