Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/7116 E. 2023/5707 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/7116
- Karar No
- 2023/5707
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/3926 E., 2019/2920 K. HÜKÜM : İlk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davanın kısmen kabulüne TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 11.09.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının terör örgütü üyeliği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında 25/11/2016-08/12/2016 tarihleri arasında 14 gün gözaltında kaldığını, 15/05/2017 tarihinde takipsizlik kararı verildiğini, 16/11/2016 tarihinde Valilik İl Güvenlik Komisyonu tarafından güvenlik kartına el konulduğunu, davacının çalıştığı Akdeniz Güvenlik Hizmetleri A.Ş'deki iş akdinin feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini, nişanlısının davacıyı terk ettiğini, silahlı özel güvenlik belgesinin iptal edildiğini, daha sonra 14/08/2017 tarihinde silahsız özel güvenlik görevlisi çalışma izni verildiğini, 9 ay işsiz kaldığını, maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek 1.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın en yüksek yasal faiz uygulanarak davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili 26.09.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2017 tarihli ve 2017/275 Esas, 2017/364 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2017/3926 Esas, 2019/2920 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 6 ncı maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; 1 . Davacının güvenlik kartına el konulması sebebiyle uğradığı zararların giderilmesi gerektiğine, 2. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, İlişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; Davacı ...'nın daha önce Akdeniz Güvenlik Hizmetleri A.Ş'de özel güvenlik elemanı olarak çalışmaktayken İzmir Cumhuriyet Savcılığının 2016/105222 sayılı soruşturma dosyasında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatıldığı, 25.11.2016 tarihinde gözaltına alındığı, 08/12/2016 tarihinde yurt dışı çıkış yasağı konulmak suretiyle serbest bırakıldığı, evrakın tefrik edilerek 2017/15117 soruşturma sırasına kaydedildiği, 15/05/2017 tarih, 2017/15117 Soruşturma ve 2017/23480 Karar sayılı kararında müsnet suçu işlediğine ilişkin yeterli delil olmadığı belirtilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına kararı verildiği, kararın 26/07/2017 tarihinde kendisine tebliğ edildiği, davacı vekilinin yasal süre içinde 11/09/2017 tarihinde verdiği dava dilekçesi ile tazminat talebinde bulunduğu, davacının silahlı özel güvenlik çalışma izni ve kimlik belgesinin İzmir Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonunun 16/11/2016 tarihli kararı ile iptal edildiği, bu iptal üzerine Akdeniz Güvenlik Hizmetleri A.Ş tarafından 08/12/2016 tarihinde iş akdinin feshedildiği, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi üzerine İl Özel Güvenlik Komisyonunun 14/08/2017 tarihli kararı ile kendisine silahsız özel güvenlik görevlisi çalışma izni verildiği anlaşılmıştır. Dinlenen uzman bilirkişi ibraz ettiği 31/10/2017 tarihli raporunda: Davacının daha önce Akdeniz Güvenlik Hizmetleri A.Ş'de çalışmakta olduğunu belirterek aldığı maaş üzerinden davacının gözaltında kaldığı 25/11/2016 - 08/12/2016 tarihleri arasında ödenmesi gereken tazminat miktarının 755,30 TL olduğunu belirtmiştir. Gözaltı öncesinde davacı Akdeniz Güvenlik Hizmetleri A.Ş'de özel güvenlik görevlisiyken gözaltında kaldığı süre içinde kendisine maaş ödemesi yapılmadığından davacının gözaltında kaldığı süre içinde hak ettiği ve ödenmeyen maaş miktarının 755,30 TL olduğu belirtilmiş olup, 755,30 TL'nin maddi tazminat olarak 25/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden tahsili ile davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davacının gözaltında geçirdiği süre, sosyal ve ekonomik durumu, atılı suçun niteliği dikkate alındığında 800,00 TL manevi tazminatın hak ve nasafet ilkelerine uygun makul bir miktar olacağı kanaatine varıldığından 800,00 TL manevi tazminatın 25/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden tahsili ile davacıya verilmesine; manevi tazminat konusunda fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; '' İstinafa konu dava koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebi olup, talep konusu CMK.nın 141 ve devamı maddelerinde düzenlemiştir. Davacı özel güvenlik görevlisi olarak çalışmakta iken FETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılmış, 25/11/2016 tarihinde göz altına alındığı, 16/11/2016 tarihinde Valilik İl Güvenlik Komisyonu tarafından güvenlik kartına el konulduğu, iş akdinin feshedildiği, 08/12/2016 tarihinde serbest bırakıldığı, 15/05/2017 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilen dava dosyasında 25.11.2016-08.12.2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığı anlaşılmaktadır. Davacının maddi tazminat kayıpların tespiti için yerel mahkemenin yaptırmış olduğu bilirkişi incelemesi sonucunda, bilirkişinin dosyaya sunduğu raporu tüm dosya kapsamıyla uyumlu olup, davacının maddi kaybının gözaltında kaldığın döneme ilişkin olarak 755,30 TL olup bu miktarın maddi tazminat olarak hüküm altına alınması gerekmiştir. Davacının manevi tazminat miktarı belirlenirken, objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı kaldığı süre, gözaltı tarihi olan 25.11.2016 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi suretiyle tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespit etmek gerekmiş olup, dairemizde yapılan değerlendirme sonucunda manevi tazminat miktarını 2.000 TL belirlemek suretiyle hüküm kurulmuş fazlaya ilişkin talepler ise reddedilmiştir.'' IV. GEREKÇE Tazminat talebinin esasını oluşturan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/15117 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 25.11.2016-08.12.2016 tarihleri arasında 13 gün gözaltında kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 15.05.2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1. Davacının güvenlik kartına el konulması sebebiyle uğradığı zararların giderilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesine göre ''suç soruşturması veya kovuşturması sırasında'' uygulanan koruma tedbirlerine karşı devlet aleyhine tazminat davasının açılabileceği belirtilmiş olup, gözaltı tarihinde özel güvenlik görevlisi olan davacının gözaltı koruma tedbirinden sonra İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 16.11.2016 tarihli kararı ile davacının özel güvenlik görevlisi çalışma izni ve kimlik kartının iptal edilmesine dair karar verildiği, bu işlemin idari işlem niteliğinde olduğu ve koruma tedbirinden kaynaklanmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz istemi reddedilmiştir. 2. Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2017/3926 Esas, 2019/2920 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.