Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/528 E. 2023/2625 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2022/528
Karar No
2023/2625
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2019 E., 2020/2249 K. SUÇLAR : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararları kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz Talebinin Esastan Reddi ile Hükümlerin Onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2017 tarihli ve 2017/82 Esas, 2017/340 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sürücü belgelerinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2018/2019 Esas, 2020/2249 Karar sayılı kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucu, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi kararların kaldırılarak sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba; sanık ... hakkında ise, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.01.2022 havale tarihli ve 2021/1002 sayılı, "Temyiz Talebinin Esastan Reddi ile Hükümlerin Onanması" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafinin Temyiz İsteği; 1. Sanığın kusurunun bulunmadığına, sanığın en fazla tali kusurlu bulunabileceğine, 2. Eksik incelemeye, kazanın diğer sanığın alkollü olmasından kaynaklandığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3. Tayin edilen ceza miktarına, müvekkil açısından gerek bilinçli taksir yönünde değerlendirme yapılması gerekse de müvekkile yüklenen kusur oranının ve ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği yönündeki değerlendirmelerin hatalı ve somut durumla bağdaşmadığına, 4. Sanığın beraatine, aksi kanaatte olunması halinde müvekkili hakkında lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasına karar verilmesi talebine, İlişkindir. B. Sanık ... Müdafinin Temyiz İsteği; 1. Eksik incelemeye, 2. Kusur tespitine, sanığın kusurunun bulunmadığına, diğer sanığın asli kusurlu olduğuna, 3.Sanığın alkollü olmasının kazaya etken olmadığına, 4.Sanığın bilinçli taksire neden olan bir eylemi olmadığı gibi basit taksire neden olan eylemi de bulunmadığına, 5.Kararların yasa ve usule aykırı olduğuna, İlişkindir. C. Katılanlar Vekillerinin Temyiz İsteği; 1.Sanık ... hakkında, eyleminin basit taksir değil, bilinçli taksirle işlendiğinin kabulü doğrultusunda ceza tayin edilmesi gerektiğine, 2. Kazanın oluşumuna sebebiyet veren bir diğer hususun, ...’ın alkollü bir şekilde ... kullanması olduğuna, sanığın kaza anı itibariyle, limit üstü 0,73-0,90 promil alkollü olduğundan eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğunun kabulünün gerektiğine, sanık ...'in yargılamaya konu olaya sebebiyet veren ihlaller ile aynı sebeplerle ve diğer ihlalleri nedeniyle, olay tarihi öncesinde de birçok kez yaptırım ile karşılaşmış olduğuna, ancak, daha öncesinde söz konusu yaptırımlara konu eylemleri neticesinde, yargılamaya konu olay benzeri bir olay meydana gelmemesi; sanığın bilgisine, yeteneğine, tecrübesine daha fazla güvenmesine neden olduğuna, 3.Sanıklar hakkındaki cezaların üst hadden belirlenmesi gerektiğine, eksik ceza tayin edildiğine, böylesi ağır sonuçlar doğuran bir olayda; her iki sanığın pek ağır kusurlarını değerlendirmeden ve alt hadde yakın olacak şekilde verilen, kamu vicdanını rahatlatmayan ve hakkaniyete aykırı olan istinaf mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiğine, 4.Kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. D. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği; "...Sanık ...'ın olay mahallindeki kavşağa geldiğinde, kendi istikametine yanan kırmızı fasılalı ışık yandığını gördüğü zaman durup beklemesi ve geçiş önceliğine uyması gerekirken, kırmızı fasılalı ışığı dikkate almadan ve durmaksızın kontrolsüzce kavşağa girerek sola dönüş yapmak istemesi sonucu kazaya sebebiyet verdiği, sanığın kırmızı fasılalı ışığı gördüğü zaman mutlaka durması ve kavşak kollarındaki trafiği kontrol ederek, gideceği yolun açık olduğunu gördükten sonra yeniden hareket etmesi gerektiğini bilmesi, durmadığı taktirde başka bir araçla çarpışacağını, kazaya neden olabileceğini ve sonuçunda ölüm ve yaralanmaların gerçekleşebileceğini öngörmesi gerektiği, ancak sanık aldığı alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini tamamen kaybetmese de emniyetli bir şekilde ... sürme becerisinin azalması nedeniyle yasal sınırın üzerinde aldığı alkole bağlı kendisinde oluşan aşırı rahatlık ve güven hissiyle, dikkatinin azalmasıyla seyir yönüne yanan kırmızı fasılalı trafik ışığına dikkatini veremeyip, ışık sistemine aldırmayarak ve kavşak kollarındaki trafiği de gerektiği şekilde kontrol etmeden, görüşe engel bir durum olmadığı halde görüş açısında bulunan aracı ve yanan far ışıklarını da göremeyerek hatalı biçimde kavşağa girip sola dönüş yapmak istemesi sonucu meydana gelen olayda bilinçli taksirle hareket ettiği sübut bulmuştur. Zira, Sanık yasal sınırın (0.5 promil) üstünde alkollüdür. Sanık iradesiyle aldığı alkolün verdiği rahatlık ve güven hissiyle, dikkat azalmasıyla ... kullanmış ve kontrolsüzce kavşağa girmiştir. Sanık ışık kontrollü kavşakta kendi istikametine yanan kırmızı fasılalı ışığa aldırmamıştır. Bir başka deyişle yanan ışık nedeniyle önce durması ve kavşak kollarındaki trafiği kontrol edip yolun açık olduğunu gördükten sonra yeniden hareket etmemiştir. Sanığın aldığı alkolün etkisiyle güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği kabul edilmese de, güvenli ... sürme becerisi önemli ölçüde azalmıştır. Dikkat eksikliği ve algılamada hata neticesinde görüşe engel bir durum olmadığı halde görüş açısında bulunan aracı ve yanan far ışıklarını da görememiştir. Sanığın aldığı alkol miktarı ve oluşa göre; ihlal ettiği trafik kuralları sanık ...' da alkolün etkisiyle dışa yansıyan olumsuz davranışlar olarak yoğunlaşmış taksir halinin varlığını göstermektedir. Bu nedenlerle, Sanık ...'ın eyleminde bilinçli taksir halinin varlığı sabit olduğu halde, yazılı gerekçe ile TCK'nın 22/3. maddesi gereğince cezasında artırım yapılmaması suretiyle sanığa eksik ceza tayininde hukuki isabet görülmemiştir..." gerekçelerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2017 tarihli ve 2017/82 Esas, 2017/340 Karar sayılı kararı ile; "...Sanık ...'in yönetimindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, hızını ve sürüşünü meskun mahal şartlarına göre ayarlamayarak, seyir istikametine sarı fasılalı ışık yandığı halde kavşağa hızını azaltarak dikkatli ve kontrollü biçimde yaklaşmadığı bu haliyle seyrine göre soldan kırmızı fasılalı ışığa rağmen kontrolsüzce kavşağa giren ...'ın kullandığı otomobilin ön kesimi ile aracının sol yan kesimine çarpması sonucu yüksek hızının etkisi ile savrulup sağdaki kaldırıma çıkarak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarptığı, olaydaki dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle kusurlu olduğu, Sanık ...'ın yönetimindeki otomobil ile, gece vakti meskun mahalde seyri sırasında aydınlatmanın olduğu olay mahalli kavşağa geldiğinde kendi seyir istikametine kırmızı fasılalı ışık yandığı halde durup trafiği kontrol etmeden karşı yönden gelen aracın hız mesafesini dikkate almadan dikkatsiz ve hatalı biçimde kavşağa girerek sola dönüş yapmak istemesiyle sanık ...'in kullandığı, otomobilin sol yan kesimine aracının ön tarafı ile çarptığı, çarptığı ...'in kullandığı otomobilin savrularak kaldırım üzerinde yürümekte olan müteveffalara çarpması sonucu ölümlerine neden olduğu olayda dikkatsizliği tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle kusurlu olduğu, müteveffalar ... ve ...'ın oluşa etken hatalı tutum ve davranışları bulunmadığından kusurları olmadığı, sanıklar ... ve ...'ın eşdeğer kusurlu olduklarının belirtildiği, Sanıkların eşdeğer kusurlu olarak taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verdikleri anlaşılmış, sanıkların işlemiş oldukları suçun cezasından kurtulmaya ve daha az ceza almaya yönelik savunmalarına dosyadaki diğer kanıtlar karşısında itibar edilmemiş, Olayın oluş şekli, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporlarının içerikleri ve tüm dosya kapsamı, birlikte değerlendirildiğinde sanıkların kusurlarının tek başına meydana gelen neticeyi öngördüklerinin kabulüne yeterli olmaması nedeniyle bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması için gerekli şartlarının oluşmadığı, kanaatine varılmış, Sanıkların taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olmak suçunu işledikleri kanaatine varıldığından eylemlerine uyan TCK'nın 85/2. maddesi gereğince meydana gelen zararın ve taksire dayalı kusurunun ağırlığı dikkate alınarak asgari hadden uzaklaşılarak cezalandırılmaları..." gerekçeleri ile; sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sürücü belgelerinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş olduğu, bu kararlara karşı sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. 2.Olay günü saat 01:36 sıralarında, sanık ...'