Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/784 E. 2026/5487 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/784
Karar No
2026/5487
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/192 E., 2016/194 K. SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme, bozma

Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş olan .. Bankası A.Ş.'nin usulüne uygun davetiye yapılmadığı ancak gerekçeli kararın tebliği üzerine hükmü yasal süresinde temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği anlaşılmakla 5271 sayılı CMK'nin 260/1 maddesi uyarınca hükümleri temyize hakkı bulunduğu belirlenerek ve aynı kanunun 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Sanığa yüklenen "Resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

B. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Sanığın bir şekilde ele geçirmiş olduğu alınan kriminal raporu ile tamamen sahte oluşturulmuş suça konu 14.350,00 TL bedelli çekin katılan bankaya ibraz edilerek karşılığında maddi menfaat temin ettiği bu şekilde atılı suçu işlediği iddia olunan olayda;

Sanık savunmasında çek karşılığında bankanın kendisine para ödediğini belirtmiş olmasına rağmen banka yazısına göre çekin ibrazında işlem yapılmadığının belirtilmiş olması yine soruşturma aşamasında katılan banka yetkilisi ...'ın beyanında suça konu çekin kredi teminatı olarak vadesinde tahsil edilmek ve takasta kullanılmak üzere şubeye ibraz edildiğini beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından kredi veren bankanın suçtan zarar görme ihtimaline binaen usulüne uygun olarak davadan haberdar edilerek, bahsi geçen krediye ilişkin sözleşme ile diğer bilgi ve belgelerin celbi ile önceden doğan borç için sonradan yapılan hileli hareketlerin dolandırıcılık suçuna vücut vermeyeceği nazara alınarak, çekin bankaya hangi tarihte ve hangi amaçla verildiği, çekin teminat amacıyla yahut kredi borcuna mahsuben bankaya verilip verilmediği, kredinin kullanımı sırasında mı yoksa kredi kullandırıldıktan sonra mı verildiği, banka kayıtlarına hangi tarihte geçtiği, borcu karşılamaya yeterli başkaca bir teminat alınıp alınmadığı kredinin sanığın yetkilisi olduğu şirketin hesabına ne zaman aktarıldığı hususlarının ilgili banka nezdinde araştırılması, var ise teslim makbuzu vb. belgeler ile ilgili kayıt asıllarının ya da onaylı suretlerinin getirtilip dosyaya eklenmesi, kredi borcuna ilişkin ödeme bulunup bulunmadığı ve miktarı da net olarak belirlenip, kısmi ödeme varsa katılan bankanın muvafakatının olup olmadığının sorulmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de; 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 esas, 2007/152 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kanun koyucunun ayrıca adlî para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adlî para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği hâlde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158/1-f. maddesi uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezasının alt sınırı olan 3 yıl hapis cezası belirlenmesine rağmen menfaat miktarının 14.350,00 TL olduğu gözetilerek adlî para cezasının menfaat miktarının iki katı olması nedeniyle alt sınır olan 1.435 gün yerine, 1.500 gün olarak belirlenmek suretiyle fazla adli para cezası tayini, 2. Gerekçede sanığın atılı resmi belgede sahtecilik ve banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verildiği belirtilmişse de; hükümde TCK 158/1-j,son maddesi gereğince cezalandırılması cihetine gidilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılması,

Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 13.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/784, K. 2026/5487, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-784-e-2026-5487-k-ab8aa1424bff