Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/978 E. 2026/4128 K. – Özel Hayatın
Konu: Özel Hayatın Gizliliğini İhlal
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/978
- Karar No
- 2026/4128
- Karar Tarihi
- Konu
- Özel Hayatın Gizliliğini İhlal
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1907 E., 2023/1960 K. SUÇ : Özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı TCK'nın 134/2, 51/1-3 ve 53/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hapis cezasının ertelenmesine ve 3 yıl denetim süresi belirlenmesine, hak yoksunluklarına karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin reddi ile hükmün onanması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri, sanığın çekmiş ve yayımlamış olduğu fotoğraflardaki kişinin katılan olduğuna, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın, komşusu olan katılanın kendi evinin bahçesinde çalışıyorken cep telefonunun kamerası ile fotoğraflarını çekerek, kendisine ait olan Instagram hesabından paylaşması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, sanığın çekmiş olduğu fotoğraflardan birinde çok uzakta bir kadının olduğu, diğer fotoğrafın ise çekim açısında kalan kişinin belirlenemeyeceği şekilde yaklaştırma yapılarak çekilmiş olduğu, suça konu her iki fotoğrafta da kişinin teşhisinin mümkün olmadığı gerekçesiyle sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla, katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Sanığın, komşusu olan katılan ...'in kendi evinin bahçesinde çalıştığı sırada, cep telefonunun kamerasının çekim açısını katılanın yüzünün gözükmediği geniş bir açıdan ve sonrasında katılanın sırtından diz kapağının arkasına kadar olan kısmına odakladığı ve bu şekilde katılanın bilgi ve rızası dışında çekmiş olduğu fotoğrafları kendi kullanımında olan sosyal medya hesabına belirli bir süre kaldıktan sonra silinecek şekilde yükleyerek başkalarının görgüsüne sunduğu, görüntüyü görerek katılana ait olduğunu anlayan katılanın eşinin durumu katılana bildirmesi üzerine katılanın şikâyetçi olduğu, her ne kadar görüntüler katılanın arkasından çekilmiş ve bu nedenle katılanın yüzü görüntülenmemiş ise de ifşanın kabulü için görüntüyle özel hayatı ihlale uğrayan kişi ya da kişilerin anlaşılabilir olması yeterli olup, bu bağlamda olayın gelişimi ile görüntülerin çekildiği yer ve içeriğine göre, evinin bahçesinde olduğu sırada çekilmiş olan görüntüler birlikte değerlendirildiğinde katılanın saçlarını, sırtını ve kıyafetlerini gösterecek şekilde görüntülendiği göz önünde bulundurulduğunda, ifşa edilen görüntülerdeki kişinin katılan olduğunun anlaşılabildiği, öte yandan katılanın hangi kıyafeti giydiği özel hayatına ilişkin tercihler olup, kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik prensibinin geçerli olduğu ve kamuya açık alana çıkan her kişinin bu alandaki her görüntüsünün veya sesinin sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulacak şekilde kaydedilip, ifşa edilmesine rıza gösterdiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, sanık tarafından ifşa edilen görüntülerin, katılanın özel yaşam alanına girdiğinde kuşku bulunmadığı, sanığın, genel olarak katılanın sırtından diz kapağının arkasına kadar olan kısmını da fotoğraf çekerken yakınlaştırma yapmak suretiyle kaydettiği ve genel kastla işlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda sanığın saikinin de önemli olmadığı anlaşılmakla, sanığın, sübut bulan ve 5237 sayılı TCK’nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gerekçesine dayalı olarak İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, "sanığa yüklenen fiilin kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma suçu kapsamında kaldığı ancak fotoğrafların teşhis ve tanımaya elverişli olmaması nedeniyle kişisel veri niteliğinde olmadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı" biçimindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararının kaldırılması ile sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2026 tarihinde karar verildi.