ın kaza saatinden yaklaşık 1,5 saat sonra saat 03:02'de alınan alkol raporuna göre 0,68 promil alkollü vaziyette sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracı ile Çetin Emeç Bulvarını takiben gelip kendisine hitap eden kırmızı fasılalı ışıkları dikkate almayıp bir miktar yavaşlayarak sola Sokullu Mehmet Paşa Caddesine dönüş yapmak istediği esnada, aracının ön kısımları ile yine Çetin Emeç Bulvarından polis evi istikâmetine 50 km/saat olan şehir içi hız limitinin çok üzerinde yaklaşık 130 km/saat hız ile (kendi beyanına göre 100 km/s, bilirkişi raporuna göre 130 km/s) kavşak sistemine giriş yapan sanık ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın sol yan kapı kısımlarına çarpması, bu aracın da çarpmanın etkisiyle savrularak gidişi göre sağ tarafta bulunan kaldırımda arkaları dönük vaziyette yürümekte olan yayalar ... ve ...'a çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında, yayalardan ...'ın olay yerinde, ...'ın ise olaydan sonra kaldırıldığı hastanede öldüğü, kaza nedeniyle sanık ... ile sevk ve idaresindeki araçta yolcu olarak bulunan katılanlar ..., ... ve ...'in de yaralandıkları belirlenmiştir. 3. Maktullerin kesin ölüm sebebini belirleyen, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 05/11/2016 tarihli ölü muayene ve otopsi tutanağı içeriğinden, ...'ın ölümünün, trafik kazası ile husulü mümkün künt kafa ve genel beden travmasına bağlı iskelet sistemi çoklu kemik kırıkları zemininde beyin kanaması, iç organ hasarı ve iç kanama sonucu; 11/11/2016 tarihli ölü muayene tutanağı içeriğine göre de, ...'ın ölümünün, trafik kazasına bağlı künt kafa travması nedeniyle gelişen beyin dokusu ve zarları arasında oluşan kanama sonucu meydana geldiği anlaşılmaktadır. 4. Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 13/02/2017 tarihli raporunda; katılan ...'ın vücudunda herhangi bir travmatik lezyon saptanmadığının bildirildiği ancak katılanın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde kazada yaralandığını beyan ettiği, katılan ...'in ise mevcut yaralanması nedeniyle, kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığının bildirildiği, ayrıca kazada sanık ...'in de basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığına ilişkin doktor raporunun da dosyada bulunduğu görülmektedir. 5. Olay sonrası düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağından kazanın, meskun mahalde, aydınlatmanın olduğu, 9.70 m. genişliğinde, düz, eğimsiz asfalt kaplama, tek yönlü bölünmüş yolda ışık kontrollü üç yönlü (T) kavşakta, kuru zeminde, açık havada, gece meydana geldiği, mahalde azami hız limitinin 50 km/sa olduğu, sanık sürücü ...'ın 0,68 promil alkollü olduğuna dair tespitlerin olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak da, sürücü ...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 53/1-B maddesi gereği asli kusurlu olacağı, SS 466 ZZ plakalı ... sürücüsünün 2918 sayılı Kanun'un 52/1-A maddesi gereği tali kusurlu olacağı, yayaların kazada kural ihlallerinin görülmediğinin bildirildiği, soruşturma aşamasında alınan 07/12/2016 tarihli trafik bilirkişi raporunda da, sürücü ...'ın 2918 sayılı Kanun'un (sola dönüş kuralına uymamak) ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesi (alkollü ... kullanmak) kurallarını ihlal ettiğinden asli kusurlu, sürücü ...'in ise sarı fasıla yanan trafik ışıklarını dikkate almayarak ve 2918 sayılı Kanun'un 52. maddesi (aracın hızını kavşağa yaklaşırken azaltmamak) kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu oldukları, yayalar ... ve ...'ın kural ihlallerinin bulunmadığı ve görüntülere göre sanık ...'ın aracının 130 km/saat hızla seyrettiğine dair tespitlerine yer verilmiş olduğu görülmüştür. 6. Yargılama aşamasında alınan Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 05/05/2017 tarihli raporunda; "...Mevcut verilere göre; A- Sürücü ... yönetimindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, dosya kapsamındaki ifadeler ve verilerden anlaşılmakla, hızını ve sürüşünü meskun mahal şartlarına göre ayarlamamış, seyir istikametine sarı fasılalı ışık yandığı halde kavşağa hızını azaltarak, dikkatli ve kontrollü biçimde yaklaşmamış, bu haliyle, seyrine göre soldan kırmızı fasılalı ışığa rağmen kontrolsüzce kavşağa giren sürücü ...’