Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/8480 E. 2023/2998 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/8480
- Karar No
- 2023/2998
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2186 E., 2020/102 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 01.02.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının kasten adam öldürme, mala zarar verme, nitelikli olarak konut dokunulmazlığını ihlal etme, birden fazla kişi tarafından birlikte yağma suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında 11/02/2011 tarihinde tutuklandığını, iddianame tanzim edilerek hakkında bu suçlardan dolayı Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/242 Esasına kamu davası açıldığını, yargılama devam ederken 28/10/2011 tarihinde hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle tahliye edildiğini, yargılama sonunda Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/242- 2014/163 E.K. Sayılı kararı ile müvekkili davacının üzerine atılı suçlardan dolayı beraat ettiğini, kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin haksız tutuklu kaldığı 8 ay 17 günlük sürenin, tahliye tarihinden hüküm tarihine kadar haksız olarak uygulanan adli kontrollü olarak her gün karakola imza vermek zorunda kaldığından ve yurtdışı yasağı bulunduğundan, tahliye tarihi olan 28/10/2011 tarihinden, hüküm tarihi olan 15/05/2014 tarihine kadar olan sürenin 2 yıl 6 ay 17 gün olduğunu, bu süre içerisinde maddi ve manevi zarar gördüğünü, bu nedenlerle müvekkili adına 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi"ni talep etmiştir. 2. Davalı vekili 19.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2019 tarihli ve 2018/86 Esas, 2019/18 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.01.2020 tarihli ve 2019/2186 Esas, 2020/102 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 05.11.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü: Davacı ...'in “Kasten Öldürme, Mala Zarar Verme, Nitelikli Olarak Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme ve Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Yağma” suçlarını işlediği iddiasıyla hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 11/02/2011-28/10/2011 tarihleri arasında tutuklu kaldığı tespit edilmiştir. Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/242 Esas 2014/163 Karar sayılı ilamı ile davacı ... hakkında üzerine atılı “Kasten Öldürme, Mala Zarar Verme, Nitelikli Olarak Konut Dokunulmazlığını İhlal Etme ve Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Yağma” suçlarını işlediğinin sabit olmadığından bahisle CMK'nın 223/2.e maddesi gereğince beraatine dair karar verildiği tespit edilmiştir. Davacı vekilinin 01/02/2018 havale tarihli dilekçesi ile, müvekkili hakkında 11/02/2011-28/10/2011 tarihleri arasında uygulanan tutuklama koruma tedbirinin ve tahliye edildikten sonra hükmün kesinleşmesine kadar uygulanan adli kontrol tedbirinin haksız olduğu iddiasıyla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile 50.000.00 TL maddi tazminat ve 50.000.00 TL manevi tazminat ödenmesine, ödenecek tazminata hakkın doğum tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına yönelik olarak talepte bulunduğu tespit edilmiştir. Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/04/2018 tarihli 2011/242 Esas sayılı cevabi yazısından, davacının beraatine ilişkin 15/05/2014 tarihli kararın sanık ... sanık müdafinin yüzüne karşı açıklandığı, kararın 13/12/2017 tarihinde kesinleşmiş olduğu, kesinleşme şerhli kararın davacıya veya davacı vekiline tebliğ edildiğine ilişkin bir belge olmadığı, bu kapsamda 01/02/2018 tarihinde açılan derdest davanın, 5271 sayılı CMK'nın 142/1 maddesinindeki “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” hükmü uyarınca yasal süresi içinde açıldığı, davacının oturduğu yer itibarıyla mahkemenin yetkili olduğu, davacı hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturma neticesinde, hakkında beraat kararı verildiği anlaşılan davacının tutuklanmasında herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığı, dosya arasına celp edilen adli sicil kaydına göre davacının sabıkalı olduğu ve yine UYAP Bilişim Sistemine kayıtlı dosyalarına göre Burhaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/86 esas sayılı dava dosyasında Silahla Tehdit suçundan dolayı hakkında mahkumiyet kararı verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, yapılan inceleme ve araştırma sonucunda davacı hakkında uygulanan derdest dosyaya konu 