Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/1733 E. 2026/2020 K. – Taksirle Bir

Konu: Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2024/1733
Karar No
2026/2020
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2023/491 E., 2023/3460 K. SUÇ : Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma HÜKÜM : İstinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılarak sanığın TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/3-b, 22/3, 62/1 ve 53/6 maddeleri gereğince doğrudan verilen 8.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, ancak katılan vekilinin itirazı üzerine verilen karar kaldırılarak yeniden yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/3-b, 22/3, 62/1 ve 53/6 maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, sanık müdafi ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılarak sanık hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 179/3 delaletiyle 179/2, 62/1 ve 53/1-2-3 maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, Yargıtay ...Başsavcılığınca katılan vekilinin beraat kararına yönelik temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri, sanığın alkollü olup trafik kurallarına uymamasından kaynaklı olarak kazanın meydana geldiğine, müvekkilinin organ kaybına neden olacak şekilde ağır yaralandığına ve sanığın kusurlu olması nedeniyle üst sınırdan cezalandırılmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR 1.İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 07.07.2019 tarihinde saat 03.00 sıralarında sanığın 1.31 promil alkollü şekilde sevk ve idaresindeki araç ile ... mahallesi, ...caddesi üzerinde yolun asfalt kaplama ve kuru olduğu, yol zemininde şerit çizgisi olduğu, yol platform genişliğinin 10.40 metre olduğu, yolun hafif virajlı olması nedeniyle sağa tehlikeli viraj trafik levhasının olduğu, görüşün açık olduğu, yolun gidiş - dönüş çift yönlü olduğu, yol kenarında ve çarpışma noktasının kuzey kenar kısmında aydınlatma direğinin olduğu, yolda genişletme ve yaya kaldırımının yapılmış olduğu, kaza yerinin meskun mahal olup araçlara ait azami hız sınırının 50 km/s olduğu ve ehliyetsiz olan katılan ...'nın sevk ve idaresindeki 07... plakalı motosikletle çarpışması sonucunda, sanığın yaralanmadığı, ancak katılanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, yaşamını tehlikeye sokacak, kırıkların hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır (6) derecede, duyularından veya organlarından birinin işlevini sürekli yitirilmesine ve %78 engelli kalacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, kaza yeri krokisinde katılanın motosikletle şeridinden çıkarak kendi şeridi içinde bulunan sanığın aracına çarptığı olayda, kaza tespit tutanağına göre, katılanın 2918 sayılı KTK'nın 84/g. maddesindeki ''şeride tecavüz etme'' kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu; sanığın ise, 2918 sayılı KTK'nın 52/1-a maddesindeki ''araçların hızını virajlara girerken, virajlı yollarda ilerlerken, kavşaklara yaklaşırken araçların hızını azaltmamak'' ve aynı Kanun'un 48/5. maddesindeki ''hususi otomobili 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak kullanma'' kurallarını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu; 01.03.2021 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin raporuna göre, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile olay mahalline geldiğinde karşı yönden şeridine giren müşteki sürücü idaresindeki motosiklete karşı zamanında etkin fren ve yolun yeterince sağına yanaşacak şekilde direksiyon tedbiri almaması neticesi meydana gelen olayda alt düzeyde tali kusurlu; katılanın sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, mahal şartları ve aracının teknik özelliklerini dikkate alarak kontrollü ve tedbir alabilecek vaziyette seyretmesi, kendi seyir şeridi içinde kalacak şekilde seyrini sürdürmeye yeterli özeni göstermesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, karşı yön şeridi içerisine girerek şerit ihlalinde bulunduğu ve karşı yönden gelen sanık sürücü idaresindeki otomobille çarpıştığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurlu olduğunun tespit edilmesi üzerine Mahkemece sanık hakkında bilinçli taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesince isabetsiz bulunmuş, katılanın sevk ve idaresindeki motosikletin şerit ihlali yaparak olay öncesinde normal hızda ilerlediğini belirten, bu savunmasının aksine hızına ilişkin bir tespit bulunmayan ve şeridinde normal bir şekilde ilerleyen sanığın sevk ve idaresindeki araca çarpması neticesinde meydana gelen olayda sanığın kazayı önlemeye yönelik alabileceği bir önlem ve taksirinin bulunmadığı kabul edilerek beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, yüklenen suçta taksirin oluşmadığı gerekçesiyle kabul ve takdir kılınan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Alanya 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay ...Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.03.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY YAZISI Sanık ...’ın 07.07.2019 tarihinde 1,31 promil alkollü olarak araç ile trafikte seyrettiği sırada tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu motosikletle çarpıştığı, bir kişinin nitelikli yaralandığı ve atılı suçu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Alanya 9. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucu sanığın atılı eylemi bilinçli taksirle gerçekleştirdiği sabit kabul edilerek neticeten hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. ATK 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 20.09.2021 tarihli raporuna göre, mağdurdaki yaralanmanın basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, kemik kırılmasının hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyeceği, sol bacaktaki yaralanmanın ayrı ayrı organlarından birinin işlevinin yitirilmesi niteliğinde olduğu mütalaa edilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesinin 01.03.2021 tarihli raporuna göre sanık ...’ın olay mahalline geldiğinde karşı yönden şeridine giren müşteki sürücünün idaresindeki motosiklete karşı zamanında etkin fren ve yolun yeterince sağına yanaşacak şekilde direksiyon tedbiri almaması nedeniyle alt düzeyde tali kusurlu olduğu, müştekinin ise asli kusurlu olduğu mütalaa edilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi tarafından duruşma açılmak suretiyle yapılan yargılama sonucu İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanığın taksirle yaralanmaya sebebiyet verilen eyleminde kusuru bulunmadığından beraatine, kaza anında 1,31 promil alkollü olması sebebiyle eyleminin trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturacağı değerlendirmesiyle neticeten 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.