ın kullandığı otomobilin ön kesimiyle aracının sol yan kesimine çarpması sonucu yüksek hızının etkisiyle savrulup sağdaki kaldırıma çıkarak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarptığı olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle kusurludur. B- Sürücü ... yönetimindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında aydınlatmanın olduğu olay mahalli kavşağa geldiğinde, kendi seyir istikametine kırmızı fasılalı ışık yandığı halde, durup trafiği kontrol etmeden, karşı yönden gelen aracın hız ve mesafesini dikkate almadan, dikkatsiz ve hatalı biçimde kavşağa girerek sola dönüş yapmak istemesiyle, sürücü ...’in kullandığı bu otomobilin sol yan kesimine aracının ön kesimi ile çarpması ve çarptığı bu otomobilin savrularak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarpması sonucu meydana gelen olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle kusurludur. C- Müteveffa yayalar ... ve ... yaya kaldırımında yürüdükleri esnada, kavşakta yaptığı kaza sonrası savrularak üzerlerine gelen sanığın kullandığı aracın çarpılmasına maruz kaldıkları olayda, oluşa etken hatalı tutum ve davranışları bulunmadığından aonuçta atfı kabil kusurları yoktur..." şeklinde görüş bildirilmiştir. 7. Katılan ...'ın yargılama aşamasında alınan beyanında; "Sanık ...'dan şikayetçiyim, davaya katılma talebim vardır. Olay tarihinde sanık ...'in de olduğu 4 arkadaş Çukurambar'da Öküz isimli barda oturup sohbet ettik, üç arkadaş biz alkol aldık, sanık ... ... kullanacağından dolayı alkol almadı, saat 01.30 civarında evlerimize gitmek üzere sanık ...'ın sürücülüğünü yaptığı araca bindik, ben şoförün arka kısmındaki koltukta oturuyordum, kazanın nasıl meydana geldiğini görmedim, kazadan sonra yaralandığımı anladım, ... beni ve diğer arkadaşları araçtan indirdi, yoldan geçenler de yardım için durmuştu, yerde de iki ölü olduğunu düşündüğüm şahıs vardı, bizi vatandaşlar yerde yatanları da ambulans hastaneye götürdü. Ben olay anında bulunduğum aracın hızının ne olduğunu tam olarak bilemiyorum, fakat en fazla aracın hızının 100 km olduğunu düşünüyorum..." dediği, Katılan ...'in yargılama aşamasında alınan beyanında; "Sanık ...'dan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum. Olay gecesi sanık ...'ın kullandığı araçta ön sağ koltukta sürücünün yanında oturuyordum. Çetin Emeç'ten Çankaya istikametine sanık ...'ın sürücülüğünü yaptığım araçla gidiyorduk ki en fazla hızımız saatte 90-100 km civarında idi, kavşağa geldiğimizde hızla bir ... döndü ve şoför kapısının olduğu yerden bizim araca çarptı. Sonrasında ben de yaralanmışım, ... bizi araçtan indirdi. Yoldan geçen araçlar yardım için durdular, yerde yatan iki kişiyi gördüm, ben de kendim yaralı olduğumdan herhangi bir müdahalem olamadı. Vatandaşlar bizleri hastaneye götürdü " dediği, Katılan ...'ın yargılama aşamasında alınan beyanında; "Sanık ...'dan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum. Olay gecesi sanık ...'ın kullandığı araçta arka sağ koltukta oturuyordum. Çukurambar'da bir barda buluştuk, sanık ... hariç biz üç arkadaş makul miktarda alkol almıştık, kaza yerine gelmeden kavşakta bir aracın farını gördüm, bulunduğumuz aracın hızını tam bilemiyorum ancak çok hızlı değildi. ... aracı sağa kırdı, fakat çarpışma meydana geldi, kaza nedeniyle ben de yaralandım, şoka girmiştim, ... bizleri dışarı çıkarttı, vatandaşlar yardıma geldi, ambulanslar geldi, hastaneye geldiğimizde sanık ... bir müddet hastaneye giremedi, şoktaydı, kazadan hemen sonra da iyi misiniz diye bizleri sorup araçtan dışarı çıkarmıştı, beni hastaneye yoldan geçen vatandaşlar kendi aracıyla götürmüştü" dediği, Katılan ...'ın yargılama aşamasında alınan beyanında; "Sanıklardan şikayetçiyim davaya katılma talebim vardır. Ölen ...'ın ablasıyım, olayı görmedim, sanıkların cezalandırılmasını istiyorum" dediği görülmüştür. 8. Kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi, ölü muayene tutanakları, epikriz raporları, hastane belgeleri, Genel Adli Muayene raporları, organ nakline izin ve ölü muayene tutanağı, ... ile ilgili kolluk tarafından yapılan ölçümde saat 03:02 itibariyle 0.68 promil, hastahanede yapılan ölçümde saat 03:48 itibariyle 0.39 promil alkollü olduğuna dair alkol tespit tutanağı, ...'in alkolsüz olduğuna dair kan örneği sonucu, CD izleme tutanağı, olay yeri görüntülerinin bulunduğu CD'ler, sürücü belgesi ceza detayları, geçici olarak sürücü belgesi geri alma tutanağı, sigorta poliçe suretleri ve tutanaklar dava dosyasında mevcuttur. 9. Sanıkların aşamalarda verdiği ifadelerinde, atılı suçlamaları kabul etmedikleri ve savunmalarında; Sanık ...'