Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/4669 E. 2026/3715 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/4669
- Karar No
- 2026/3715
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2885 E., 2024/780 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.06.2022 tarihli ve 2021/306 Esas, 2022/198 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında katılanlara yönelik nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c, 168, 62... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı ikişer kez 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 18.03.2024 tarihli ve 2022/2885 Esas, 2024/780 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin istinaf başvuruları neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca, hükümlerin 'sanıklar hakkında katılan ...'ye yönelik nitelikli yağma suçundan, cezanın alt sınırı 11 yıl olarak belirlenmek suretiyle, 5237 sayılı Kanunun 149/1-a-c, 168, 62... . maddeleri uyarınca 6 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına; katılan ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan, cezanın alt sınırı 11 yıl olarak belirlenmek suretiyle, 5237 sayılı Kanunun 149/1-a-c, 150/2, 168, 62... . maddeleri uyarınca, 3 yıl 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına' şeklinde düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın yağma suçunu işlemediğine, suçu kabul etmemekle birlikte, verilen cezanın eylemin ağırlığı ile orantılı olması gerektiğine, dosya kapsamında alınan beyanlarda, sanığın yağma eylemini gerçekleştirmediğinin belirlendiğine, sanığın suçu işlediğine dair müştekilerin soyut beyanları dışında hiçbir somut delil bulunmamasına rağmen adil yargılanma ve masumiyet karinesi ilkeleri göz ardı edilerek bir hüküm kurulduğuna, mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğüne, resen gözetilecek sebeplerle birlikte, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin yerinde olmadığına, katılanın beyanlarının tutarsız ve hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, dinlenen tanık anlatımları dikkate alındığında bu yönde de bir beyanın olmadığına, müştekilerin yağma iddialarının destekler mahiyette herhangi bir bilginin ve beyan delilinin olmadığına, yalnızca alınan darp raporuna itibar edilerek yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine, dosya kapsamında suçun sanık tarafından işlediğine dair hiçbir somut ve kesin delil bulunmamasına rağmen, adil yargılanma ve masumiyet karinesi ilkeleri göz ardı edilerek hüküm kurulduğuna, resen gözetilecek sebeplerle birlikte, kararın bozulması ve tüm lehe durumlar değerlendirilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dosya kapsamına göre, sanıklara verilen cezaların olayın ağırlığı ile orantılı olmadığına, sanıkların zarar verme kastıyla suçu işlediklerine, sanıkların beyanlarının çelişkili olduğuna, resen gözetilecek sebeplerle birlikte, usul ve yasaya aykırı hükmün bozularak, sanıkların üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, olay tarihinde, katılanlar ve sanıkların motorsiklet alım satımı ile ilgili olarak buluştukları, katılan ...'ın satılmaya çalışılan motorsikleti almaktan vazgeçtiği, başka bir motorsiklet gösterilmek istenildiği, yürüyerek sokağa geldikleri, dördünün birlikte bekledikleri esnada, sanıkların bıçak göstermek ve katılanları yaralamak suretiyle, katılanların paralarını zorla aldıklarının iddia edildiği olayda, mahkemece sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan mahkumiyet hükümleri kurulduğunun anlaşılması karşısında, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, tarafların arasında motorsiklet alım satımı ile ilgili olarak karşılıklı arbede yaşandığı dikkate alındığında, katılanların yağma iddialarına ilişkin olarak, iddialarını destekleyen tarafsız tanık beyanı bulunmadığı gibi, sanıkların yağma suçundan mahkumiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanıkların eylemlerinin kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafileri ile katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,29.04.2026 tarihinde karar verildi.