11/02/2011-28/10/2011 tarihleri arasındaki tutuklama koruma tedbiri ile ilgili olarak maddi manevi tazminat istemiyle açılmış başka herhangi bir dava bulunmadığı, SGK Kayıtları ile UYAP sistemi üzerinden ve oturum yeri itibariyle kolluk vasıtasıyla yapılan sosyal-ekonomik araştırmaya göre davacının; orta okul mezunu olduğu, lokanta işlettiği, aylık ortalama 2.000 TL geliri olduğu, ayrıca davacının babasına ait olan 15 dönümlük zeytin bahçesini kullandığı, bahçenin gelirinin her yıl değişkenlik gösterdiği ancak 2017 yılı itibariyle 100.00TL gelir elde ettiği, davacının evli olduğu ve bakmakla yükümlü olduğu eşi ve bir çocuğunun bulunduğu, 1 Adet Lifan Marka 2014 model motosiklet ve Mondıal Marka 2012 model motosikleti olduğu, davacının Gömeç Kaymakamlığı Mal Müdürlüğünde vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu, 14/04/2010-31/03/2011 tarihleri arasında Kahvehane işletmeciliği yaptığı, 29/02/2012-31/03/2016 tarihleri arasında Büfe işletmeciliği yaptığı, 01/03/2017 tarihinde de Lokanta işletmeciliği yaptığı, davacının 05/2015-31/03/2016 tarihleri arasında ve 01/03/2017 tarihinde başlayıp devam eden 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalılığı bulunduğu, davacı adına kayıtlı herhangi bir taşınmaz olmadığı, Davacının tutuklu kaldığı sürede uğradığı gelir kaybının hesaplanması için tanzim ettirilen bilirkişi raporunda, dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden davacının 14/04/2010 tarihi itibari ile kahvehane işletmeciliği yaptığının ve ''mükellefin bu işi dışında başka bir işinin veya gelirinin bulunup bulunmadığı'' bilgisi için herhangi bir beyanda bulunmadığının, 31/03/2011 tarihi itibariyle resen terkinin yapıldığının, kahvehane işletmeciliği yaptığı dönemde de herhangi bir vergi levhası ve gelir bildiriminin görülmediğinin, dolayısıyla dosyada mevcut olan deliller itibariyle, davacının tutaklanma tarihi olan 11/02/2011 tarihi ile vergi mükellefiyetinin resen terkin edildiği tarih olan 31/03/2011 tarihleri arasında herhangi bir gelir kaybının tespit edilmediğinin, bu nedenle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplamanın yapıldığının, yapılan bu hesaplamaya göre de, tutuklandığı dönemde bekar ve çocuksuz olan davacının toplamda tutuklu kaldığı 260 günlük süre için asgari geçim indirimi dahil 5.517.52 TL, asgari geçim indirimi hariç 4.979.86 TL maddi tazminat hakkına sahip olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir. Davacının,11/02/2011-28/10/2011 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/242 Esas 2014/163 Karar sayılı ilamı kapsamında, davacının üzerine atılı suçtan beraatine dair karar verildiği, kararın 13/12/2017 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 144. maddesinde sayılan tazminat isteyemeyecek kişilerden olmayan ve davasını yasal süresi içinde ikame ettiği anlaşılan davacının tutuklu kaldığı süre içinde uğradığı zararlara karşılık 5271 sayılı CMK'nın 141/1-a maddesi uyarınca tazminat isteminin yerinde olduğu, ancak CMK'nın 141.maddesinde maddi ve manevi tazminat istenecek hallerin sınırlı olarak sayıldığı, soruşturma veya kovuşturma aşamasında uygulanan koruma tedbirlerinden adli kontrol tedbirinin maddi veya manevi tazminat istemeyi gerektirecek tedbirler arasında sayılmadığı, bu nedenle davacı hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan süre içinde uğradığı zararlara karşılık talep ettiği tazminat isteminin yerinde olmadığı belirtilmiştir. CMK'nın 141. maddesi dikkate alındığında davacının, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan dönem içinde uğradığı zararlarına karşılık tazminata hükmedilemeyeceği, tutuklu geçirdiği süreye ilişkin uğradığı zararlar açısından da, tazminat talebinin dayanağını oluşturan Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/242 Esas 2014/163 Karar sayılı dosyasında davacının tutuklu kaldığı sürenin tamamının Balıkesir 2.