ın savunmasında; "Olay tarihinde saat 01:20 sıralarında sürücülüğünü yaptığım otomobil ile Çetin Emeç'ten Sokullu Caddesine girecektim, sola dönecektim, trafik ışıkları yanıp sönüyordu, sağ tarafa baktım herhangi bir ... yoktu, hareket ettiğimde hızla bir ... bana sağ ön teker tarafından çarptı, olayın şokuyla yaklaşık 5 dakika inemedim, daha sonra araçtan indim, sol tarafta karşı tarafta duvar yanında iki yaralı vardı, vatandaşlar da gelmişti, 10-15 dakika kadar sonra da ambulans geldi, olaydan önce az bir alkol almıştım, alkollü idi, olaydan sonra da gidip teslim oldum, savunmam bundan ibarettir " şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'in savunmasında; "Olay gecesi Umut, Selen ve Deniz isimli arkadaşlarla Çukurambar'da bir restaurantta oturup eğlendik, daha sonra sürücülüğünü yaptığım araçla arkadaşları alarak Çankaya'daki evlerimize gitmek üzere yola çıktık. Çetin Emeç Bulvarında seyir halinde iken sol ön kapı tarafından darbe aldım, darbeden sonra hava yastıkları açıldı, kontrolümü kaybettim ve kaldırıma çıktığımızı anladım. Ben herhangi bir şekilde alkol almadım. Hızım yaklaşık 80-90 civarı idi, kaza sonucu yolcu olarak bulunan kişiler yaralandığı gibi ben de yaralanmıştım, gözüme cam girmişti, arkadaşlara yardım edip dışarı çıkarttım, yerde yatan iki kişi vardı, yoldan geçenler yardım amacıyla durdular, önce aracımda bulunan ve yaralanan kişileri Ankara Hastanesine götürdüler, ben yaralılara yardım etmeye çalıştım, nihayet ben de bir saat kadar sonra Ankara Hastanesine tedavi amaçlı gittim. Savunmam bundan ibarettir. Benim şimdiki ifadem doğrudur, en fazla maksimum hızım 80-90 civarındadır, tahmini 100 km hızla gidiyordum beyanımı kabul etmiyorum, ben diğer sanığın kullandığı aracı kavşağa girmeden görmedim, ben her kavşağa girmeden selektör yaparım, kornoya da basarım, kavşağa geldiğimde sol taraftan darbe aldığımı anladım. Olaydan 1-1.5 saat sonra hastaneye gittim ve hastaneden o gün hiç çıkmadım, dolayısıyla saat 06:30 da ben hastanedeydim" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. 10. Ölenlerin yakınları olan ve temyiz başvurusunda bulunan katılanların sanıklardan her aşamada şikayetçi oldukları ve Mahkemece haklarında 21.03.2017 tarihinde katılma kararı verildiği; sanık ...'ın aracında yolcu olarak bulunan ve yaralandıkları anlaşılan ... ile ...'in sanık ...'ten şikayetçi oldukları, sanık ...'tan ise şikayetçi olmadıkları, ...'ın kolluk aşamasında alınan ifadesinde kimseden şikayetçi olmadığını beyan etmesine rağmen, 21.11.2016 tarihinde alınan ifadesinde sanık ...'ten şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece ..., ... ve ... hakkında 21.03.2017 tarihinde davaya katılmalarına karar verildiği, sanık ...'in yaralanması nedeniyle her aşamada sanık ...'ten şikayetçi olduğu ancak katılma isteminde bulunmadığı tespit edilmiştir. 11. Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2018/2019 Esas, 2020/2249 Karar sayılı kararı ile; "...Öncelikle kazaya ilişkin görüntüler heyetimizce de izlenmiştir. Olay mahallinde hız limiti 50 km/saattir, soruşturma aşamasında alınan 07/11/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda, eldeki mevcut verilere göre, sanık ...'ın kullandığı aracın hızı 130 km/saat olarak ölçülmüştür. Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinin 05/05/2017 tarihli raporunda ise, "sanık ...'ın mahkemede alınan ifadesinde belirttiği üzere 80-90 km. civarı video görüntüsünden daha da fazla olduğu anlaşılan bir hızla, yavaşlamadan, kontrolsüz biçimde geldiği kavşakta solundan kavşağa gelen aracı görüp sağa kaçmak istemesine karşın kazayı önleyemediği ve bu yüksek hızının etkisiyle kaldırıma çıkıp 62 metre kadar savrularak o esnada kaldırımda yürümekte olan yayalara da çarptığının" belirtildiği, buna göre; 50 km/saat hız sınırı olan yolda, idaresindeki otomobili, kaza mahalli için belirlenen yasal hız sınırının iki katını da aşacak bir hızla sevk ve idare ettiği dosya kapsamından anlaşılan sanık ... hakkında TCK'nın 22/3. maddesinde belirtilen bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, sanık ... kullandığı ... ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında aydınlatmanın olduğu olay mahalli kavşağa geldiğinde, kendi seyir istikametine kırmızı fasılalı ışık yandığı halde, durup trafiği kontrol etmeden, karşı yönden gelen aracın hız ve mesafesini dikkate almadan, dikkatsiz ve hatalı biçimde kavşağa girerek sola dönüş yapmak istemesiyle, sürücü ...'in kullandığı bu otomobilin sol yan kesimine aracının ön kesimi ile çarpmış, bunun sonucu olarak çarptığı otomobil savrulup kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarparak iki kişinin ölümüne, ayrıca ...'in aracında bulunan ve şikayetçi olan iki kişinin de nitelikli olmayacak şekilde yaralanmasına kusurlu hareketi ile neden olmuştur. Sanık ...'