Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/248 E. 2025/6491 K. – Taksirle Öldürme
Konu: Taksirle Öldürme
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/248
- Karar No
- 2025/6491
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Öldürme
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3481 E., 2020/1866 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak sanığın mahkumiyetine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafi tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan TCK'nın 85/1, 22/3, 53/6, 63 maddeleri uyarınca 5 yıl 20 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafinin istinaf talebinin kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasıyla yeniden yapılan yargılama sonucu TCK'nın 85/1, 22/3, 62, 53/6, 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği; kararın eksik araştırmaya dayalı olduğuna, bilinçli taksir uygulamasının yasal ve maddi dayanaktan yoksun olduğuna, sanığın idaresindeki aracın arızalı olduğuna dair dosya kapsamında bir tespitin bulunmadığına, sanığın hız sınırının üzerinde seyrettiği şeklindeki kabulün dayanağının bulunmadığına, kazanın bir anlık dalgınlıkla meydana geldiğine, temel cezanın üst sınıra yakın şekilde belirlenmesinin, lehe hükümlerin uygulanmamasının ve istinaf yoluna başvurmayan katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 31.08.2018 günü saat 17.25 sıralarında sanık idaresindeki otomobil ile bölünmüş tek yönlü, iki şeritli, yatay güzergahta düz ve düşey güzergahta çıkışı eğimli, asfalt kaplama, azami hız limitinin 50 km/s olduğu, meskun mahal sınırları içindeki yolda, ............ ili ...Caddesi istikametinden ... istikametine seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybederek, Askeri Kışla bitimiyle sola doğru hafif viraj bitiminde yolun sağında bulunan site önünde kaldırımda beklemekte olan yaya ...'a çarpması neticesinde yayanın ölümüyle sonuçlanan kazanın meydana gelmesinde kaza tespit tutanağında; kazanın oluşumunda sürücü ...'nun aracının bakımsızlığı nedeniyle aniden kontrolden çıktığını ve sağa yöneldiğini beyanla fren tedbirine başvuramadığı ve fren izine rastlanmadığı, teknik arızanın tespitinin ise aracın alt kısmının kaldırımda hasar görmesi nedeniyle yapılamadığı, kaza öncesi istikametine göre hafif sola virajın bitiminde bir anlık dalgınlık sonucu veya başka bir uğraştan dolayı manevra yapamadığının değerlendirildiği, buna göre 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda(2918 sayılı KTK) yer alan 52/1-b (hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak) kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, 04.10.2018 tarihli Trafik bilirkişisi raporunda; sürücü ...'nun 2918 sayılı KTK'nın 52/1-b maddesi, bağlı Yönetmeliğin "Karayollarında Trafiğin Akışı ve Karayolunun Kullanılması" başlıklı 94. maddesi ile "Hız Sınırlarına Uyma ve Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlama" başlıklı 101. maddesini ihlal etmekle asli ve tam kusurlu olduğu, yaya ...'ın ise kusurunun olmadığı yönünde kanaatin bildirildiği, Yerel Mahkemece, sanığın bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, yerleşim yeri içerisindeki hız limitini yoldan çıkmasını gerektirecek bir durum olmaksızın taşıt yolu dışındaki kaldırıma çıkacak kadar arızalı aracı ile aşarak kaza olabileceğini öngörmesi nedeni ile bilinçli taksir koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular, Bölge Adliye Mahkemesince isabetli görülmüşse de, takdir edilen temel ceza miktarı orantılılık ilkesine aykırı şekilde fazla bulunmuş, duruşma açılmak suretiyle yeniden yargılama yapılma yoluna gidilerek sanığın 5 yıl hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Sanığın aşamalarda alınan ifadelerinde olay günü araçta meydana gelen şaft ve ön aks aksamındaki arızayı fark ederek sanayiye gittiği, yoğunluk nedeniyle aracın tamir edilemediği, bu sebeple arızalı olduğunu bildiği araçla seyrine devam ettiği, sanığın kullandığı aracın 1993 model ve eski bir araç olduğu, arıza olarak beyan ettiği şaft ve ön aksın bozuk olmasının teknik açıdan güvenliği doğrudan etkileyen, sürüş yeteneği ile direksiyon hâkimiyetinde kayba yol açabilecek nitelikte arızalar olduğu, kaza anına ilişkin kamera görüntülerinin izlenmesinde sanığın yoldan çıkmasını gerektirecek harici bir unsur bulunmadığı, sanığın aşamalardaki beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu ve kazanın oluşumunun teknik arıza olarak ileri sürdüğü unsurlarla örtüştüğü, nitekim araçta yolcu olarak bulunan sanığın yeğeni tanık Ayberk'in ifadesinde kaza mahalline geldiklerinde aracın birden zikzak çizmeye başladığını beyan ettiği, bilirkişi raporu ile de sanığın yönetimindeki aracın kontrolsüz bir şekilde sağa doğru yöneldiğinin ve çarpma noktasından durma noktasına kadar fren izine rastlanmadığının belirlendiği, bu kapsamda kazanın oluşumunda aracın mevcut arızasının etkili olduğunun anlaşıldığı, sanığın aracın şaft ve ön aksında mevcut arızayı bilmesine rağmen gerekli bakım ve onarımı yaptırmadan trafiğe çıktığı, bu şekilde öngörülebilir ancak istenmeyen neticenin gerçekleşmesine sebebiyet vermesi nedeniyle eylemin bilinçli taksir altında gerçekleştirildiği belirlenmekle Tebliğnamedeki bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Sanık hakkında TCK'nın 85/1. maddesi gereği tayin olunan 4 yıl hapis cezasının 22/3. maddesi gereği 1/3 oranında artırılması sırasında hesap hatası yapılarak cezanın "5 yıl 4 ay" yerine, "6 yıl" olarak belirlenmesi ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilmesi ile netice cezasının "4 yıl 5 ay 10 gün" hapis cezası olarak tayini yerine, "5 yıl hapis cezası" olarak belirlenmesi suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1.maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasındaki "6 yıl hapis cezası" ibaresinin, "5 yıl 4 ay hapis cezası" şeklinde, "5 yıl hapis cezası" ibaresinin de "4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası" olarak değiştirilmesi suretiyle suretiyle ve diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2025 tarihinde karar verildi.