Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/7460 E. 2025/4530 K. – Taksirle Öldürme

Konu: Taksirle Öldürme

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/7460
Karar No
2025/4530
Karar Tarihi
Konu
Taksirle Öldürme

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI :2018/1041 E., 2019/1461 K. SUÇ :Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; 5271 sayılı Kanunun 280/1.maddesi uyarınca kararın kaldırılması sonucu verilen beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Esastan ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan kurum vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 22/6, 62/1. Maddeleri uyarınca 1yıl 15 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddeleri uyarınca beraatlerine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; beraat kararlarının hukuka aykırı olduğuna, gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan ve deliller incelenmeden hüküm kurulduğuna, sanıkların çocuklarının bakımına önem vermeyip taksirle ölümüne sebep olduğuna, sanıkların daha önce benzer şekilde bebeklerinin ölümüne sebep verdiklerine, bu bakımdan sanıkların taksirle öldürme suçunu işlediğinin sabit olduğuna, bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'ın eşinin öldüğü ve 10 yıla yakındır iki çocuğu ile birlikte yaşadığı, ...'nın evli olan ve aynı zamanda halasının oğlu olan diğer sanık ... ile bir süredir gayri resmi bir birliktelik yaşadığı, bu birliktelik sonucu ölen ... bebeğin dünyaya geldiği, bebekten yalnızca ev bireyleri olan aynı zamanda duruşmada tanık olarak dinlenen sanık ...'nın çocukları ... ve ... ile diğer sanık ...'un haberinin olduğu, olay günü 09/07/2016 tarihinde ...'nın çocuğa mama verdiği sırada bir anda çocuğun kötüleştiği, ...'nın durumu hemen ...'a bildirdiği, ...'un da nefes almakta zorlanan bebeği hastaneye götürmek için taksi çağırdığı, bu sırada resmi nikahlı eşi olan ...'yı da çağırarak bir sıkıntı çıkarsa çocuk resmi eşindenmiş gibi önlem almak istediği, ...'nın gelmesi ile çocuğu hastaneye götürdükleri, adli muayene raporundan da anlaşılacağı üzere bebeğin hastaneye ölü olarak götürüldüğü, ... Adli Tıp İhtisas Kurulunun 11.01.2017 tarihli raporunda bebeğin ölümünün akciğer enfeksiyonuna bağlı olarak meydana gelmiş olduğuna ilişkin tespit yapıldığı, yargılama sırasında dinlenen tanıkların beyanlarına göre sanık ...'nın çocuğa çok iyi baktığı, mamasını verdiği ve çocukla ilgilendiği, diğer sanık ...'un da eve gelip gittiği ve çocukla ilgilenerek ihtiyaçlarını karşıladığının anlaşıldığı, sanıklar da savunmalarında çocukla ilgilendiklerini her türlü ihtiyacını karşıladıklarını belirterek, bilerek ve isteyerek çocuklarını öldürmediklerini belirtmiş olsalar da savunmalarının mahkemece inandırıcı bulunmadığı, zira sanık ...'nın hamilelik süresince ve sonrasında hiç doktora gitmediği, bebeği evde tek başına doğurduğu, öte yandan adli sicil kaydındaki ilama göre sanık ...'nın bundan bir kaç yıl önce diğer sanık ...'tan olma bir kız çocuğu dünyaya getirdiği, ancak bu kız çocuğunun da 2 ay gibi kısa bir süre sonra öldüğü ve ATK raporuna göre yetersiz beslenme sonucu öldüğünün belirtildiği, bu nedenle sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, yani sanık ...'nın bu eyleminin ilk eylem olmadığı, geçmişte de hemen hemen aynı nitelikte bir eyleminin daha olduğu anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında her ne kadar alt soyu öldürme suçundan kamu davası açılmış ise de tüm dosya kapsamına göre sanıkların eylemlerinin taksirle ölüme neden olmak suçu kapsamında kaldığı, zira sağlıksız bir doğum ve sonrasında gerekli tıbbi tedbirlerin alınmaması nedeniyle oluşan akciğer enfeksiyonu sonucu bebeğin öldüğü, oysaki her türlü sağlık hizmetinin herkese ücretsiz sunulduğu, buna rağmen sanıkların muhtemelen toplumsal baskıya maruz kalacaklarını düşünerek ısrarla tıbbi destek almaktan kaçındıkları, böylelikle sanıkların eyleminin TCK 85/1. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu anlaşıldığından ek savunma da alındıktan sonra sanıkların eylemlerine uyan TCK'nın 85/1.maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir. Ölümün meydana gelmesinin istenmemesine rağmen sanıklar objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmek suretiyle bebeğin ölümüne neden olduklarından, bu anlamda önceki doğum ve ölüm nedeniyle tecrübe sahibi oldukları ve benzer bir akıbetle karşılaşabileceklerinin bilincinde olmalarına rağmen vakitlice sağlık kuruluşlarına başvurmadıkları, bu çerçevede sanıkların eylemlerinin bilinçli taksirle gerçekleştirdiği anlaşılmakla sanıkların cezalarından TCK 22/3. maddesine göre takdiren 1/3 oranında artırım yapılmıştır. Sanıkların bilinçli taksirli hareketleri sonucu öz çocuklarının ölümüne neden oldukları, taksirli hareket sonucu ortaya çıkan bu neticenin münhasıran sanıkların kişisel ve ailevi durumlarını olumsuz yönde etkileyerek mağdur olmalarına yol açtığı anlaşıldığından sanıklar hakkında hükmolunan cezadan TCK 22/6-2. cümlesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır.

2. Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde, sanık ...'nın diğer sanık ...'un dayısının kızı olduğu, sanık ...'nın eşinin 2008 yılında ölmesi üzerine sanık ... ile imam nikahı ile birlikte yaşamaya başladığı, bu birliktelikten hamile kalarak evde tek başına doğum yaptığı, hamileliği süresince hiç doktora gitmediği gibi doğumu da evde tek başına yaptığı, bebeğin canlı olarak dünyaya geldiği, ...'nın yaşının ilerlemiş olması ve strese girmesi nedeniyle sütünün gelmemesi nedeniyle bebeği hazır mama ile besledikleri, olay günü sabah saatlerinde evde iken bebeğin birden fenalaştığı ve sanık ... tarafından hastaneye götürülmesine rağmen öldüğü, hastanede görevli doktorlar tarafından ölümün şüpheli bulunması nedeniyle kolluk görevlilerine haber verildiği, klasik otopsi yapılıp kesin ölüm sebebinin belirlenebilmesi için ... Adli Tıp Kurumundan rapor istendiği, düzenlenen gerekçeli ve dosya ile uyumlu rapora göre; bebeğin ölümüne etki edebilecek harici bir etkene rastlanmadığı, ölümün bebekte mevcut akciğer enfeksiyonuna bağlı olarak gerçekleştiği, bebekteki bu rahatsızlığın hekim olmayan kişilerce anlaşılamayabileceğinin bildirildiği,

Somut olayda sanıkların eylemlerinin ne olduğu ve bu eylemlerinin suç teşkil edip etmeyeceği değerlendirildiğinde, Sanık ..., ... ile resmi nikahlı evli olup, sanık ... ile imam nikahlı olarak birlikte yaşadığı, sanıkların akraba oldukları,sanık ...'nın eşinin 8 yıl kadar evvel öldüğü, ilk evliliğinden 4 çocuğunun bulunduğu, sanıkların aile ve komşu çevrelerinde bu durumları nedeniyle dışlandıkları, sanık ...'nın etraftan utandığı için doktora gitmediği, kızları ile görüşmediği, hamileliğini herkesten sakladığı bu durumun kendisinde utanma ve strese neden olduğu, eğitim ve ekonomik seviyelerinin zayıf olması nedeniyle kendilerine bakamayan sanıkların bebeğe de gereği gibi bakamadıkları fakat her iki sanığın bebeğe karşı ellerinden geleni yaptığı, kendi ekonomik güçlerini aşar nitelikte olmasına rağmen hazır mama ile bebeği beslemeye çalıştıkları, bu çabalarına rağmen doğum kilosu düşük olan bebeğin kendisinde mevcut akciğer rahatsızlığının hızlı bir şekilde ilerlemesi sonucu öldüğü, Sanık ... ile aynı evde yaşayan ilk evliliğinde olma çocukları ... ve ... beyanlarında, anneleri olan sanık ...'nın bebeğe karşı iyi davrandığını, elinden geldiğince bakmaya çalıştığını, herhangi bir kötü davranışı olmadığını, diğer sanık ...'un da gelip çocukla ilgilendiğini bildirdikleri, Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas kurulu raporunda da, bebeğin ölümünün harici bir etken ile meydana gelmediğini, bebekte mevcut akciğer enfeksiyonuna bağlı olarak ölümün meydana geldiğini, rahatsızlığın ani gelişim gösterebileceğini ve bunun hekim olmayanlarca anlaşılabileceğini bildirmiş olması karşısında; sanık ...'nın hamilelik döneminde hastaneye gitmemek, bebek dünyaya geldikten sonra doktora muayene ettirmemek şeklinde gerçekleşen eyleminin ve diğer sanık ...'un da buna itiraz etmemesinin taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulmalarını gerektirmediği, sanıklar arasında yaşanan birliktelik toplumun bazı kesimlerince ahlaki olarak kınanabilir nitelikte ise de ceza hukuku anlamında cezalandırmayı gerektirici nitelikte bulunmadığından, sanıkların unsurları oluşmayan suçtan dolayı ayrı ayrı beratlerine karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varıldığından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak sanıkların ayrı ayrı 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla,Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde karar verildi

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/7460, K. 2025/4530, T. 14.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-7460-e-2025-4530-k-5e189a45cc5e