Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2024/1227 E. 2025/7282 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2024/1227
Karar No
2025/7282
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1192 Esas 2023/2825 Karar SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk derece mahkemesince sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1-2. cümle, 5237 sayılı TCK'nın 43, 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri; sanığın 2863 sayılı yasaya muhalefet eylemi yönünden bir kastının bulunmadığı, TCK'nın 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliği eylemi yönünden de imalatların bina vasfında olmaması nedeni ile suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararı usul ve esas yönünden Kanun'a aykırı bulunduğundan kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesince dosyada mevcut bilgi ve belgeler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, sanık hakkında yapı ruhsatı alınmada III. derece arkeolojik sit alanında çekme mesafesi içerisine demir aksamlı kaçak imalatın yapıldığının belirtilerek bu vaziyette mühürlendiğinden bahisle yapı tatil zaptı tanzim edildiği, 22.01.2020 tarihinde yerinde yapılan kontrollerde inşaata devam edilerek mühür fekki yapıldığının belirtildiği, sanığın alınan savunmasında taşınmazın bulunduğu parselin sit alanında kaldığını bilmediğini, parsel sahiplerinin de kendisini bu konuda bilgilendirmediğini, yapmış olduğu işlemler için herhangi bir yerden izin almadığını, atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, ... Koruma Bölge Kurulunun 28.06.2021 tarihli yazısında davaya konu imalatların yer aldığı parselin III. Derece arkeolojik sit alanında kaldığının, izin/tadilat talebinde bulunulmadığının belirtildiği, 18.08.2021 tarihli kolluk araştırma yazısında davaya konu yerin sit alanında kaldığının çevredeki vatandaşlar tarafından bilinmediğinin, aykırılıkların 31.12.2017 yılından sonra sanık tarafından yapıldığının belirtildiği, yapılan keşfe istinaden 16.12.2021 tarihinde aldırılan bilirkişi raporunda aykırı olarak gösterilen imalatın ruhsat gerektirmeyen etrafı açık, üzeri her ne kadar kargı+hasır malzeme ile kaplı olsa da sökülüp takılabilen imalat olduğundan gölgelik amaçlı yapılmış olduğunun, imalatın etrafının branda/naylon malzeme ile kapatılarak kış aylarında müşterinin oturabileceği alan haline getirilmiş olduğunun, keşif tarihi itibari ile imalatın etrafının açık olduğunun, parsel civarı incelendiğinde inşa edilmiş imalat sebebi ile 3 derece arkeolojik sit sahası dokusunda korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür varlığı ortaya çıkartılmadığının, tahribinin tespit edilmediğinin, yapılan imalatın zemin kat seviyesinde mevcut bina önündeki avluda gerçekleştirilmiş olduğunun, imalatın yapım aşamasında mühürlendiğinin, mühür fekki yapılarak imalata devam edildiğinin, yapılan müdahalenin izinsiz inşai müdahale kapsamında değerlendirilemeyeceğinin, imalatın bölgeye özgü sökülüp takılabilen etrafı açık üzeri hasır malzeme ile kaplı gölgelik hüviyetinde olduğunun belirtildiği nazara alındığında sanığın savunması, bilirkişi rapor içeriği, tutanaklar, tapu kaydı ve yapı tatil zaptı ekindeki fotoğraflardan sanığın yapmış olduğu imalatın ruhsat gerektirmeyen takılıp çıkarılabilir imalat hüviyet olması, yapılan müdahalenin izinsiz inşai müdahale kapsamında olmaması ve herhangi tahribatın olmaması nedenleri ile her ne kadar sanık hakkında 2863 sayılı yasaya muhalefet ve imar kirliliğine neden olma suçundan cezalandırılması istemi ile iddianame tanzim edilerek kamu davası açılmış ise de atılı suçun unsurları oluşmadığından CMK 223/2-a maddesi gereğince sanığın beraatine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; yargılamaya konu imalatların bulunduğu parselin ... Koruma Bölge Müdürlüğünün 28.06.2021 tarihli yanıtı ve eklerinden 07.07.1987 tarihinde III. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edildiği ve bu kararın 13.11.1987 tarihinde tarihinde ilan edildiği, 20.12.2019 tarihli Yapı Tatil Zaptına göre 2 katlı eski binanın sokak cephesine, bina ile yol arasına, III. derece arkeolojik sit alanında, çekme mesafesi içerisine 10.0x6.10 m ebatlarında demir aksamlı imalatların yapılmakta olduğu görülerek inşaat halinde mühürleme işlemi yapıldığı, sanığın söz konusu binanın kiracısı olduğu imalatı kendisinin yaptığını savunmasında ikrar ettiği, mühürleme işlemine rağmen söz konusu imalatları kaldırmadığı, 22.01.2022 tarihli Yapı Tespit Tutanağına göre mühür fekki yaparak demir profillerinin etrafı kapatılmak suretiyle imalatlarını tamamladığı ve kapalı alan yarattığı, tutanak ekine imalatların fotoğrafının eklendiği, yargılama aşamasında yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporundaki fotoğraflarda demir profilleri iki katlı eski eve ve paralel duvar ile birlikte yere sabitlenmiş olduğu, fiziki ve inşai müdahalenin görüldüğü, bu nedenle bilirkişi raporundaki izinsiz inşai müdahale kapsamında değerlendirilemeyeceği tespiti ile Beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, sanığın yapı tatil zaptı tutulmasından sonra mühür fekki ile imalatları tamamlamış olması, hukuka aykırılığı öğrendikten sonra imalatlara devam ettiği bu nedenle bilmeme yönündeki savunmalarının itibar edilir nitelikte olmadığını gösterdiği, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi de uygulandığı, yerel mahkemenin vermiş bulunduğu beraat kararının hukuka aykırı bulunarak, katılan ... vekilinin istinaf başvuruları üzerine, duruşma açılarak, sanık hakkında verilen Beraat kaldırılmak suretiyle sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir.

IV. GEREKÇE VE KARAR Sanığın Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunun 03.07.1987 gün ve 3492 sayılı kararı ile tescillenen III. Derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunan parsel üzerinde izinsiz olarak imalat yaptığından bahisle hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla; ilk derece mahkemesince yapılan keşif akabinde alınan bilirkişi raporunda; imalatın ruhsat gerektirmeyen imalatlar olduğu, uygulamanın 2863 sayılı Kanunun 9. ve 16. maddesi kapsamında izinsiz inşai müdahale kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirlendiği, ilk derece mahkemesince sanığın yapmış olduğu imalatın ruhsat gerektirmeyen takılıp çıkarılabilir imalat olması, yapılan müdahalenin izinsiz inşai müdahale kapsamında olmaması ve herhangi bir tahribatın olmaması gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verildiği, bölge adliye mahkemesince yapılan yargılama neticesinde demir profillerin iki katlı eski eve ve paralel duvar ile birlikte yere sabitlenmiş olduğu ve fiziki müdahalenin bulunduğundan bahisle sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği, bilirkişi tespiti ile ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin tespiti arasında çelişkiler bulunduğu anlaşılmakla, öncelikle mahkemece suça konu imalatların bitişiğinde bulunan binanın tescil kaydı olup olmadığı araştırılarak, mahallinde yeniden inşaat mühendisi ve arkeolog bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak sit alanına müdahale bulunup bulunmadığı, müdahale var ise yapılan müdahalenin niteliğinin (esaslı-basit) açık şekilde tespiti ile müdahale neticesinde sit alanında zarar meydana gelip gelmediği tereddütsüz olarak tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/1227, K. 2025/7282, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2024-1227-e-2025-7282-k-094ba26a7e92