Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/1866 E. 2025/8854 K. – Özel Hayatın
Konu: Özel Hayatın Gizliliğini İhlal
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1866
- Karar No
- 2025/8854
- Karar Tarihi
- Konu
- Özel Hayatın Gizliliğini İhlal
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2329 E., 2023/2392 K. SUÇ : Özel hayatın gizliliğini ihlal HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 134/1, 62/1, 53/1-2-3, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, karar verilmiş, denetim süresi içerisinde 06.05.2019 tarihinde sanığın aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçunu işlediğinin ihbar edilmesi üzerine duruşma açılarak sanık hakkında CMK'nın 231/11. maddesine göre açıklanan TCK'nın 134/1, 62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyete ilişkin bölümün sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hüküm ile değiştirilmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanın temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanın temyiz sebepleri; aile bireyleri arasında yaşanmış, konuşulmuş, evlilik birliği kurulmadan öncesi ve sonrasında ki olayların rızası hilafına ilgisiz kişilere ifşa edilerek atılı suçun işlendiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; boşanma aşamasında olduğu katılanın küçükken istismara uğradığına, katılanın önceki evliliğinden olan kızının intihara teşebbüs ettiği, katılanın oğlunun nişanlısına ait çıplak resimlerin bilgisayarda olduğuna dair katılanın özel yaşam alanına ilişkin olayları tanıklara anlatımda bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 134/1-1. cümlesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmasız yapılan inceleme sonunda, sanığın, katılan aleyhine özel hayatın gizliliğini ihlal eden her hangi bir eyleminin olmadığı, özel hayata ilişkin görüntü veya sesi kaydetme şeklinde bir eylemininde bulunmadığı, arkadaşları ile sohbet ortamında boşanma davası ile ilgili eşi ve çocukları hakkında dedikodu mahiyetinde söylemlerde bulunması şeklinde gerçekleşen eyleminde TCK'nın 134/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, gerekçeleri ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyete ilişkin bölümün sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hüküm ile değiştirilmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediğinin saptandığı anlaşılmakla, katılanın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Dosya kapsamına ve tanık anlatımlarına göre; sanığın katılanın küçükken cinsel istismara uğradığı, katılanın kızının intihara teşebbüs ettiği, katılanın oğlunun bilgisayarında nişanlısına ait çıplak resimler bulunduğuna dair katılanın ailevi ve kişisel yaşantısına ilişkin özel hayat kapsamındaki bilgileri yetkisiz üçüncü kişi olan tanıklar ... ... ve ...'a anlatan sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 134/1-1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği ihlal suçunu oluşturduğu gözetilerek sanık hakkında İlk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, "...sanığın, katılan aleyhine özel hayatın gizliliğini ihlal eden her hangi bir eyleminin olmadığı, özel hayata ilişkin görüntü veya sesi kaydetme şeklinde bir eylemininde bulunmadığı, arkadaşları ile sohbet ortamında boşanma davası ile ilgili eşi ve çocukları hakkında dedikodu mahiyetinde söylemlerde bulunması şeklinde gerçekleşen eyleminde TCK'nın 134/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı..." şeklindeki yasal olmayan gerekçeler ile yazılı şekilde sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin bölümün 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine şeklinde değiştirilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılanın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.12.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında düzenlenen iddianamede “...şüphelinin olay tarihinde eşi olan müştekinin arkadaşlarına müştekinin kızının intihara teşebbüs ettiğini ve oğlunun nişanlısı ile özel hayatına ilişkin bilgileri açıklayarak..” atılı suçları işlediği iddiası yer almaktadır.
Yerel mahkemece (Foça 1. Asliye Ceza Mahkemesi) yapılan yargılama sonucunda yukarıda iddianamede değinilen hususların yanı sıra sanığın katılan eşinin küçükken cinsel istismara uğradığı yönünde de beyanda bulunduğunun kabulü ile 5237 sayılı TCK’nın 134/1 maddesinde yaptırıma bağlanan suçun oluştuğu değerlendirmesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuş, CMK’nın 231 maddesi uyarınca da hükmün açıklanması geri bırakılmıştır.
Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi üzerine yerel mahkemece hüküm açıklanmıştır.
İstinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucu “...sanığın katılan aleyhine özel hayatın gizliliğini ihlal eden herhangi bir eylemin olmadığı, özel hayata ilişkin görüntü veya sesi kaydetme şeklinde bir eylemde bulunmadığı, arkadaşları ile sohbet ortamında boşanma davası ile ilgili eşi ve çocukları hakkında dedikodu mahiyetinde söylemlerde bulunması şeklinde gerçekleşen eyleminde TCK’nın 134/1 maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” değerlendirmesiyle beraat hükmü kurulmuştur.
Dosya kapsamına göre sanığın katılan eşinin cinsel istismara uğradığı yönünde iddianamede herhangi bir anlatım yer almamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü de bu yöndedir. Yine dosya kapsamına göre katılanın dava dışı çocukları iddia edilen eylem tarihinde kanunen reşittirler. Katılanın bu çocukları üzerinde velayet hakkı bulunmamaktadır.
TCK’nın 134/1 maddesinde düzenlenen suçun mağduru gösterilen katılanın özel hayatına ilişkin herhangi bir beyanın sanık tarafından ifade edildiğinin iddianamede yer almaması, haklarında beyanda bulunulan kişilerin katılanın çocukları olsa da olay tarihi itibariyle reşit olmaları ve katılanın yasal velayet vb. hakkının bulunmaması, maddede kişiye ait ve gizli kalmasını istediği özel bir hal veya hallere ilişkin korumanın reşit diğer aile bireylerini de kapsayacak şekilde genişletilmesinin düşünülemeyeceği, bu kişilerin reşit olmaları sebebiyle yasal ve kişiye bağlı şikayet haklarını bizzat veya yetkili vekil aracılığıyla kullanmaları gerektiği, bu yönde bir işlemin de yerine getirilmediği, bu haliyle katılan yönünden atılı suçun oluşmayacağı, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği kanaat ve değerlendirmesiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmıyorum.