Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/4041 E. 2026/4882 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/4041
- Karar No
- 2026/4882
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1543 E., 2023/308 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin ve katılan vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince sanığın beraatine ilişkin hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulü ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanık sübut bulan eylemi olası kastla işlemesine rağmen suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, olası kastla öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarından hüküm kurulması gerektiğine, temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın kusursuz olduğunun bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiş olmasına rağmen haksız şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü ...'un sevk ve idaresindeki kamyonet ile 31.08.2020 tarihinde, 17.05 sıralarında, gündüz vakti, azami hız limitinin 110 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, bölünmüş, orta refüj üzerinde tel örgülerin bulunduğu üç şeritli devlet yolunda seyir halindeyken istikametine göre yolun sağından karşıdan karşıya geçmek üzere kaplamaya girmiş olup yolun büyük bir kısmını tamamlamış olan yayalar ... ile katılan ...'e aracının sol ön kısımları ile sol şeridin sol kenarında ve banket sınır çizgisi üzerinde çarpması sonucu ...'in öldüğü, katılan ...'in hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, kazanın olduğu noktada orta refüj üzerindeki tel örgülerin açık olduğu, çarpma noktasının yaklaşık 100 metre kadar ilerisinde ise yaya üst geçidinin bulunduğu olayda, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen kazanın meydana gelmesinde, soruşturma evresinde düzenlenen trafik bilirkişi raporunda sanığın tali kusurlu olduğu belirtilmiş ise de hükme esas alınan ... Dairesi ile ... Genişletilmiş Uzmanlar Kurulunca düzenlenen raporlarda, ölen ile katılanın karşıdan karşıya geçişlerini kaza mahallinin ön ilerisindeki yaya üst geçidini kullanarak gerçekleştirmeleri gerekirken can güvenliklerini tehlikeye atarak yaya girişlerinin bariyer ve tel örgülerle engellendiği yol kesiminden hatalı bir şekilde kara yolu yapısı içerisine girerek geçiş yapmak istedikleri sırada sanık sürücünün idaresindeki aracın sadmesine maruz kalmaları nedeniyle asli ve tam kusurlu oldukları, sanığın ise idaresindeki kamyonet ile karşıdan karşıya hatalı bir şekilde geçiş yapan yayalara çarpmasında kusurunun bulunmadığı belirtilmiş olup ... İhtisas Dairesi raporlarına üstünlük tanınarak sanığın kaza neticesinde kusuru bulunmadığından taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c. maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, olay sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağında, sanığın aracına ait fren izi veya lastik sürtme izinin bulunmadığı, çarpma noktasının üç şeritli yolun sol şeridine ait banket çizgisinde olduğu, görgü tanığı A.B.'nin anlatımında, sanığın idaresindeki araçla orta şeritte seyir halinde iken, önünde bir engel veya başka bir araç olmadığı ve görüş mesafesinin açık olmasına rağmen sanığın birden sol şeride geçtiğini, bu esnada yayaların geçişini tamamlayıp orta refüjdeki kaldırıma çıkmak üzereyken çarptığına ilişkin beyanları, nitekim kaza mahallinde 100 metre mesafede yaya üst geçidi bulunduğu, ancak, vatandaşlar tarafından karşıdan karşıya geçmek için konulan tel örgülerin ortasının açıldığı ve sıklıkla buradan geçiş yapıldığı, sanığın ... ilçesinde yaşadığı ve olay mahalline yabancı olmadığı dikkate alındığında kaza mahallinden geçerken bu hususu bilerek seyrini daha dikkatli sürdürmesi gerektiği nazara alındığında, sanığın yayaları görmüş olmasına rağmen aracın direksiyonunu yayaların seyir istikametinin tersi istikametine kırarak ve fren tertibatını zamanında kullanması imkanı varken hızlı şekilde araç kullanmak sureti ile olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, soruşturma evresinde alınan bilirkişi raporunun oluş ve dosya içeriğine uygun olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan yeniden hüküm kurulmuş ve sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2026 tarihinde karar verildi.