Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/3848 E. 2025/2419 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/3848
- Karar No
- 2025/2419
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1238E. - 2022/2818K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanık ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Urla 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2020 tarihli ve 2019/813 Esas, 2020/465 Karar sayılı ilamı ile 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve imar kirliliğine neden olma suçlarından yürütülen yargılama neticesinde; sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan beraatine, imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 184, 62, 51/1-3 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine, 1 yl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2, 51/1-3, 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı sanık ve katılan vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. Katılan vekilinin temyiz isteği; yasal koşulları oluşmadığı halde, suçun kanunda öngörülen cezasının alt sınırdan verilmiş olması, sanığa verilen cezada takdiri indirim nedenleri bulunmadığı halde indirim uygulanmış olması ve verilen cezanın ertelenmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR ... görevlilerince 28.11.2018 tarihinde sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı içeirsinde kaldığı tespit olunan Urla ilçesi, ... mahallesi, tapuda 210 ada 7 parsel sayılı taşınmazda yapılan denetimde, izinsiz olarak 73,30 m² ölçüsündeki tek katlı yapı yapıldığının tespiti üzerine başlatılan soruşturma işlemleri neticesinde sanık hakkında TCK’nın 184/1 maddesi ile 2863 sayılı Yasanın 65/1 ihlal etmiş olması nedeniyle TCK’nın 44.maddesinin tatbiki ile cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Sanığın Yerel Mahkeme savunmasında, suçlamaya konu taşınmazı 2017 yılında aldığını, 2018 Haziran ayına kadar buraya ruhsat almadan tek katlı yapıyı yaptığını, davaya konu yerin sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı içerisinde kaldığını bilmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece icra edilen keşif üzerine dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre, suçlamaya konu tek katlı yapının, sit alanında bulunan taşınmazda inşai ve fiziki müdahale meydana getirdiği, müdahale nedeniyle araziye kalıcı, geri dönüşümsüz zarar verildiği, Urla Tapu Müdürlüğünün 03.03.2020 tarih ve 779910 sayılı yazısı ekinde aktif pasif takyidatlı tapu kaydının beyanlar bölümünde davaya konu 210 ada 7 nolu parselin en son haliyle tamamı sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı içerisinde olduğuna dair şerhin 10/07/2018 tarih ve 7618 yevmiye numarası ile yapılan terkine bağlı olarak sit dışına çıkarılmış olması sebebiyle 2863 sayılı yasaya muhalefet suçuna dair şartların ortadan kalktığının belirtildiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; "...Taşınmazın tamamının "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak 03/10/2017 tarihinde tapuya şerh edildiği, ancak bu şerhin 10/07/2018 tarihinde terkin edildiği, daha sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 27/04/2018 tarihli yazısına göre İzmir 1 Nolu Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun 17/01/2018 tarih ve 334 sayılı kararı ile dava konusu yer haritalarda yapılan değişiklik ile "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı" olarak belirlenmiş ise de, Urla Tapu Müdürlüğü'nün 03/03/2020 tarihli cevabi yazısına göre bu tarih itibariyle tapu kayıtlarında buna ilişkin şerhin bulunmadığı, mevcut şerhin de 10/07/2018 tarihinde terkin edildiği, dava konusu yapının bilirkişi raporuna göre 17/09/2018-25/09/2018 tarihleri arasında yapıldığının dolayısıyla tapudaki şerhin 10/07/2018 tarihinde terkin edildikten sonra yapıldığı, sanığın savunmalarında bu yerin sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı içerisinde de kaldığını bilmediğini, bu hususta tapuda şerh olduğunu da görmediğini beyan ettiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 2019/658 esas ve 2020/1369 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere dava konusu yerin koruma alanında kaldığına ilişkin tapuda şerh bulunmaması ve sanık savunmalarından bu hususu bilmediğinin anlaşılması durumunda 2863 sayılı Yasa'nın 65/1 maddesinde düzenlenen suçun oluşmayacağı, zira atılı suç yönünden manevi unsurun kast olduğu ve sanığın dava konusu yerin koruma alanı olduğunu bilerek ve isteyerek fiziki müdahalede bulunması halinde suçun oluşacağı, ancak bilirkişi raporuna göre sanığın yapıyı yaptığı tarihlerde tapuda koruma alanı şerhinin bulunmadığı ve sanığın da dava konusu yerin koruma alanında bulunduğunu bilmediğini beyan ettiği, bu haliyle sanık savunmasının aksini gösterir başkaca bir delil bulunmadığından atılı suç yönünden sanığın kastından söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla sanığın üzerine atılı 2863 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan 2863 Sayılı Yasaya uyarınca 65/1. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından CMK 223/2-a maddesi gereğince atılı suçtan beraatine karar verilerek hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan beraat, imar kirliliğine neden olma suçu yönünden ise mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde; "... somut olay ele alındığında, İzmir 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 17/01/2018 tarih ve 334 sayılı kararıyla uygun bulunan ve 27/04/2018 tarihinde onaylanan ''sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı'' kararının 12/05/2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanıp, 04/05/2018 tarihinden itibaren bakanlık internet sitesinde duyurulmaya başlandığı, bilirkişi raporuna göre 17/09/2018 tarihinden sonra yapıldığı anlaşılan imalat nedeniyle tescil kararının Resmi Gazetede yayımlanması gözetilerek sanığın yerin sit alanı içerisinde kaldığını bildiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu haliyle tek yapı ölçeğinde kültür varlığına yönelik olmadığı anlaşılan tescil kararının tapuya şerhinin yapılmış olup olmamasının önem arz etmediği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 25/04/2019 tarih, 2016/11697 Esas, 2019/5620 Karar sayılı kararın da belirtildiği şekliyle, sanık tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan tek bir eylem bulunması ve 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 5237 sayılı TCK'nın 184. maddesine göre özel norm niteliği taşıması karşısında, “özel normun önceliği” ilkesi gereği eylem 2863 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilip, imar kirliliğine neden olma suçundan sanık hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan 6498 sayılı Kanun değişikliğine yönelik hatalı değerlendirme ile sanığın beraatine, imar kirliliğine neden olma suçundan ise sanık hakkında erteli hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı kabul edilmiş, Dairemizce istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan incelemede, mahallinde İnşaat, Çevre ve fen bilirkişilerinin katılımı ile yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; 17/09/2018 tarihi sonrası başlanan bina niteliğindeki izinsiz fiziki müdahalede sonucu sit alanına zarar verildiğinin bildirildiği, gözetilerek ilk derece mahkemesi hükmünün tamamen kaldırılmasına, suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak özel normun önceliği ilkesi gözetilerek eylemine uygun düşen 2863 sayılı yasaya aykırılık suçundan cezalandırılmasına" gerekçeleriye katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden mahkumiyetine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre "17.09.2018 - 25.09.2018 tarihleri arası" olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında "04.02.2019" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışlığı kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Urla 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.03.2025 tarihinde karar verildi.