ın kolluk tarafından yapılan ölçümde saat 03:02 itibariyle 0.68 promil, hastahanede yapılan ölçümde saat 03:48 itibariyle 0.39 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Kırmızı fasılalı ışık ihlalinin basit taksir niteliğinde bulunduğu; ayrıca Yargıtay 12. Ceza Dairesince istikrarlı şekilde vurgulandığı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/12-712 Esas, 2019/470 Karar sayılı ve 11/06/2019 tarihli ilamında da açıklandığı gibi, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca bilimsel verilere dayanılarak istikrarlı olarak vurgulandığı üzere, vücuttaki alkol miktarının her saat ortalama 0.15 promil azaldığı nazara alındığında, lehe olan hastane ölçümüne göre kaza sırasında 0.72 promil alkollü olduğu değerlendirilen sanık ...'ın, kanında bulunan alkol seviyesi nedeni ile güvenli sürüş yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin detaylı hekim muayenesi ile belirlenmesi söz konusu olmadığı gibi suç konusu kazaya almış olduğu alkolün etkisi ile neden olduğuna ilişkin başkaca herhangi bir delil de bulunmadığı nazara alındığında, kaza sırasında yaklaşık 0.72 promil alkollü olmasının tek başına bilinçli taksirin varlığı için yeterli olmayacağından, somut olayda sanık ...'ın eyleminin bilinçli taksir niteliğinde değil basit taksir niteliğinde gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. İddia, savunma, katılanların beyanları, ölü muayene ve otopsi tutanakları, adli raporlar, kusura ilişkin raporlar, kazaya ilişkin görüntüler ile tüm dosya kapsamında mevcut delillere göre; Sanık ... yönetimindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, hızını ve sürüşünü meskun mahal şartlarına göre ayarlamamış, seyir istikametine sarı fasılalı ışık yandığı halde kavşağa hızını azaltarak, dikkatli ve kontrollü biçimde yaklaşmamış, bu haliyle, seyrine göre soldan kırmızı fasılalı ışığa rağmen kontrolsüzce kavşağa giren sürücü ...'ın kullandığı otomobilin ön kesimiyle aracının sol yan kesimine çarpması sonucu yüksek hızının etkisiyle savrulup sağdaki kaldırıma çıkarak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarptığı, kazada kaldırım üzerinde yürümekte olan ... ve ...'ın öldüğü, sanık ...'ın aracında bulunan ..., ... ve ...'in niteliksiz olarak yaralandıkları, ancak ...'ın soruşturma aşamasında şikayetçi olmadığı, buna göre sanık ...'ın iki kişinin ölümünden, sanık ...'in iki kişinin ölümü ile birlikte iki kişinin niteliksiz yaralanmasından sorumlu olduğu, Dairemizce de oluş ve dosya kapsamına uygun Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre her iki sanığında kazada eş kusurlu oldukları Dairemizce kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık ... müdafii tarafından ibraz edilen İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin hukuk mahkemesine hitaben düzenlediği raporda sanık ...'ın olayda %35 (tali) kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuna üstünlük tanınmış, İstanbul ATK raporuna itibar edilmemiştir. Olayda, suçun işleniş şekli, kusur durumu ile hak ve nesafet kuralları gözetilmek sureti ile sanıklar hakkında TCK'nın 85/2. maddesinde yer alan temel cezadan uzaklaşılması, sanık ... hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin tatbiki ve cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak cezası TCK'nın 62/1. maddesinin uygulanması gerektiği vicdani kanaatına varılarak usul ve Yasaya aykırı görülen ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak..." gerekçeleri ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucu, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi kararların kaldırılarak sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verildiği, sanık ... hakkında ise, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba sanık ... yönünden oybirliği ile, sanık ... yönünden ise oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmıştır. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi tarafından yapılan duruşmada dinlenen, Sanık ...'in savunmasında; "Öncelikle okunan belgelerde aleyhnimize olan hususları kabul etmiyorum, benim bu olayda kusurumun olmadığına inanıyorum ben düz yolumda giderken diğer ... birden yola çıkarak bana yan tarafımdan vurdu ve kaza meydana geldi, ben bu konuda gerek soruşturma aşamasında gerekse ilk derece mahkemesinde ayrıntılı savunma yaptım bunları tekrar ediyorum. ben kazadan sonra vefat edenin başında bekledim ambulans geldi ambulansa koydum hastaneye gönderdim olay yerinden ben kesinlikle kaçmadım." şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık ...'