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/12/2010 tarih 2010/231 Esas 2010/214 Karar sayılı dosyasında hükmedilen hapis cezasından mahsup edildiği dikkate alınarak, davacının haksız olarak tutuklu kaldığı sürenin başka bir cezasından mahsup edilmesi hallerinde davacının sosyal ve ekonomik durumu, beraatına karar verilen davada üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı ile tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak makul ve sembolik bir tazminata hükmedilebileceği yönündeki Yargıtay'ın süreklilik oluşturan içtihatları doğrultusunda, hak ve nesafet kuralları kapsamında, söz konusu davanın kısmen kabulü ile, davacının tutuklu kaldığı süre açısından 300,00 TL maddi tazminata ve 300,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, taleple bağlı kalınarak, davacı vekilince istemde bulunulduğu şekilde, hakkın doğum tarihi olan davacı hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği 13/12/2017 tarihinden itibaren maddi ve manevi tazminat miktarlarına yasal faiz uygulanmasına, davacı vekili lehine CMK'nın 142/9 maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü: ''1-Davalının tutuklulukta geçen süresi Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/231 Esas ve 2014 Karar sayılı Ek kararı ile mahsuba konu olduğundan yerel mahkemenin haksızlığı belirlemek amacıyla sembolik bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi yasaya ve hukuka uygun ise de; davacı hakkında 28/10/2011 tarihinde yargılamanın devamında ve tahliye sırasında 2 adli kontrol kararı verildiği ve hükümle sanığın beraatine 15/05/2014 tarihinde karar verildiği ve fakat adli kontrol kararlarının devamına karar verilmiş olduğu ve davacı hakkındaki adli kontrol kararlarının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2016/5185 Esas 2017/5014 Karar sayılı ilamıyla 13/12/2017 tarihinde kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle davacı hakkında beraat kararı verildiği halde adli kontrol kararlarının devamına karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar CMK'nın 141 ve devamı maddeleri kapsamında Adli Kontrol kararları sebebiyle tazminata hükmetmek mümkün değil ise de; beraat kararıyla birlikte adli kontrol kararlarının devamı karar vermenin yasaya aykırılık teşkil ettiği 1. Ceza Dairesinin 2016/5185 Esas ve 2017/5014 Karar ilamında belirtildiği dikkate alındığında ve CMK'nın 141/3 maddesi kapsamında değerlendirme yapılabileceğinden, davacının maruz kaldığı bu durum sebebiyle hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2-Davacı dava dilekçesinde hakkın doğumu tarihinden faiz talep ettiği yerel mahkemenin bu durumu kesinleşme tarihi olarak kabul etmiş ise de; davacının haksızlığa maruz kaldığı tarihin tutuklama tarihi 11/02/2011 tarihi olduğu ve faiz talep tarihinin bu tarih olması ve hükümde ise 13/12/2017 olarak yazılması, 5271 Sayılı Kanunun 280/1-d ve 303/1-f maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte eksiklikler olduğundan, istinaf yoluna başvurulan hüküm fıkrasının; a) (2) nolu bendinde yazılı "300 TL" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "5.000 TL" ibaresinin eklenmesi, b) (2) nolu bendinde yer alan ''13/12/2017" tarihinin hükümden çıkartılarak yerine ''11/02/2011" tarihinin getirilmesi suretiyle CMK' nın 280/1-d ve 280/1 (a) madde delaletiyle CMK 303/1-f maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURULARININ DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, '' karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/242 Esas, 2014/163 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının kasten öldürme suçundan 11.02.2011-28.10.2011 tarihleri arasında 259 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 15.05.2014 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 13.12.2017 tarihinde kesinleştiği, 28.10.2011-13.12.2017 tarihleri arasında her gün imza atmak ve yurtdışına çıkmamak adli kontrol tedbirlerinin uygulandığı, davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. Davacının tutuklulukta geçirdiği sürelerin tamamının Balıkesir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2015 tarih, 2010/231 Esas, 2010/214 Karar sayılı ek kararı ile mahsup edildiği anlaşılmıştır Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; Hükmedilen Maddi ve Manevi Tazminat Miktarının Az Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup durumu tazminata engel oluşturmamakla birlikte, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği hususu göz önünde bulundurulduğunda, davacının tazminata esas ceza dava dosyasında tutuklu kaldığı sürenin tamamının davacının başka bir mahkumiyetinden mahsup edildiği anlaşılmakla davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, tazminat talebinin kısmen kabulü yönünde verilen kararın dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz istemi reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.01.2020 tarihli ve 2019/2186 Esas, 2020/102 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bergama Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2023 tarihinde karar verildi.