Yargıtay · 12. Ceza Dairesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/7235 E. 2023/5375 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/7235
Karar No
2023/5375
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1032 E., 2019/658 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı 02.05.2016 tarihli beş adet dava dilekçesinde özetle; Endüstri Holding A.Ş., SAYHA Holding A.Ş., Alpek Holding A.Ş., Kübra Holding A.Ş. Ve Kaldera Holding A.Ş. 'ye ait satın aldığı bir kısım hisse senetlerine karşılık bir miktar Alman Markı ödediğini, sonradan yapmış olduğu araştırmalarda adı geçen şirket yöneticilerinin kendilerini dolandırdıklarını, Yasaya ve mevzuata aykırı şekilde şirket hisselerini halka arzettiklerini ve bu şekilde haksız surette para aldıklarını öğrendiğini, bunun üzerine vermiş olduğu paranın iadesini bir çok kez talep etmiş olmasına rağmen iade edilmediğini, bu nedenle şirket ve sorumluları hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayette bulunduğunu, soruşturma yapıldığını, ancak soruşturmalarda özensiz davranıldığını, delillerin toplanmadığını ve bu sebeple de takipsizlik kararları ile sonuçlandığını, bu kararlara yapılan itirazların ise reddedildiğini, savcılık ve Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu kararları nedeniyle hizmet kusuruna dayalı olarak İdare Mahkemesi nezdinde açılan davalarının reddedildiğini, kararın temyiz incelemesinin Danıştay 10. Dairesince yapıldığını ve onandığını, bu nedenle savcılık aşamasında soruşturmayı yürüten ihbar olunan Cumhuriyet savcısı ve söz konusu kararları veren mahkeme hakimleri ile Danıştay üyelerinin bu şekildeki yargısal faaliyetleri nedeniyle kusurlu davrandıklarını, bu sebeple zarar gördüğünü iddia ederek, ayrı ayrı 117.000,00 Alman Markı karşılığı TL, 371.800,00 Alman markı karşılığı TL, 237.627,00 Alman Markı karşılığı TL, 53.254,00 TL, 72.776,00 TL maddi, her bir dava için de ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. 2.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 23.06.2016 tarih, 2016/44-2016/34, 2016/48-2016/38, 2016/51-2016/41, 2016/50-2016/40, 2016/49-2016/39 sayılı kararlarıyla davalar hakkında görevsizlik kararı verilerek dosyalar Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, açılan beş ayrı birleştirilerek görülmüştür. 3. Davalı vekili cevap dilekçelerinde özetle; davanın süresinde olmadığını, dava konusu yapılan tüm savcılık ve mahkeme kararları hukuki denetimden geçmiş olduğunu, hizmet kusuru, şahsi kusur ve hukuki yanlışlık bulunmadığından tüm kararlar onandığını savunarak de davaların reddini talep etmiştir. 4.Birleşen dosyalarda Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2018 tarihli ve 2018/294 Esas, 2018/385 Karar sayılı kararı ile davaların reddine karar verilmiştir. 5. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2019/1032 Esas, 2019/658 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2021 tarihli 2019/132063 sayılı tebliğnamesi ile temyiz talebinin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz istemi; dolandırılması nedeniyle yaptığı suç duyuruları sonucunda takipsizlik kararları verildiğine, yeterli araştırma yapılmadığına, açılan davalarda sanıkların beraat ettiklerine dolayısıyla tazminat koşullarının oluştuğuna ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü: Mahkeme gerekçesinde "Her ne kadar davacı dava dilekçesinde, Konya ve Cihanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığının yeterli işlem yapmadığını, suç duyurularını işleme almadığını, gerekli önlem ve tedbirleri almadığını yolsuzluklar ve düzenbazlıkları örtbas ve sümen altı ettiğini, Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin de itirazı reddettiğini belirtmiş ise de, hem mezkur KYO kararı hem de Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin KYO kararına yapılan itiraz neticesinde verdiği "red" kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, Cumhuriyet savcısı ve Ağır Ceza Hakimlerinin CMK'nın 141/3 üncü maddesi kapsamında kişisel kusur, haksız fiil veya sorumluluklarını doğuran bir ihlallerinin bulunmadığı, Bununla birlikte KYO kararlarının 08.11.2005 ve 28.07.2005 tarihli, itirazın reddine dair kararın ise 02.01.2006 tarihli olduğu, CMK'nın 141/3 üncü maddesinin 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6545 sayılı Kanunun 70 inci maddesi ile CMK'nın 141 inci maddesine eklendiği, CMK'nın 144/1-b maddesinde sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeyeceğinin açıkça düzenlendiği, davacının davasının dayanağını oluşturan CMK'nın 141/3 üncü maddesinin yürürlüğe giriş tarihinin de yukarıda sayılan KYO ve ret kararlarından sonra olduğu da anlaşıldığından tazminat isteyemecek davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir." denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü: İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Tazminat davasının dayanağını oluşturan Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/28675, 2005/15262, 2006/24429, 2006/14241, Cihanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığının 2005/275 sayılı soruşturma dosyalarında davacının yukarıda bahsi geçen şirket yöneticileri tarafından dolandıırıldığından bahisle suç duyurusunda bulunduğu, soruşturma dosyalarının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar ile neticelendiğini, davacının talebinin hakim ve savcıların hukuki sorumluklarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Dosya içerisinde mevcut kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlardan anlaşıldığı üzere, davacının dafeten aynı hususlarda suç duyurusunda bulunduğu, Cumhuriyet Başsavcılığınca iddialar hakkınd daha evvel kamu davaları açıldığının karar içeriklerinde yer aldığı, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara karşı davacının yasal yollara başvurduğu ve itirazlarının reddedildiği değerlendirildiğinde, davacının somut olarak bir fiil isnadında bulunmadığı değerlendirildiğinde işlemlerin yargısal faaliyetler çerçevesinde yerine getirildiği, tazminat koşullarının oluştuğuna dair herhangi bir delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci maddesinde ki "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce suç soruşturması ve kovuşturması sırasında yapılan her türlü işlem veya alınan karar nedeniyle hâkimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında hukuk mahkemelerinde açılan ve hâlen derdest olan tazminat davasına ilişkin dosyalar mahkemesince, Yargıtay incelemesinde bulunan dosyalar ise esası incelenmeksizin ilgili dairece yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilir." şeklideki düzenleme dikkate alındığında, 18.06.2014 tarihinden önce suç soruşturması ve kovuşturması sırasında hakim ve Cumhuriyet savcılarının işlemlerinden ötürü tazminat istemeyeceği gibi bir sonuca ulaşılamayacağı, yalnızca davaların görüleceği mahkemelere yönelik değişiklik yapıldığı dikkate alınmadan 5271 sayılı Kanunun 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeyeceğinden bahisle de davanın reddine karar verilmesi sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 26.09.2019 tarihli ve 2019/1032 Esas, 2019/658 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/7235, K. 2023/5375, T. 05.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-ceza-dairesi-2021-7235-e-2023-5375-k-d44a895b6ffe