ın savunmasında; "Öncelikle okunan belgelerde aleyhimize olan hususları kabul etmiyorum, ben bu konuda gerek hazırlık aşamasında gerekse ilk derece mahkemesinin yargılama aşamasında savunma yaptım bunları tekrar ediyorum bu olay nedeniyle kusurumun olmadığına inanıyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, Katılan ... ifadesinde; "... Olayda benim kardeşim ... vefat etti, şikayetimiz devam etmektedir, sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu, Katılan ... ifadesinde; "...Olayda benim kardeşim ... vefat etti, şikayetçiyim şikayetim devam etmektedir sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ediyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. IV. GEREKÇE Yapılan inceleme neticesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi Yönünden; Sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında aydınlatmanın olduğu olay mahalli kavşağa geldiğinde, kendi seyir istikametine kırmızı fasılalı ışık yandığı halde, durup trafiği kontrol etmeden, karşı yönden gelen aracın hız ve mesafesini dikkate almadan, dikkatsiz ve hatalı biçimde kavşağa girerek sola dönüş yapmak istemesiyle, sürücü ...’in kullandığı bu otomobilin sol yan kesimine aracının ön kesimi ile çarpması ve çarptığı bu otomobilin savrularak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarpması sonucu meydana gelen ve dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle diğer sanık ... ile kazanın meydana gelmesinde eş değer oranda kusurlu olduğu olayda; sanık ...'ın kolluk tarafından yapılan ölçümde saat 03:02 itibariyle 0,68 promil, hastanede yapılan ölçümde saat 03:48 itibariyle 0,39 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, hastane ölçümüne göre kaza sırasında sanığın 0,72 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı; Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 1,00 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği, buna göre olay anında 0,72 promil olduğu tespit edilen sanık ... hakkında bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının sanık ...'ın eyleminde bilinçli taksir halinin varlığı sabit olduğu halde, yazılı gerekçe ile TCK'nın 22/3. maddesi gereğince cezasında artırım yapılmaması suretiyle sanığa eksik ceza tayinine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Dosyada mevcut trafik kazası tespit tutanağı, CD izleme tutanağı, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 05/05/2017 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, sanık ...'in sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, dosya kapsamındaki ifadeler ve verilerden anlaşılmakla, hızını ve sürüşünü meskun mahal şartlarına göre ayarlamamış, seyir istikametine sarı fasılalı ışık yandığı halde kavşağa hızını azaltarak, dikkatli ve kontrollü biçimde yaklaşmamış, bu haliyle, seyrine göre soldan kırmızı fasılalı ışığa rağmen kontrolsüzce kavşağa giren sürücü ...’ın kullandığı otomobilin ön kesimiyle aracının sol yan kesimine çarpması sonucu yüksek hızının etkisiyle savrulup sağdaki kaldırıma çıkarak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarptığı olayda; dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle kazanın meydana gelmesinde diğer sanıkla eşdeğer oranda kusurlu olduğunun doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Tayin Edilen Cezaya İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Sanık ...'in dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak eş değer kusurlu olarak kazaya sebebiyet veren sanık ... hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmamış olup, sanık ... müdafinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3. Bilinçli Taksir Hükümlerine Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden Olay günü saat 01:30 sıralarında, sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki... plakalı otomobil ile Çetin Emeç Bulvarını takiben Dikmen istikametine seyri sırasında olay mahalli Sokullu Mehmet Paşa Caddesi kavşağına geldiğinde, karşı istikametten gelip sola dönerek Sokullu Mehmet Paşa Caddesine geçmek üzere seyrine göre soldan kavşağa giren sanık sürücü ...'ın kullandığı ... plakalı otomobilin ön kesimi ile aracının sol yan kesimine çarpması ve çarpışmanın etkisiyle toplam 62 metre savrulan aracının sağdaki yaya kaldırımına çıkarak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalar ... ve ...'a çarpması sonucu iki kişinin ölümü ile hakkında şikayetçi olmayan iki kişinin yaralanmasına neden olduğu, sanığın 21/11/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği "...Saat geç olduğu için trafik tenhaydı. Ancak yine de çok hızlı gitmiyordum. Tahminen 100 km. hızla seyrediyordum..." şeklindeki beyanına göre saatte 100 km/s hızla, CD görüntülerini inceleyen bilirkişi raporuna göre 130 km/s hızla seyir halinde olan sanığın, 50 km/s hız sınırı olmasına rağmen olay mahalli kavşağa mevcut hızıyla yaklaştığı sırada, seyrine göre soldan kavşağa giren sanık sürücü ...'