Beraat kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmiştir. Sayın çoğunluğun onama yönündeki kararına katılmamaktayız. Sanığın olay anında kanunda araç kullanabilmek için izin verilen oranın çok üzerinde 1,31 promil alkollü olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Adli Tıp Kurumunun 1 promil ve üzerinde alkollü olarak araç kullanılması bakımından yaptığı ve Dairemizce de benimsenen hatta yasal norm değişikliğine dayanak yapılan bilimsel değerlendirmesi özetle : “... alkol kullanmış bir kişinin meydana gelen olaylara göstereceği tutum ve davranışlarının; alkolün düzeyi ile yaş, cins, vücut ağırlığına, sahip olunan enzimatik aktivite, genel sağlık durumu ve beraber kullanılan ilaçlar gibi kişisel farklılıklara bağlı olarak değişen derecelerde etkilendiği, kişisel farklılıklarla birlikte ayrıca kandaki alkol düzeyine bağlı olarak da artan; gevşeme, dikkat azalması, uykuya meyil, cesaretlenme, risk alma eğiliminin artma, çevresel uyaranların algılanmasında yavaşlama, göz ve beyin arasındaki iletişim sürecinde uzama, algılanan çevresel uyarıların beyinde işlenmiş veriler haline dönüşmesinde gecikme, dolayısıyla uyaranlara karşı reaksiyon zamanında uzama, beyinciğin etkilenmesi suretiyle denge ve koordinasyonun olumsuz yönde etkilenmesi, ani karar verebilme gibi birden fazla hareketi bir anda yapabilme kabiliyetinde azalma, uyaranları erken fark edip doğru tepkiler verme, istemli göz hareketleri, gözün takip yeteneği, karanlığa adaptasyon, hız ve mesafe tayini gibi becerilerde olumsuz yönde etkilenme, istemsiz göz hareketleri gibi bulguların ortaya çıktığının bilimsel olarak bilindiği, Alkollü bir şekilde trafikte araç sevk ve idare eden bir sürücünün kanındaki alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun kişisel farklılıklara bağlı olarak değişebilen mahiyet ve derecede trafik güvenliği açısından risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla alkolün etkisi altında araç kullanan sürücünün “emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde” olup olmadığının tespitinin kişinin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomodasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dâhili muayenesine ait tıbbî bulguların değerlendirilmesiyle mümkün olabileceği, bu muayeneler yapılmamış-yaptırılmamış olmakla birlikte; alkol düzeyi bireysel farklılıkları da elimine edebilecek 1,37 (olayımızda 1,31) promil olarak bulunan kişinin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyeceğinin kabulü gerektiği” şeklindedir. İlk Derece Mahkemesince kararına dayanak yapılan ATK ihtisas dairesi raporunda da değinildiği üzere, sanık olay tarihinde sürücüler için cevaz verilen sınırın çok üstünde 1,31 promil alkollü şekilde trafiğe çıkmakla bilimsel olarak zaten güvenli sürüş yeteneğine sahip değildir. Bu sebeple de normal bir sürücü tarafından akan trafikte gösterilmesi gereken dikkat, özen, manevra vb tedbirleri zamanında ve gerektiği yerde uygulayamamıştır. Sanığın kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunu ve beraat kararının bozulması gerektiği kanaatindeyiz.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/1733, K. 2026/2020, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2024-1733-e-2026-2020-k-71f8a4f77cd4