ın kullandığı ... plakalı otomobilin çarpıştığı olayda; sanığın 50 km/saat hız sınırı uygulaması olan yolda, idaresindeki otomobil ile kaza mahalli için belirlenen yasal hız sınırının iki katını aşacak bir hızla sevk ve idare ettiği dosya kapsamıyla anlaşıldığından; sanık ... hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasına yönelik Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 4.Lehe Hükümlere Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden Sanık ... hakkında hükmedilen hapis cezasında 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında takdiri indirim uygulandığı, Mahkemece sanığın eylemi bilinçli taksirle işlemesi ve cezanın süresi nedeniyle 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesi ile erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık görülmemiş olup, sanık ... müdafinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. C. Sanık ... Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden; Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Dosyada mevcut trafik kazası tespit tutanağı, CD izleme tutanağı, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 05/05/2017 tarihli raporu birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, kazanın meydana geliş nedeni kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında aydınlatmanın olduğu olay mahalli kavşağa geldiğinde, kendi seyir istikametine kırmızı fasılalı ışık yandığı halde, durup trafiği kontrol etmeden, karşı yönden gelen aracın hız ve mesafesini dikkate almadan, dikkatsiz ve hatalı biçimde kavşağa girerek sola dönüş yapmak istemesiyle, sürücü ...’in kullandığı bu otomobilin sol yan kesimine aracının ön kesimi ile çarpması ve çarptığı bu otomobilin savrularak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarpması sonucu meydana gelen ve dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle kazanın meydana gelmesinde diğer sanık ... ile eşdeğer oranda kusurlu olduğunun doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. D. Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri Yönünden 1.Bilinçli Taksir Hükümlerine Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden Sanık sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile gece vakti, meskun mahalde seyri sırasında aydınlatmanın olduğu olay mahalli kavşağa geldiğinde, kendi seyir istikametine kırmızı fasılalı ışık yandığı halde, durup trafiği kontrol etmeden, karşı yönden gelen aracın hız ve mesafesini dikkate almadan, dikkatsiz ve hatalı biçimde kavşağa girerek sola dönüş yapmak istemesiyle, sürücü ...’in kullandığı bu otomobilin sol yan kesimine aracının ön kesimi ile çarpması ve çarptığı bu otomobilin savrularak kaldırım üzerinde yürümekte olan yayalara çarpması sonucu meydana gelen ve dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle diğer sanık ... ile kazanın meydana gelmesinde eş değer oranda kusurlu olduğu olayda; sanık ...'ın kolluk tarafından yapılan ölçümde saat 03:02 itibariyle 0,68 promil, hastanede yapılan ölçümde saat 03:48 itibariyle 0,39 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, hastane ölçümüne göre kaza sırasında sanığın 0,72 promil alkollü olduğunun anlaşıldığı; Adli Tıp Kurumunun bilimsel verilere dayanarak oluşturduğu görüşlere ve Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, 1,00 promilden fazla alkol miktarı güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracağından, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edildiği, buna göre olay anında 0,72 promil olduğu tespit edilen sanık ... hakkında bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekillerinin sanık ... hakkında, eyleminin basit taksir değil, bilinçli taksirle işlendiğinin kabulü doğrultusunda ceza tayin edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Hükmolunan Ceza Miktarlarına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; eşdeğer kusurlu olarak iki kişinin ölümüne neden olan sanık ... ile iki kişinin ölümü ile birlikte üç kişinin yaralanmasına neden olan sanık ... hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan Bölge Adliye Mahkemesinin "suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kusur durumu nazara alınarak" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın sanık ... için 5 yıl hapis cezası, sanık ... için ise 5 yıl 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümlerde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2018/2019 Esas, 2020/2249 Karar sayılı kararında, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.09.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/528, K. 2023/2625, T. 06.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2022-528-e-2023-2625-k-1f8635df056e